Ayaklı Gazete

Sosyal Medyanın Sesi

Abone Ol

Karne alan tüm çocuklarımızı tebrik ediyorum . Notları yüksek olanlar çok zeki olanlar degildir sadece çok çalışanlardır .Hayat da böyledir çok çalışan dürüst olan ne istediğini bilen insanlar hayat okulunu da geçecektir … Norları düşük olanlar üzülmesin sadece daha çok çalışsın mutlaka hayat onlara bir şans daha verecektir ..

Anne babaları da tebrik etmek gerek bu şartlarda çocuk okutmak büyütmek eğitimini eksiksiz sağlamak çok büyük başarı bunu başaran anne babaları da tebrik ediyorum ….

Tüm çocuklarımızı gözlerinden öper başarılar dilerim …

(Süleyman Özkoç)

Lefkoşa'yı konuşalım 2

Lefkoşa surlar içiyle ilgili tartışmalarda sık sık "yayalaştırma" sözcüğünü duyuyoruz. Oysa önce şu soruyu sormamız gerekiyor: Hangi şehri yayalaştıracağız ve kimin için?

Bugün bazı tartışmalarda sanki herkes genç, sağlıklı ve 40 derece sıcakta kilometrelerce yürüyebilecek durumdaymış gibi bir varsayım var. Oysa şehirler atletler için değil, herkes için tasarlanır. Yaşlılar var, engelliler var, çocuklu aileler var, yük taşıyan esnaf var. "Yürüyün canım" demek şehircilik değil, temennidir.

Bir de işin tarihsel tarafı var. Bugün bildiğimiz surlar içi, aslında birkaç kuşak boyunca yaşanan dönüşümlerin ürünüdür. Osmanlı döneminin Lefkoşa'sı dar sokakları, yüksek avlu duvarları, cumbalı evleri, çeşmeleri, at arabaları, develeri, eşekleri ve gölgesiyle yaşayan bir Akdeniz-Ortadoğu kentiydi. Sokaklar yalnızca ulaşım için değil, sıcaktan korunmak için de tasarlanmıştı. Dar sokaklar gölge yaratır, avlular serinlik sağlar, çeşmeler yaşamı desteklerdi.

İngiliz döneminden itibaren ise başka bir şehir anlayışı hâkim olmaya başladı. Labirent gibi görülen sokaklar araç geçişine uygun hale getirildi, birçok çıkıntı ve geleneksel unsur ortadan kaldırıldı. Şehir giderek yürüyen insanın değil, hareket eden aracın gözünden yeniden tasarlandı. Bunun ulaşım ve ticaret açısından avantajları oldu ama iklime uyumlu kentsel dokunun önemli parçaları da kayboldu.

İşin ilginç tarafı, bir asır önce "eski" ve "geri kalmış" diye vazgeçilen birçok unsur bugün yeniden keşfediliyor. Dünyanın dört bir yanındaki şehir plancıları gölgeli sokaklar, insan ölçeği, yavaş trafik ve yürünebilir mahalleler yaratmaya çalışıyor. Biz ise elimizde kalanları da bazen gözden çıkarıyoruz.

Bu nedenle yayalaştırma denildiğinde mesele sadece araçları kovmak değildir. Hatta yayalaştırılan alanları festival ve etkinlik mekânına dönüştürmek de tek başına başarı sayılmaz. Bir meydana yılda birkaç kez konser düzenle

(Mete Hatay)

AYNAPA'DA RUM - YAHUDİ KAVGASI: Aynapa’da bu sabahın erken saatlerinde bir eğlence merkezi önünde İsrailli turistler ile Rumlar arasında çıkan bıçaklı kavgada çok sayıda yaralanan var... Rum polisi, bölgeyi güvenlik altına alarak zorlukla bastırdığı kanlı kavgada, "saldırgan" olarak gördüğü bazı İsrailli gençleri tutuklayarak onları cinayete teşebbüsle suçladı..

Durun bakalım daha neler olacak!.. İsrailliler, aldıkları Siyonist eğitimle ırklarına adanmış topraklar arasında gördükleri Kıbrıs'ta daha pek çok ataklar yapmaya adaydırlar...

Anısayalım: Birkaç yıl önce bir turist İngiliz kızına toplu tecavüzde bulunan İsrailli gençlerin Rum yönetiminin hoşgörüsüne mazhar olması ve beraat ettirilmeleri İngiltere'de büyük infiale neden olmuştu..

Güney Kıbrıs'ta Siyonizme cesaret veren bir siyaset izleyen Hristodulidis Rejimi ülkesi ve halkı için yaptıklarıyla övünebilir!... (Kaynak: Rum medyası)

(Ahmet Tolgay)

Birkaç yılda bir, bazen her yıl Kıbrıs sorunu bitti bitiyor diye bu topluma sahte umut pompalanmakta, her seferinde de betona çarpılmakta…

Şimdi de yok Guteres’in son altı ayı, yok Holguin çantasında plan getirdi, yok sene sonuna kadar bu iş bitecek, yok her an 6’lı konferans toplanabilir, yok Erdoğan bu kez destekliyor, yok gaz boru hattı, yok elektrik, yok gavoloz…

Boşuna gene havaya girmeyin, hiç bir şey olmayacak…

Kıbrıs’ın kuzeyinde Kıbrıslı kalmadı ama Kıbrıs sorunu çözülecekmiş, ironiye bak sen…

Bir umut, bir umut, şakkk Hakan Fidan son noktayı yine koydu…

5+1 olacaktık, 3’ün biri olduk gene…!!!

(Mahmut Anayasa)