Meclisten verilen bilgiye göre, Öztürkler, Zelenskiy’nin bu ifadelerinin diplomatik nezaketle bağdaşmadığını, Türkiye’nin Kıbrıs Türk halkına yıllardır kesintisiz destek verdiğini ve bölgesel barış için kritik bir rol üstlendiğini belirterek, tarihi gerçekleri daha iyi okuması gerektiğini söyledi.

Türkiye’nin yalnızca Kıbrıs’ta değil, Karadeniz’den Akdeniz’e uzanan geniş bir coğrafyada istikrar sağlayan bir aktör olduğunu vurgulayan Öztürkler, Zelenskiy’nin bu çıkışının özellikle Tahıl Koridoru Anlaşması’nda Türkiye’nin oynadığı hayati rol göz önüne alındığında “gerçeklerle bağdaşmadığını” ifade etti.

Türkiye’nin savaşın en kritik dönemlerinde dahi tarafları masaya oturtarak küresel bir gıda krizinin önüne geçtiğini hatırlatan Öztürkler, Rus ve Ukrayna yetkililerini aynı masaya oturtan ve esir takasını gerçekleştiren liderin Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olduğunu unutmaması gerektiğini söyledi.

AB Dönem Başkanlığı’nın Güney Kıbrıs’a devredildiği törende Türkiye’nin adada “işgalci” olarak gösterilmesini de eleştiren Öztürkler, bu yaklaşımın siyasi manipülasyon olduğunu dile getirdi.

“Federasyonu kabul etmeyiz”
“Federasyonu kabul etmeyiz”
İçeriği Görüntüle

Öztürkler, adada bugün huzur ve güven ortamının sağlanmasının tek sebebinin Türk askeri olduğunu, çözümsüzlüğün sorumlusunun ise Rum yönetiminin yıllardır süren uzlaşmaz tutumu olduğunu belirtti.

Törende Maraş’a ait görsellerin kullanılmasının da tepki çektiğini söyleyen Öztürkler, bu tür sembolik hamlelerin AB’nin tarafsızlık iddiasıyla çeliştiğini ifade etti. Vakıf malı olan Maraş’ın AB liderleri önünde Rumlar tarafından siyasi propaganda malzemesi yapılmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı.

-“Maraş’ın bu halde olmasının sorumlusu Rum Yönetimi “

Maraş’ın bugün bu halde olmasının sorumlusunun, yıllarca bölgenin açılmasına engel olan Rum Yönetimi olduğunu söyleyen Öztürkler, Türkiye ile KKTC hükümetinin Maraş konusunda gerekli açılımları hayata geçirdiğini belirtti.

Öztürkler, törende Kıbrıs Türk halkının 1963’ten itibaren yaşadığı kayıpların, acıların ve toplu saldırıların görmezden gelindiğini ifade ederek, “Eğer bir şey gösterilecekse, Rumların Kıbrıslı Türklere uyguladığı zulüm ve insanlık dışı saldırılar gösterilmeliydi” dedi.

AB’nin bu tarihi gerçekleri yok sayarak Rum tarafının söylemlerini sahiplenmesinin, birliğin çifte standart uyguladığının en açık göstergesi olduğunu söyleyen Öztürkler, AB’nin Güney Kıbrıs’ın söylemlerini sorgulamadan sahiplenmesinin çözüm sürecine katkı sağlamadığını, aksine taraflar arasındaki güveni zedelediğini kaydetti.