Haftalık Kathimerini gazetesi, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’in Kıbrıs müzakerelerini yeniden başlatma çabalarına ilişkin “uzlaşılanları, sürecin anahtarı olarak öne çıkardığını ve "temkinli iyimser olduğunu” aktardı.

Güney Kıbrıs’taki Yunan savaş uçakları ve deniz kuvvetleri varlığı kalıcılaşıyor
Güney Kıbrıs’taki Yunan savaş uçakları ve deniz kuvvetleri varlığı kalıcılaşıyor
İçeriği Görüntüle

Gazete, Nikos Hristodulidis ile yaptığı söyleşiyi “Yakınlaşmalar Yeni Çözüm Zemini” başlığıyla manşete çekti.

Gazeteye göre, Hristodulidis Rum Yönetimi Başkanı olduğu günden beri eski başkanlarından Vasos Lissaridis’in sıklıkla söylediği “müdahillerin çıkarlarını kullanmalıyız” parametresini ana hedef olarak belirlediğini belirtti.

-“Türkiye’nin karşılıksız herhangi bir şey alması da bir şey alıp sonra Kıbrıs sorununda hiçbir şey yapmaması da söz konusu değil”

“Türkiye’nin çözümden faydalanacağını hissetmemesi halinde Kıbrıs sorununun çözümüne ilerlemeyeceği” görüşünü sıklıkla dile getirdiğini hatırlatan Hristodulidis, Türkiye’ye böyle bir fayda sağlayabilecek tek unsurun Avrupa Birliği olduğunu söyledi. Vizelerin serbest bırakılması, TC-AB Gümrük Birliği’nin geliştirilip güncellenmesi ve AB ile genel iş birliğinin Ankara için çok önemli olduğunu söyleyen Hristodulidis, şöyle devam etti:

“Dolayısıyla somut bir strateji başlattık. İlk başta Avrupa Komisyonu’ndan bir temsilci atanmasını başardık şimdi Komisyon Başkanlığı’ndan yeni bir atama hazırlığındayız. Geçen hafta Avrupa Birliği-Batı Balkanlar Toplantısı çerçevesinde gittiğimiz Karadağ’da bazı isimler ile de görüştük. Bu çaba BM Genel Sekreteri’nin Ankara ziyaretinden sonra, Mart ayında daha da yoğunlaştı. Kıbrıs sorununu TC-AB ilişkileriyle hizalamaya çalışıyoruz. 2024’te bu bağlantının Avrupa Konseyi kararlarına girmesi için büyük mücadele verdik, bugün bu durumdayız.”

Nisan 2024 Avrupa Konseyi kararlarına aşamalı, orantılı ve geri dönüşü olmayacak şekilde gelişecek bir yaklaşım yer aldığını söyleyen Hristodulidis “Türkiye’nin karşılıksız (Kıbrıs sorununda) herhangi bir şey alması da bir şey alıp sonra Kıbrıs sorununda hiçbir şey yapmaması da söz konusu değil. Ankara’ya herhangi bir şey verilmesi için önce Kıbrıs sorununda somut ilerleme olması gerekir. Şu anda tam da bunun üzerinde çalışıyoruz.” dedi.

-“Bu çabanın anahtarı Kıbrıs sorununda varılan yakınlaşmalardır”

Hristodulidis gazetenin, çözüm çerçevesiyle ilgili sorusuna karşılık, BM Genel Sekreter Antonio Guterres’in Ankara’da Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesinden birkaç gün sonra mart ayında Brüksel’de yaptıkları görüşmede sürecin nasıl ilerleyeceğini görüştüklerini kaydetti. “Nasıl ilerleyeceğimizi görüştük ancak umut vaat eden ve çok iyimser olduğum bu çabayı riske atmamak için detay vermek istemiyorum” diyen Hristodulidis şunları da söyledi:

“Bu çabanın anahtarı Kıbrıs sorununda varılan yakınlaşmalardır. Hatırlatırım ki Sayın Erhürman da 4 maddesinde yakınlaşmaların korunması gerektiğinden söz etti, ki bu bizim de değişmez tezimizdir. İlk günden beri ben de bunu söyledim. Yakınlaşmalar ortak yaklaşımdır.”

Hristodulidis’e, bir söyleşisinde “Türkiye’nin Crans Montana’da kalınan yerden özlü görüşmelere yeşil ışık yakmış göründüğünü” söylediğini hatırlatan gazete, oysa edinilen bilgilerin “yapıcı belirsizlikten söz ettiğini ne Crans Montana’ya ne çözüm şekline atıf yapıldığını” belirterek “haritalandırılmamış, belirsiz çerçevede bir sürece mi giriyoruz? Sürecin önü açılsın ve ilerleme olsun diye İki bölgeli iki toplumlu federasyonun ötesinde bir şeyi görüşmeye niyetli misiniz?” sorusunu yöneltti.

