Kuzey Kıbrıs’ta yaşanan elektrik kesintilerine ilişkin Turizm Emekçileri Platformu tarafından yayımlanmak üzere hazırlanan açıklamada, enerji krizinin yalnızca teknik bir altyapı sorunu olmadığı, hane halkından turizm sektörüne, lojmanlarda yaşayan çalışanlardan esnafa ve büyük tesislere kadar geniş bir ekonomik zinciri etkilediği vurgulandı.
Platform açıklamasında, elektrik kesintilerinin öncelikle vatandaşın günlük yaşamını doğrudan etkilediğine dikkat çekildi.
“Elektrik kesildiğinde klima duruyor, buzdolabındaki gıda riske giriyor, su pompaları çalışmıyor, internet kesiliyor. Çocuklar sıcakta uyuyamıyor, yaşlılar zorlanıyor, evden çalışanlar işlerini sürdüremiyor. Elektrikli sağlık cihazlarına ihtiyaç duyan vatandaşlar ise her kesintide ciddi endişe yaşıyor. Bir toplumda elektrik kesintisi aile hayatının huzurunu bozuyorsa, mesele artık yalnızca teknik değildir.”
“Turizmin ışığını söndürmek ekonominin ana şalterini indirmektir”
Açıklamada, turizmin Kuzey Kıbrıs ekonomisinin temel gelir kaynaklarından biri olduğu hatırlatıldı.
Otellerin, büyük turistik tesislerin, butik otellerin, köy içi konaklama işletmelerinin ve sahil restoranlarının ülkeye döviz kazandırdığı, vergi ürettiği ve binlerce kişiye istihdam sağladığı belirtildi.
Platform, turizm sektörünün yalnızca kendi çalışanlarını değil; çiftçiden kasaba, balıkçıdan nakliyeciye, tedarikçiden perakendeciye kadar geniş bir ekonomik ağı beslediğine dikkat çekti.
“Bir otelin faaliyeti aksadığında yalnızca otel zarar etmiyor. Yerel üreticinin siparişi azalıyor, esnafın cirosu düşüyor, nakliyeci daha az çalışıyor, tedarikçi daha az mal getiriyor. Sonuçta ekonominin içinde dönen para azalıyor.”
Lojmanlarda yaşayan binlerce çalışan da etkileniyor
Açıklamada, turizm tesislerinde çalışan ve lojmanlarda yaşayan binlerce emekçinin de kesintilerden doğrudan etkilendiği belirtildi.
Turizm çalışanları ve aileleriyle birlikte düşünüldüğünde sektörün doğrudan ve dolaylı olarak on binlerce kişinin yaşamına dokunduğu kaydedildi.
“Turizm işletmesinin elektriğini kesmek yalnızca misafirin konforunu etkilemiyor. Çalışanın yaşamını, ailesini, gelirini ve geleceğini de etkiliyor.”
“Jeneratör enerji politikası değildir”
Platform, büyük tesislerin jeneratör sahibi olmasının elektrik kesintilerini kabul edilebilir hale getirmediğini de vurguladı.
“Jeneratör acil durum sistemidir. Bir ülkenin enerji politikasının alternatifi değildir. Sık ve ani kesintiler jeneratörleri, elektronik sistemleri, soğutma altyapısını, mutfakları ve tüm operasyonu zorlamaktadır.”
Büyük tesislerde yaşanabilecek teknik arızaların milyon dolarları, yüz milyonlarca lirayı bulan zararlara yol açabileceği belirtilirken, bu kaybın yalnızca şirket bilançosunda kalmadığının altı çizildi.
“Şirket zarar ettiğinde yatırım azalır, personel alımı yavaşlar, yerel alımlar düşer, vergi geliri azalır. Vergi azalınca kamu bütçesi de baskı altına girer. Sonuçta sağlık, eğitim, belediye hizmetleri ve altyapı yatırımları da bundan etkilenir.”
“300 gün güneş gören bir adada enerji açığı kesintiyle yönetilemez”
Turizm Emekçileri Platformu, Kuzey Kıbrıs’ın güneş enerjisi potansiyeline de dikkat çekerek, enerji politikasında kalıcı ve uzun vadeli çözümler talep etti.
Açıklamada şu çağrı yapıldı:
“Yılın yaklaşık 300 günü güneş gören bir adada enerji açığını yalnızca kesintilerle yönetmek kabul edilemez. Güneş enerjisinin önü açılmalı, depolama yatırımları artırılmalı, şebeke modernize edilmeli, üretim kapasitesi güçlendirilmeli ve gerektiğinde alternatif enerji modelleri devreye alınmalıdır.”
Platform açıklamasını şu ifadelerle tamamladı:
“Bizim meselemiz yalnızca elektrik değildir. Bu bir yaşam kalitesi, ekonomi ve medeniyet standardı meselesidir. Karanlıkla kriz yönetilmez. Karanlık paylaştırılarak refah yaratılmaz. Turizmin ışığı sönerse, arkasından bütün ekonomi kararır.”