Kıbrıs Türk Restorancılar Birliği (RES-BİR), Kıbrıs Türk halkının ve Kuzey Kıbrıs’ta yaşayan, çalışan ve yatırım yapan insanların maruz kaldığı hukuki belirsizliklerin ve giderek artan baskının, tüm uluslararası temaslarda en güçlü şekilde dile getirilmesi için Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’a çağrı yaptı.

Birlik'ten yapılan yazılı açıklamada, Kıbrıs sorununun uzun yıllardır siyasi müzakere süreçleri çerçevesinde ele alındığı ifade edilerek, federasyon, iki devletli çözüm, güven artırıcı önlemler, sınır kapıları ve müzakere başlıklarının yıllarca gündemin merkezinde yer aldığı kaydedildi.

“Ancak bugün gelinen noktada yeni ve son derece önemli bir süreç başlamıştır. Artık Kıbrıs meselesinde hukuk, siyasetin önüne geçirilmekte; ceza hukuku siyasi bir baskı aracı olarak kullanılmaktadır.” denilen açıklamada, Rum Yönetimi’nin uzun süredir planlı ve sistematik bir şekilde bu stratejiyi uygulamaya koyduğu ifade edildi.

Önce Simon Aykut’un tutuklanması, ardından Kuzey Kıbrıs’taki emlak sektörüne yönelik uluslararası uyarılar ve soruşturmalar, müteahhitlerin, yatırımcıların ve emlak şirketlerinin hedef alınmasının bu sürecin ilk örnekleri olduğu kaydedilen açıklamada, şöyle devam edildi:

“Bugün ise sınır kapısında, eşdeğer bir taşınmazın satışı sırasında yalnızca vekâleten imza attığı belirtilen diplomatik pasaport sahibi bir Kıbrıslı Türk’ün ‘tanık’ sıfatıyla ifadeye çağrılması, ancak buna rağmen kendisine ‘sanık olmayacağı’ yönünde hiçbir güvence verilmemesi, hukuki baskının kapsamının giderek, genişletildiğini göstermektedir.”

Bu gelişmelerin tesadüf olmadığı belirtilen açıklamada, Rum Yönetimi’nin, 2006 yılında Ceza Yasası’nın 154. Faslına eklediği 303A maddesiyle, “kayıtlı malikin rızası bulunmaksızın bir taşınmazın satılması, kiralanması, pazarlanması, reklamının yapılması veya bu işlemlere aracılık edilmesini suç kapsamına aldığı” ifade edildi.

Açıklamada, Ceza Yasası’nın 281. maddesinin de, “kayıtlı malikin izni olmaksızın taşınmazdan herhangi bir şekilde yararlanılmasını suç olarak değerlendirebilecek geniş bir çerçeve ortaya koyduğu” kaydedildi.

-“Hukuki risk alanının giderek genişlediği inkâr edilemez bir gerçektir.”

Hukuki risk alanının giderek genişlediğinin inkâr edilemez bir gerçek olduğu vurgulanan açıklamada, meselenin yalnızca inşaat sektörü olmadığı, Kuzey Kıbrıs ekonomisinin omurgasını oluşturan tüm sektörlerin, doğrudan veya dolaylı şekilde bu hukuki risk ortamından etkilenme potansiyeli taşıdığı ifade edildi.

Konunun yalnızca birkaç yatırımcının veya birkaç şirketin sorunu olmadığı belirtilen açıklamada, bu meselenin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ekonomisinin geleceğini, yatırım güvenliğini, çalışma hayatını ve uluslararası hareket serbestisini yakından ilgilendiren çok daha geniş kapsamlı bir mesele olduğu kaydedildi.

-“Devletimizin tüm kurumlarının ortak hareket etmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur”

Öztürkler: “BM Kıbrıs Türk halkına karşı tarafsızlığını kanıtlamalı, izolasyonlar için somut adım atmalı”
Öztürkler: “BM Kıbrıs Türk halkına karşı tarafsızlığını kanıtlamalı, izolasyonlar için somut adım atmalı”
İçeriği Görüntüle

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres’in, Kıbrıs konusunda yeni diplomatik girişimler yürüttüğü, kişisel temsilcinin yoğun temaslarda bulunduğu dönemde, Rum Yönetimi’nin hukuku, siyasi baskı aracı hâline getiren uygulamalarının uluslararası platformlarda güçlü şekilde gündeme getirilmesi gerektiği belirtilen açıklamada, “Bu gelişmeler karşısında devletimizin tüm kurumlarının ortak hareket etmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur.” denildi.

Bugün yaşananların yalnızca birkaç dosyadan ibaret olmadığına, bu sürecin, yarın çok daha geniş kesimleri etkileyebilecek sonuçlar doğurma potansiyeline sahip olduğuna dikkat çekilen açıklamada, “Sayın Cumhurbaşkanımızın, Kıbrıs Türk halkının hak ve menfaatlerini kararlılıkla savunacağına olan inancımız tamdır.” vurgusu yapıldı.