banner913
banner932
banner964

"Guterres görev süresinin sonuna kadar Kıbrıs sorununu çözmek niyetinde"

banner476

Rum Dışişleri Bakanı Kombos, BM Genel Sekreteri Guterres’in, Temmuz ayında yaptıkları görüşmede kendisine “görev süresi bitmeden çözüm hedefiyle Kıbrıs soruna yeniden müdahil olmak niyetinde olduğunu söylediğini belirtti

banner974
"Guterres görev süresinin sonuna kadar  Kıbrıs sorununu çözmek niyetinde"

banner971
Rum Dışişleri Bakanı Konstantinos Kombos, haftalık Kathimerini’ye verdiği söyleşide BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in, Temmuz ayında New York’ta yaptıkları görüşmede kendisine “görev süresi bitmeden çözüm hedefiyle Kıbrıs soruna yeniden müdahil olmak niyetinde olduğunu söylediğini” öne sürdü.
Gazetenin “Guterres’in Niyeti Görev Süresinin Sonuna Kadar Kıbrıs Sorununu Çözmek” başlığıyla söyleşide Kombos Guterres’in, bu niyetini baş başa görüşmelerinde değil başkalarının önünde söylediğini ve “Türkiye’nin niyetinin netleşmesi şartı ile temsilci atayarak Kıbrıs sorununa yeniden müdahil olma niyetinde olduğunu” da iddia etti.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın şu ana kadar verdiği “değişim” mesajlarını “belli belirsiz” olarak niteleyen Kombos “yasadışı” olarak nitelediği KKTC’deki inkişaf nedeniyle endişeli olduğunu belirterek “bu gelişmelerle mümkün olduğunca başa çıkabilmek için kapsamlı bir paket” çalışmaları olduğundan söz etti.
Kombos Guterres ile baş başa görüşmelerinin nasıl gerçekleştiği sorusuna “kendisinden, bizim tarafla ilgili olabilecek sorularını cevaplamak için yalnız kalmamızı istedim. Yine Genel Sekreter’e bizzat açmak istediğimiz bazı konular vardı. Daha fazlasını anlatamam” cevabını verdi.
Genel Sekreter’in Kıbrıs sorununa bu yaklaşımında BM düzeyindeki çabalarının etkili olduğuna inanç belirtti.
Genel Sekreter’in Kıbrıs sorununa nasıl müdahil olacağı sorusuna karşılık “Türkiye’nin niyetini netleşmesi şartıyla bir temsilci atayarak Kıbrıs sorununa yeniden müdahil olma niyetini dile getirdi. Genel Sekreteri, Sayın Erdoğan ile gerçekleşmesini beklediği görüşmede kendisinden bazı cevaplar isteye isteyecekti.  Bundan anladığım şu ki Genel Sekreter bizim tarafın niyetlerine ikna oldu ve bu nedenle öteki tarafın, özellikle Türkiye’nin cevaplarını ve bundan sonra atacağı adımları görmeyi bekliyor.”
Genel Sekreter’in Rum tarafından istediği bir şey olup olmadığı sorusuna Kombos “Bütün taraflardan olumsuz ortam ya da emrivaki yaratmayacak eylemlerde bulunmalarını bekliyor. Bu önemlidir çünkü Maraş, MEB veya Ara Bölge’de olacak herhangi bir şey ortamı tersine çevirir. Kıbrıs Türk tarafına yönelik, iyi niyet hareketleri de denilebilecek önlemlerle ilgili tartışmalar var. Öteki tarafın tavrıyla ve süreçteki bütün ilerlemeyle bağlantılı bir dizi bu tür önlem üzerinde çalışıyoruz” dedi.
 Bunları Genel Sekreter’in mi istediği sorulduğunda “Genel Sekreter sordu biz de gündelik hayatla ilgili, olumlu ortam yaratabilecek önlemler üzerinde çalıştığımızı izah ettik. Ancak istenilen dengedir, yani iki devlet söylemini cesaretlendirmemek ve müzakerelerin yeniden başlaması etkisi yaratacak olumlu ortamı güçlendirmek.” diyen
