Bazı isimler vardır; yalnızca bir dönemi değil, bir halkın kaderini temsil eder. Rauf Raif Denktaş, Kıbrıs Türk halkı için tam da böyle bir isimdir. O, yalnızca bir lider değil; direnişin, varoluşun ve siyasi aklın ete kemiğe bürünmüş hâlidir. Denktaş’ı anlamak, Kıbrıs meselesini anlamaktır. Onu anmak ise yalnızca bir ölüm yıl dönümünü değil, yarım asrı aşan bir mücadeleyi yeniden hatırlamaktır.

Rauf Denktaş’ın en belirgin özelliği, meseleyi romantik değil, gerçekçi bir yerden okumasıydı. Uluslararası ilişkilerde iyi niyetin değil, güç dengelerinin belirleyici olduğunu bilen ender siyasetçilerden biriydi. Bu nedenle federasyon masalarında da, müzakere salonlarında da daima temkinliydi. Onun sıkça eleştirilen “uzlaşmazlığı”, aslında Kıbrıs Türk halkının geçmiş tecrübelerinden süzülen bir tarih bilincinin sonucuydu. 1963’ten itibaren yaşananlar, Denktaş’ın siyasi hafızasında silinmez izler bıraktı. Ortaklık Cumhuriyeti’nin silah zoruyla ortadan kaldırılması, Kıbrıs Türklerinin gettolara sıkıştırılması ve sistematik şiddet, onun için birer tarihsel kırılmaydı. Bu yüzden Denktaş, çözüm arayışlarını soyut kavramlar üzerinden değil, yaşanmışlıklar üzerinden değerlendirdi.

Onu farklı kılan bir diğer yönü ise, devlet fikrine olan sarsılmaz inancıydı. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Denktaş için yalnızca bir siyasi yapı değil; bir halkın onurunun ve güvenliğinin teminatıydı. “Devlet olmazsa halk da olmaz” düşüncesi, onun siyasal duruşunun omurgasını oluşturdu. Bu yaklaşım, zaman zaman uluslararası çevrelerde eleştirilse de, Kıbrıs Türklerinin güvenlik algısıyla birebir örtüşüyordu.

Denktaş aynı zamanda güçlü bir hatipti. Konuşmalarında hukuk, tarih ve diplomasi iç içe geçerdi. Uluslararası platformlarda sergilediği duruş, Kıbrıs Türklerinin sesi olmanın ötesinde, bir davanın fikir savunucusuydu. O, anlatmayı değil; ikna etmeyi hedefleyen bir liderdi. Bugün Kıbrıs’ta egemenlik, tanınma ve çözüm tartışmaları yeniden şekillenirken, Denktaş’ın uyarıları hâlâ güncelliğini koruyor. Onu anlamadan Kıbrıs’ta kalıcı bir çözüm tahayyül etmek mümkün değil. Çünkü Denktaş, sadece geçmişin lideri değil; bugünün tartışmalarına ışık tutan bir referans noktasıdır.

Rauf Denktaş’ı anmak, bir kişiyi hatırlamak değildir. Bir halkın var olma iradesini, siyasi hafızasını ve bedel ödeyerek kazanılmış kazanımlarını hatırlamaktır. Denktaş, Kıbrıs Türk halkına “ne pahasına olursa olsun ayakta kalmayı” öğreten bir lider olmuştur. Denktaş’ın çoğu zaman gözden kaçan yönlerinden biri, siyasi yalnızlığı göze alabilme cesaretiydi. Uluslararası baskıların arttığı, “çözüm” söylemlerinin hız kazandığı dönemlerde bile popüler olanı değil, doğru olduğuna inandığını savundu. Bu tavır, onu zaman zaman yalnızlaştırdı; fakat Denktaş, kısa vadeli alkışlar uğruna uzun vadeli riskler almayı hiçbir zaman kabul etmedi.

Onun siyaseti, konjonktürel değil; tarihsel sorumluluk bilinciyle şekillendi. Bu nedenle Denktaş, yalnızca yaşadığı dönemin değil, gelecek kuşakların da hesabını yapan bir liderdi. Bugün hâlâ Kıbrıs Türk halkının güvenlik, egemenlik ve siyasi eşitlik hassasiyetleri konuşuluyorsa, bu Denktaş’ın bıraktığı mirasın bir sonucudur.

Yarım asrı aşan sanat yolculuğu
Yarım asrı aşan sanat yolculuğu
İçeriği Görüntüle

Rauf Denktaş, anlaşma masalarında alkış toplamayı değil; halkını tarihin yanlış tarafına mahkûm etmemeyi seçti ve ardında yalnızca bir devlet değil, vazgeçmemenin ne demek olduğunu öğreten bir siyasi ahlak bıraktı.