Ayaklı Gazete

Sosyal Medyanın Sesi

Abone Ol

3 Mayıs Pazar. Bir günde üç festival/panayır. Lurucina Panayırı, Büyükkonuk Eko Gün ve Bağlıköy Eko Gün. Kültürel etkinliklerin, bir koordinasyon dahilinde, bir biri ile çakışmadan planlanması gereklidir.

(Hasan Karlıtaş)

Yine 1 Mayıs geldi çattı. 1 günle sınırlı adalet, hak çağrıları, devrimci güzel sözler sıralanırken; yılın diğer günlerinde, emekçiler sömürü düzeninin gaddarlığını çaresizce yaşamaya devam edecek. Asgari ücretteki artışları uygulamama, tecrübeye, kıdeme göre barem uygulaması olmadan keyfi maaş artışları, hak yeme devam edecek. Büyük bir bozulmanın olduğu, insanlarda dahi adalet duygusunun olmadığı bir dönemdeyiz. 1 Mayıs günü açık olan özel işyerleri müşteri azlığından kapatma noktasına geldiğinde insanımızın adaletli olduğuna inanacağım. Siyasilerin yasayla böyle bir karar almasını beklemiyoruz ama vicdanen halk, 1 Mayıs günü eczane, hastane gibi elzem ihtiyaçlar hariç alışveriş yapmaması gerekiyor. Marketler dahildir buna. Bunun uygulandığı ülkeler var. Bunları yazmak yaşadığı ülkeye sorumluluk duygusu taşıyan herkesin görevi. Emeğin değer bulduğu, adaletin olduğu günlere...

(Gökhan Öztürk)

AÇIK TALEBİMDİR ;

Maliye Bakanı arkadaşın görevden alınması veya erdemli bir şekilde istifa etmesi gerektiği düşüncesindeyim.

Kendisini tanımıyorum.

Çok iyi bir insan ve kendi mesleğinde başarılı olabilir.

Ancak MALI ve EKONOMİ konusunda eğitim ve tecrübesi var mıdır?

Yurdumuza gelen yabancılar bize ;

- Sizin hayat seviyeniz, lux villaları, arabaları , gazino ve sosyal yaşamı görünce :

- Sizin hayat seviyeniz birçok ülkeden yüksek diyorlar.

Maliyenin borç alarak MAAŞ ödedigini söyleyince ise şaşırıyorlar.

Devletler yatırımlar, hizmetler için iç ve dış borçlanma yapabilir. Sonunda bunun bir yararı ve karı olacak.

Ancak tüketim için borçlanamaz.

Gelinen mevcut durum pek tabii bu günkü Maliye Makanının suçu değildir.

Ancak, kayıtlarıma aldığım şu iki cümlesi beni derin endişeye sevketmiştir.

" Devlette işe gelmeyenlereARTIK maaş ödemeycegim "

Bu suçun ikrarıdır.

Bugünde, -

- Bu borçlanma nereye kadar sürecek sorusuna cevabı ;

- Gittiği yere kadar gidecek diyor.

İyiki : KOPTUĞU YERDE KALACAK , demedi.

Nedenler üzerinde durmak, ne gibi tedbirler alacağı hakkında bir çalışmadarı olduğunu anlatmıyor.

1974 den sonra HAZIR YEYİCİYDİK. ŞİMDİ BORÇLANARAK YİYİCİ OLDUK.

Sonuç hüsran olur.

Uyarmak ve CB ile Başbakanı göreve davet etmeyi, bir vatandaslık görevi addederim.

Yoksa varsın KOPTUGU YERDE KALSIN, BENİM BOYNUM ALTINDA KALMAYCAKTI.

İSTE BUNU YAPAMIYORUM.

(Yücel Dolmacı)

"Sanat" gündeme gelmişken yeniden hatırlatmış olayım; en önemli beklentim, eski Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın bir “Kültür Sarayı” olarak yeniden Kıbrıs'a kazandırılmasıdır.

Burası, iki toplumdan sanatçıların özgürce buluştuğu, sergilerin ve performansların kolektif bir ruhla sergilendiği, kurumsal derneklerimizin nefes aldığı bir hafıza merkezi olmalıdır.

Bir diğer önemli beklentim, liderler düzeyinde ortak sanat projeleri…

Böyle bir teklif masaya taşınabilir.

Kıbrıslı şairlerin her iki dilde kitapları, örneğin…

Her yıl Kıbrıslı ressamların ortak sergileri organize edilebilir, adanın dört bir yanında…

(Cenk Mutluyakalı)