Kombos, bu noktada daha net bir şey söylemesi istendiğinde “Hayır, bu kadar” diyerek reddetti, Rum tarafının somut bir şey isteyip istemediği sorusuna “en kısa sürede temsilci atamasını istedik çünkü bu, müzakere sürecinin yeniden başlaması için daha iyi olur” cevabını verdi.
Rum yönetiminin New York’tan beklentisi sorulduğunda “ Liderlerin Genel Sekreter’le görüşmesini ve özellikle temsilci ataması gibi özlü bir sonuç bekliyoruz” diyen Kombos New York’ta üçlü görüşmenin kesinleşip kesinleşmediği sorusuna olumsuz cevap verdi.
“Kendisine (Guterres’e)  müzakerelerin Crans Montana’da koptuğu yerden, müzakere konusu Guteres Çerçevesi olacak şekilde yeniden başlaması isteğimizi ilettiğinizde tepkisi ne oldu” sorusuna karşılık Kombos şunları söyledi:
“Üst düzeyli hiçbir görüşmemizde bizim tarafın bu konuda nerede durduğu meselesi gündeme getirilmedi. Tutumumuz, Guterres Çerçevesi’nin 6 maddesinin görüşülmesi sırasında duran sürecin Crans Montana’da koptuğu noktadan yeniden başlamasıdır. 6 maddede anlaşmaya varılmadığını hatırlatırım.”
Gazetenin “Guterres’in bu tezle hiçbir sorunu yok mu?” sorusuna “yalnız Guterres tarafından değil hiç kimse tarafından bu meseleyle ilgili hiçbir tutum belirtilmedi” cevabını veren Kombos Genel Sekreter’in AB’nin müdahil olması inisiyatifine nasıl baktığı sorusuna şu cevabı verdi:
“Rekabet olarak görmüyor, faydasını anlıyor. AB düzeyinde hareketlilik olmasa Genel Sekreter’in yeniden meşgul olması için ne değişecekti?  Hiçbir şey. Bu nedenle AB düzeyindeki çabamızın hareketlilik yarattığını ve Genel Sekreter’in bu aşamada söylediklerini etkilediğini düşünüyoruz.”
Kombos “AB’nin müdahiliyeti ile daha fazla beklediğimizin ne olduğunu da daha aktif müdahil olmasını istediğimizi sordu mu?” sorusuna “Evet. Özellikle Sayın DiCarlo tarafından, bu yaklaşımın AB’nin geçmişte oynadığı rolden farklarını detaylarıyla anlatmamız istendi. Düşüncemiz ve ikisinin birbirine rakip olmadığı tezimiz izah edildi” cevabını verdi.
Avrupa temsilcisi atanması konusunda yeni bir şey olup olmadığı sorusuna karşılık Kombos “görüşme masasında duruyor. Biz özlü müzakerelerin yeniden başlamasını istiyoruz. Süreç temsilci gerektiriyor ve eskiden BM kanalıyla atanırdı. Buna Avrupa temsilcisi de eşlik ederse daha iyi olur” dedi.
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile yaptığı telefon görüşmesinden herhangi bir şey çıkıp çıkmadığı sorulduğunda ise “Sayın Blinken ile Kıbrıs sorunu, Kıbrıs sorununun Ukrayna meselesindeki net tavrı, ikili ve bölgesel konular üzerine 30 dakikalık bir telefon görüşmesi yaptım. İki bölgeli iki toplumlu federasyona destek beyan etti ve iki devlet tartışmasını reddetti. ABD’nin müzakerelerin yeniden başlamasına nasıl katkı koyabileceğini öğrenmek istedi” cevabını verdi. Bunların ne olabileceği sorusuna karşılık da “Türk tarafına, BM Genel Sekreter’in temsilci atayabileceği mesaj alabileceği baskılar yapılabilir” dedi.
