BİR KİŞİ KUYUYA BİR TAŞ ATAR, BİN KİŞİ ÇIKARMAYA UĞRAŞIR.

Girne deki deniz faciası bu ifadeyi doğrular.

Kaptanın kaptanlık belgesi tartışmalı.

Sarı alarım verilmiş bir meteorolojik durum henüz durulmadan sefere çıkar.

Kendisine yardımcı kaptanca yapılan ikazı dikkate almaz.

Yolcular gemi su alır derler aldırmaz.

Yolcuların kurtarılması için kaptanlık görevini yapmaz.

Gemiyi ilk terk edenlerdenmiş.

Bir adam gemiyi batırdı.

Şimdi birçok gemi, uçak, helikopter vb diğer deniz araçları, günlerdir yaşamını yitiren insanlarımızı ve enkazı çıkarmaya uğraşırlar.

Bu kaptan gerçek bir kaptan olsaydı, bunlar yaşanmaycaktı.

Bilmeyen insandan korkmayın. Bilmem der.

Bilen insandan da korkmayın. Doğruları yapar.

Yarı bilenden KORKUNUZ. Çünkü yanlış yapma riski çok yüksektir. Felaketlere sebep olur.

Maalesef bazı makamlarda YARI BİLENLER oturur.

(Yücel Dolmacı)

RUMLAR OBEZ MİŞ PEKİ YA BİZ?

“Kampcılık karavancılık demek her yeri gecekonduya çevirmek değildir”
“Kampcılık karavancılık demek her yeri gecekonduya çevirmek değildir”
İçeriği Görüntüle

Az önce internette gazeteler düşünce gördüm. Güney Kıbrısta insanların yarısı kilo fazlalı , %15 i ise obez imiş.

Aslında bu bir fotoğraf çalışmasıdır. Yani durumu tespit ettiler. Zor bir çalışma mıdır? Aslında yöntemini saptayıp yeterli miktarda çalışan buldunuz mu sor değildir.?

Gazetelerde haber çıktıktan sonra altlara gelen yorumları okuyorum. Nerdeyse her yerde benzer yorum var: “Peki ama bizde durum nedir?”

Tabi bu soruya cevap verecek biri yok. Çünkü çalışma yok. Peki bu çalışmayı kim yapmalı?

Tıp Fakültesi beşinci sınıfındayken on beş arkadaşımızla İstanbul’un taşra mahallelerine dalmış ana- çocuk sağlığı ve beslenmesi üzerine bir anket çalışması yapmıştık. O kadat ilginç sonuçlar çıkmıştı ki , bilimsel yarışmaya sokmuş ve ikincilik kazanmıştık.

Ülkede sekiz tane tıp fakültesi var. Öğrencilerine bile böyle bir çalışmayı çok daha maliyetsiz yaptırabilirler.

Neticede Tıp Fakülteleri üç amaç için kurulur.

1- Öğrenci yetiştirmek

2- Hasta tedavi etmek

3- Bilimsel çalışma yapmak

Bunlardan birinin eksikliği kabul edilir olmaz

Sağlık bakanlığının da bu yönde bir siyaset geliştirip Tıp Fakültelerine benzer çalışmalar yapması için görev vermesi ve yardımcı olması gerekir.

Neticede bir olgunun saptanması için bilimsel veri ve çalışma şarttır. Yoksa nüfusu bilmediğimiz gibi bu konularda da atmasyon rakamlarla durumu ifade etmeye kalkarız. Sonuç olarak da bir adım yol almayız.

(Bülent Dizdarlı)

ÇÖPLÜK YANGINI… DUMANIN TUTTUĞU BÖLGELER HİTLER’İN GAZ ODALARI GİBİ. YUH BİZE

Dün akşamüstü zeytinleri sulamak için Beyköy’e gittim. Güngör çöplüğü yanar. Hem de ne yanma. Geldim bahçeye, açtım suyu. Çöp dumanı ciğerlerimi ağrıtır, gözlerimi yakar. Su yetersiz olduğu için ağaçları sıra sıra sulamak zorundaydım. Dışarda da durulmaz. Bindim arabaya işlettim, açtım klimayı. Camlar kapalı. Üç saat bu şekilde bekledim. Arada çıkıp hızla suyun sırasını değiştim. Saat 22.00 gibi durum arabanın içinde de dayanılmaz hal alınca, suyu kapattım ve hızla bahçeden ayrıldım. Normalde ana yola Değirmenlik üzerinden çıkarım. Ama duman o kadar rahatsız edici ve dayanılmazdı ki, Abohor’a sürdüm. Belki o bölgede daha az kötüdür diye düşündüm. Öyle de oldu. Resmen Hitler’in gaz odaları gibiydi durum. Düşünürüm ki bahçedeki arılarım, kuşlarım, kurbağalar, bukalemunlar, kertenkeleler o zehirli dumandan öldüler. Dumanın tuttuğu her yerde, annelerinin karnında bebecikleri bile zehirlendik dün. Toplum olarak utanç duymalıyız bu durumdan. “Belediyeler baksın bakanlık yapsın” diyebiliriz. Ama ben diyorum ki; hepimiz tek tek sorumlu davranmalıyız, işimizi tam yapmalıyız, belediyeler ve bakanlığa çok az iş bırakmalıyız. Bugün de bahçeye gitmem gerekir. Çöplük yanmaya devam. Zeytinler grak grak eder susuzluktan. Yuh bize yuh! Hala ağrır ciğerlerim. Gözlerim de yanar..

(Mustafa Gürsel)