Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ve BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Maria Angela Holguin ile dün yapılan üçlü görüşmeye, Kıbrıs sorununda esaslı müzakerelerin yeniden başlatılmasını ve güven artırıcı önlemlerin ilerletilmesini hedefleyen beş maddelik bir planla katıldı.
Hristodulidis, 2 saatlik görüşmenin ardından Rum Başkanlık Sarayı’na dönüşünde, masaya koyduğu 5 öneriyi açıkladı.
Nikos Hristodulidis’in önerileri şöyle:
1- Kıbrıs sorununda çözüm temelinin yeniden teyit edilmesi
2- Birleşmiş Milletler himayesinde bugüne kadar sağlanan yakınlaşmaların kayıt altına alınması ve her iki tarafça kabul edilen unsurların müzakere belgesinde korunması
3- Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri tarafından, bugüne kadar üzerinde uzlaşılamamış konuları görüşmek üzere genişletilmiş resmi bir toplantının düzenlenmesi.
4- Bu konferansta dört yeni geçiş noktasının açılmasının açıklanması (Eski Erenköy, Haspolat, Akıncılar ve Kiracıköy) ve Kıbrıslı Türklere yönelik bazı tek taraflı güven artırıcı adımların duyurulması
5-Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri tarafından, bugüne kadar üzerinde uzlaşılamamış konuları görüşmek üzere genişletilmiş resmi bir toplantının düzenlenmesi
“SOMUT BİR İLERLEME KAYDEDİLMEDİ”
Hristodulidis, Birleşmiş Milletler bildirisi sonucunda somut bir ilerleme kaydedilmediğini ifade ederek, müzakerelerin ve mutabakat zaptlarının yeniden başlatılmasına yönelik olarak bazı önerilerin gündeme getirildiğini söyledi. Toplantı sonrasında BM Genel Sekreteri’nin Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin’in hayal kırıklığına uğramadığını ancak önemli bir ilerleme de kaydedilmediğini ima ettiğini aktaran Hristodulidis, mutabakat zaptları konusunda ilerleme sağlanması gerektiğini ve yeni bir toplantının iki liderin vereceği karara bağlı olacağını söyledi.
Hristodulidis Cumhurbaşkanı Erhürman ile yeniden görüşeceklerini ancak bu kez görüşmede Holguin olmayacağını da açıkladı.
Hristodulidis görüşme öncesinde önerisinin, Kıbrıs sorununun özüyle ilgili olduğunu, Güven Yaratıcı Önlemleri (GYÖ) de göz ardı etmediğini belirterek “siyasi irade gösterilip kabul edilirse, Crans Montana’da kopan müzakerelerin aynı yerden yeniden başlamasını gündeme getireceğini ” kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erhürman’ın daha önce önerdiği beş noktanın “en başından beri kendileri tarafından cevaplanan konular olduğunu” söyleyen Hristodulidis müzakerelerin koptuğu yerden devam etmesini ve kazanımlarının korunmasını isteyen tarafın Rum tarafı olduğunu öne sürdü
Hristodulidis “varılan uzlaşıların kabul edilmesi halinde meselenin yüzden 80-90 oranında çözüme kavuşturulacağını” söyledi, “bu kabul edilmez ve sıfırdan başlarsak takvimden nasıl bahsedebiliriz?” diye sordu.
“Siyasi eşitlik konusunun da önceki görüşmede yapılan yazılı açıklama ile kapandığını” ileri süren Hristoldulidis “Erhürman’ın ortaya koyduğu 4 noktanın artık var olmadığını, her birinin önceden cevaplandığını” da iddia etti.
Öte yandan dünkü toplantı öncesinde açıklama yapan Hristodulidis, sunduğu teklifin Kıbrıs sorununun özüne odaklandığını ve aynı zamanda güven artırıcı önlemler içerdiğini belirtti.
Hristodulidis, Erhürman’ın müzakerelerin yeniden başlaması için ön koşul olarak ortaya koyduğu dört maddelik metodolojik çerçeveye teklifinin “tam olarak yanıt verdiğini” savunarak, bu başlıkların “en başından beri” karşılandığını ileri sürdü.
Kıbrıslı Rum lider, görüşmelerin Crans Montana’da kesintiye uğrayan süreçten, daha önce sağlanan yakınlaşmalar korunarak devam etmesi gerektiği yönündeki tutumunu yineledi.
Bu yakınlaşmaların kabul edilmesi halinde Kıbrıs sorununun yüzde 70 ila 80’inin çözülmüş olacağını iddia eden Hristodulidis, “Sıfırdan başlanması durumunda zaman çizelgelerinden söz etmek mümkün değildir” ifadelerini kullandı.
Önceden belirlenmiş sonuç yaklaşımını reddeden Hristodulidis, bu tutumun uluslararası toplum tarafından kabul görmediğini belirterek, henüz uygulanmamış Birleşmiş Milletler kararlarına atıfta bulundu.
Hristodulidis, siyasi eşitlik konusunun ise liderlerin önceki görüşmesinin ardından yayımlanan yazılı ortak bildiriyle çözüldüğünü öne sürerek, Erhürman’ın gündeme getirdiği dört metodolojik sorunun artık geçerliliğini yitirdiğini savundu.