Konstantinos Kombos Ekim ayındaki Avrupa zirvesine sunulacak Türkiye-AB ilişkileri raporunun önemine vurgu yaparak “Önemli olan Kıbrıs sorunu ve Türk-Yunan ilişkilerinin Türkiye-Avrupa ilişkileri dengesinin parçası olmasıdır” ifadesini kullandı. Raporda Türkiye’ye yönelik teşvik demeti yer alıp almayacağı sorulduğunda “Ekim raporu bu yöndeki önemli unsur olacak.  Çerçeve, temel talep ilkeleri açısından halihazırda oluşturulmuştur ve bunlar Kıbrıs sorunu ile Türk-Yunan ilişkileridir.Gerek Türkiye’ye gerek Kıbrıs Türk tarafına yönelik teşviklere yaklaşımı sorulan Kombos 'bir adım-adım' durumla ilgilidir. Gerek Kıbrıs Türk tarafına gerek Türkiye’ye yönelik teşvikler konusu dikkat gerektirir.  Bunlar, sürece özlü taahhüt olmadan verilmeye başlanırsa, verimsiz olur.  Taahhüt ve ilerleme olması önemli” dedi.
Gazetenin “adım-adım dediniz. Bu, evrimsel çözüm yaklaşımına mı atıf yapıyor” sorusuna karşılık Kombos “Hayır. Türkiye’ye Avrupa teşvikleri sunulması sadece Kıbrıs’a bağlı değil. Üye devletlerin, bu konularda ulusal çıkarlarına bağlı görüşleri var. önemli olan Kıbrıs sorunu ve Türk-Yunan ilişkilerinin bu tartışmaların bir parçası olması” dedi.
Kombos New York’ta Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis arasında yeni bir görüşme olması ihtimali olup olmadığı sorusuna karşılık Hristodulidis’in, her fırsatta tekrarladığı açık daveti olduğunu söyledi, cevap verip vermemenin Kıbrıs Türk tarafına kaldığını belirtti.
Maraş konusu ve Türk tarafının projelerini devam ettireceği açıklamaları hatırlatıldığında “Bizim tarafa Maraş üzerinden aşamalı bir baskı unsuru yaratma çabası görüyoruz. Dediğim gibi Maraş’ta, MEB’de ve Ara bölgede olacak herhangi bir şey bütün çabayı alaşağı etmese de tersine çevirir. İşgal altındaki bölgelerdeki endüstriyel ölçekli yasadışı kalkınma bizi endişelendiriyor” diyen Kombos “ne yapıyoruz?” sorusuna karşılık şunları söyledi:
“Bu hareketleri mümkün olduğunca göğüslemek için kapsamlı bir önlemler paketi üzerinde çalışıyoruz. Bazı şeylerin olabilmesi için çerçeve olmadığı saptandı.  Bu nedenle, bu konuda var olan bütün olanakları görmek için uzmanlarla ve Hukuk Dairesi ile temas ediyoruz.”
Paketin ne tür önlemler içerdiği sorulan Kombos “ hukuki caydırıcı, kısıtlayıcı ve gaspçılar ile işbirlikçilerini endişelendirecek önlemler” dedi. KKTC’de faaliyet gösteren İsrailliler, Ruslar, İranlılar vb olduğu hatırlatıldığında “tasarladığımız plan bütün bu durumlarla ilgilidir, duruma göre farklı ama gerçek etki olasılıklarıyla” dedi. Gazetenin “satın alan ve inşa edenlerle de mi?” sorusuna karşılık “evet, ama bütün durumlar aynı şekilde göğüslenemez çünkü her biri kendi arasında birbirinden ayrılır. Her bir durumla ayrı olarak ilgilenilmesi gerek” ifadesini kullandı.
Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Derinya’ya inşaat yapacağını söylediği hatırlatılarak, onu kimin durdurabileceği sorulduğunda “kendi başımıza onu durdurabileceğimiz saflığında olamayız ama müdahil olanları endişelendirecek şartlar yaratabiliriz” cevabını verdi.
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.