Beşparmak Düşünce Grubu tarafından düzenlenen “Neden Egemen Eşitlik ve Eşit Uluslararası Statü?” konulu panelde Kıbrıs konusu, tarihsel, hukuki, güvenlik ve jeopolitik boyutlarıyla ele alındı.

Beşparmak Düşünce Grubu tarafından cuma günü gerçekleştirilen panelin moderatörlüğünü Grubun Genel Koordinatörü M. Ergün Olgun yaptı.

Panelde ilk sözü Kıbrıs Türk Tarih Kurumu Başkanı İsmail Bozkurt aldı.

-Bozkurt

Bozkurt, Kıbrıs sorununun köklerinin 1950 Enosis plebisiti, 1963 olayları veya 1974’te yaşananlarla sınırlandırılamayacağını, sorunun tarihsel köklerinin yüzyıllar öncesine uzandığını belirtti.

1960’ta “denge” mülahazalarıyla kurulan ortaklık Kıbrıs Cumhuriyeti’nin, tarihsel Enosis tutkusuna yenik düşerek Rum ortak tarafından işgal edildiğini kaydeden Bozkurt, Rum tarafının adanın tek sahibi olduğu “saplantısından” kurtulmasının zor olduğunu söyledi.

Bozkurt, egemen eşitlik ve eşit statü zemininde bir uzlaşıya varılması için mücadeleye devam edilmesi gerektiğini ifade etti.

-Çaycı

Panelin ikinci konuşmacısı Prof. Dr. Sadi Çaycı, Kıbrıs’taki mevcut devlet yapılarını milletlerarası kamu hukuku bakımından değerlendirdi.

Tartışmanın başlangıç noktasının, 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nin hangi hukuki esaslar üzerine kurulduğunun doğru tespit edilmesi olduğunu belirten Çaycı, Zürih ve Londra Antlaşmaları ile 16 Ağustos 1960 tarihli Kuruluş, Garanti ve İttifak Antlaşmalarının iki toplumlu ve eşit ortaklığa dayanan anayasal düzenin temelini oluşturduğunu kaydetti.

Belirleyici kırılmanın Aralık 1963 olduğunu ifade eden Çaycı, Türkiye’nin 20 Temmuz 1974 müdahalesini Garanti Antlaşması’nın 4’üncü maddesi bağlamında “self-help/bizzat hak alma” çerçevesinde ele aldı.

Çaycı, “Kıbrıs uyuşmazlığı 1974’te başlamamıştır. 1974, sonuçtur” diyerek, nedenlerle sonuçların birbirine karıştırılmaması gerektiğini vurguladı.

Çaycı ayrıca, “Güneydeki durum ne kadar fiili bir durum ise, kuzeydeki durum da ancak o kadar fiili bir durumdur ve ortaya çıkan tablonun sorumlusu Kıbrıs Türk toplumu değildir.” ifadelerini kullandı.

-Yuşan

Üçüncü panelist Dr. İlkay Türkeş Yuşan ise Kıbrıs meselesini Doğu Akdeniz’de giderek ağırlaşan güvenlik rekabeti, enerji politikaları ve değişen ittifak ilişkileri bağlamında değerlendirdi.

Kaza yapan sürücü yoğun bakımda
Kaza yapan sürücü yoğun bakımda
İçeriği Görüntüle

Yuşan, GKRY’nin ABD, Fransa, Yunanistan, İsrail ve diğer aktörlerle geliştirdiği askeri ve güvenlik ilişkilerinin Güney Kıbrıs’ı Türkiye ve çevresindeki çatışmalara karşı korumak yerine adayı bölgesel rekabetlerin içine çektiğini belirtti.

İngiliz üslerinin bölgesel operasyonlarda kullanılması ve yabancı güçlere sağlanan askeri imkanlar nedeniyle GKRY’nin bir harekat üssüne dönüştüğünü dile getiren Yuşan, egemen eşitlik ve eşit statünün bir müzakerenin sonucu değil, müzakere başlamadan önce oluşturulması gereken zemin olduğunu kaydetti.

Yuşan, gelinen noktada “tek ada, iki devlet gerçeği”nin uluslararası alanda kabulünün dış politikanın temel hedeflerinden biri olması gerektiğini ifade etti.

-Şahoğlu

Son panelist Doç. Dr. Hasibe Şahoğlu da Kıbrıs meselesini yalnızca geçmişte yaşanan olayların toplamı olarak değil, günümüzde devam eden siyasi, hukuki, güvenlik ve jeopolitik bir gerçeklik olarak değerlendirdi.

eselenin yalnızca iki halk arasındaki bir uyuşmazlık olmadığını belirten Şahoğlu, çözüm arayışında tarafların siyasi statülerinin hangi temelde şekilleneceğinin önemine değindi.

Federasyon konusunu yapısal açıdan değerlendiren Şahoğlu, iki üyeli federasyonların özellikle güven eksikliği, nüfus ve ekonomik güç farklılıkları, veto mekanizmaları ve ortak siyasi iradenin yetersizliği nedeniyle istikrarsızlık riski taşıyabileceğini belirtti.

Şahoğlu, Kıbrıs’ta iki ayrı siyasi iradenin bulunduğu gerçeğinin kabul edilmesi ve taraflardan birinin diğerine tabi olmadığı, karşılıklı saygıya dayalı bir ilişki modeli kurulması gerektiğini kaydetti.