-“Kıbrıs sorununda yapıcı belirsizlik tehlikeli”

Sözlerine “kesinlikle hiçbir yapıcı belirsizlik yok. Kıbrıs sorununda yapıcı belirsizlik tehlikelidir bunu, İngilizlerin malum 'constructive ambiguity' olarak bilinen yapıcı belirsizliği bulunan 2004’te yaşadık” diyerek başlayan Hristodulidis şunları ekledi:

“Şu anda devam etmekte olan çabada Kıbrıs sorununun özüne atıf yapılıyor, yapıcı belirsizlik olamayacak büyük başlıklara atıf yapılıyor. Örneğin güvenlik ve garantiler konusunda Türkiye’nin garantörlük hakları ya olacak ya da olmayacak. Ara yol ya da yapıcı belirsizlik yok. En küçük bir belirsizlik içeren bir sürece girmemiz veya bir sonuca varmamız söz konusu değil. Kıbrıs halkına karşı çok net olmak için birçok kez söylediğim bir şey daha: Çözümün içeriğini öncelikle ben kabul etmeliyim. Kıbrıs halkını tatmin edeceğini düşünmediğim bir sonuca varırsam -çünkü bana herhangi bir sonuç dayatılmasına müsaade etmeyeceğim- halkın önüne koymayacağım.

Devam etmekte olan çabanın hedefi, açık kalacak meselelerin-ki geriye kalacak konular olacaktır- Kıbrıs sorununun çözümünü bozabilecek meseleler olmamasıdır. Örneğin Kıbrıs sorununun ana başlıkları yönetim, güvenlik, garantiler, mülkiyet ve topraktır. Şu anda yapılan görüşmeler Kıbrıs sorununun özüyle ilgilidir. Paralel ve aynı zamanda size daha önce söylediğim TC-AB ilişkileriyle ilgili bu çok somut ön hazırlık ve görüşme de yapılıyor. Hedefimiz, her zaman bu iki sahayı birbirine bağlamaktı ve artık bu bağlantının pratikte uygulanmakta olduğunu görüyoruz.”

Hristodulidis, Rum halkına karşı dürüst olmak istediğinin altını çizerek, “Kıbrıs sorununun çözümü tamamen adil olmayacak çünkü bir çözümün tamamen adil olabilmesi için 1974 öncesi durumu tesis etmesi gerekir. Zannederim bir müzakere ile o noktaya gelemeyeceğimizi herkes anlar. Önemli olan, varacağımız çözümün işleyebilir ve sürdürülebilir olmasıdır.” dedi.

-“Kıbrıs sorununda en büyük fırsat kaybı 1960’taydı”

Hristodulidis, Kıbrıs sorununda en büyük fırsat kaybının 1960 olduğuna inandığını belirterek “Samimi olalım, bana göre çözümün en temel unsuru iki tanedir. İşleyebilir olması, yani devletin gerek içte gerek dışta işlemesi ve sürdürülebilir olması. Kıbrıs Helenizm’ini tekrar bir sınamaya sokmam ve çözümden beş yıl sonra 1963’tekine benzer bir duruma sürüklenmemiz söz konusu değildir.” ifadelerini kullandı.

Nikos Hristodulidis siyasi irade olması halinde yılsonuna kadar çözüm hedefinin gerçekleşebileceğini, kapsamlı çözüm olmasa bile en azından çözüm yönündeki siyasi iradenin bozulamayacağı bir durum oluşacağını söyledi.

Bugünkü durumun Rum halkının ve “Kıbrıs Cumhuriyetinin” geleceğini güvence altına almadığını belirterek, Gazze’de Ekim 2023’ten beri yaşananları örnek gösteren Hristodulidis, bugünün 2004’tekinden çok farklı olduğunu, artık AB üyesi olduklarını, izledikleri dış politikanın Kıbrıs sorunuyla doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi.

-“Son fırsatlara çok da inanmıyorum”

“Son fırsatlara çok da inanmıyorum, bu sözü geçmişte birçok kez işittik. Ancak yeni bir başarısızlığın olumlu bir gelişme olmayacağı da kesin” diyen Hristodulidis tarihsel olarak Kıbrıs çözüm planlarına bakıldığında, 1960 öncesinde bile, her başarısızlığın ardından sunulan çözüm planının öncekinden daha kötü olduğunun görüleceğine işaret etti. Hristodulidis, “katılmış olduğum Crans Montana sürecinde geçmiştekilerden daha iyi birçok yakınlaşma ve maddeler vardı. Bu bizim müzakere kabiliyetimizden kaynaklanmadı. Sebep, çok somut bir işleyiş çerçevesi belirleyen Avrupa’ydı. Avrupa gerçeğinin Kıbrıs sorununun çözümüne güvenli genel çerçeveyi belirleyeceğine inanıyorum.” dedi.

-“Kazakistan liderliğinin aleni uluslararası hukuktan yana söylemlerinin ayrı bir değeri var”

Hristodulidis, Hindistan ve Kazakistan’a yaptığı ziyaretlere değinirken “Kazakistan liderliğinin aleni uluslararası hukuktan yana söylemlerinin Kıbrıs Cumhuriyeti için ayrı bir değeri var” vurgusunu yaptı.

Fransa ile imzalanan SOFA anlaşmasının bu ülke ile savunma ve güvenlik alanlarındaki stratejik iş birliğinin derinleşmesi demek olduğunu, hem Fransız askerlerinin Güney Kıbrıs’ta konuşlanmasına gerekli kurumsal çerçeveyi getirdiğini belirten Hristodulidis, “Fransa ve Kıbrıs olarak AB’nin stratejik özerkliğiyle ilgili ortak Avrupa hedefimizin başarılmasında belirleyici katkı koyuyoruz” dedi.

Hristodulidis, Yunanistan ile Güney Kıbrıs arasında deniz altından elektrik bağlantısı kurulması projesinin (Great Sea Interconnector/GSI) stratejik gereklilik ve enerji politikalarının ana bacaklarından biri olduğunu kaydetti.