Patates ekimi yapılan araziler için son beyan tarihi 16 Şubat
Patates ekimi yapılan araziler için son beyan tarihi 16 Şubat
İçeriği Görüntüle

Fransa Yargıtayı’nın, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) bir iş insanının iadesine ilişkin talebini reddetmesi, sıradan bir adli karar değildir. Bu karar, Kıbrıs meselesinde hukukun nasıl bir siyasi araç haline getirildiğine dair Avrupa içinde verilen nadir ve dikkat çekici bir yanıt olarak okunmalıdır. Avrupa Tutuklama Müzekkeresi gibi mekanizmaların siyasal baskı aracı olarak kullanılabileceği yönündeki eleştiriler, bu kararla birlikte ilk kez bu kadar açık biçimde yargı düzlemine taşınmıştır.

Karar, kısa vadede Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) tezlerini güçlendiren sembolik bir kazanım niteliğindedir. Özellikle Taşınmaz Mal Komisyonu’nun (TMK) mülkiyet sorunlarının çözümünde geçerli bir iç hukuk yolu olduğu yönündeki argüman, dolaylı biçimde yeniden gündeme gelmiştir. Buna karşılık, GKRY’nin Avrupa hukuk mekanizmalarını siyasi baskı için kullandığı iddiaları Avrupa yargı pratiğinde daha fazla sorgulanır hale gelmiştir.

Ancak bu gelişme, uluslararası tanınma dengelerini kökten değiştirecek bir kırılma değildir. GKRY’nin Avrupa Birliği üyeliği ve uluslararası meşruiyeti devam etmektedir. Tek bir ulusal mahkeme kararı, devletlerin tanınma politikalarını dönüştürmez. Buna rağmen bu tür kararlar, Kıbrıs’taki fiili durumun Avrupa hukukunda artık tamamen görmezden gelinemeyeceğine dair önemli bir işaret olarak okunabilir.

Sonuç olarak Fransa kararı, Kıbrıs meselesinde yeni bir çözüm döneminin başlangıcından çok, hukukun siyasetin yeni mücadele alanı haline geldiğinin göstergesidir. Önümüzdeki dönemde Kıbrıs sorununda diplomasi kadar mahkeme salonlarının da belirleyici olacağı bir sürece girildiği söylenebilir.