Tıp-İş Başkanı Gürkut: “Bize diyorlar ki: ‘8 saat çalışın.’ Biz değil 8 saat, 24 saat çalışıyoruz. Üstüne ‘bir 8 saat daha devam edin’ diyorlar. 32 saat aralıksız çalışalım, dinlenmeden ameliyata girelim, poliklinik yapalım, hata yapmayalım, 'of' demeyelim, güler yüzlü olalım diyorlar. 32 saattir uyumamış bir doktorun sizi ameliyat etmesine razı mısınız?”
Kıbrıs Türk Hekimler Sendikası (Tıp-İş) kamu hastanelerinde tam mesai ve tıpta uzmanlık düzenlemelerine karşı dün de greve gitti.
Tıp-iş, Gazimağusa Devlet Hastanesi önünde grev süreci ve güncel gelişmelere ilişkin basın açıklaması yaptı.
Tıp-İş Başkanı Özlem Gürkut, günlerdir hekimlerin itirazları, çalışma koşullarıyla ilgili düzenleme taleplerinin "büyük bir maniplülasyonla" topluma “hekimler çalışmıyor” olarak yansıtılmakta olduğu, eleştirisinde bulundu.
Bugün de (dün) görev yaptıkları hastanelerine sokulmadıklarını söyleyen Gürkut, “Buralar bizim evlerimizdir. Biz kapının önünde de hekimiz. O yüzden buradan size sesleniyoruz.” dedi.
Gürkut, hastanelerde yasanın öngördüğü çalışma saatleri kadar, hatta daha çok çalıştıklarını, 7/24 kesintisiz hizmet ürettiklerini vurgulayarak, “Hekimlerin haftalık ve aylık çalışma saatleri, yasada belirlenen saatlerin zaten üzerindedir.” ifadelerini kullandı.
Gürkut, ‘Daha çok lazım’ dediler. Biz de 'varız' dedik. Ama aynı anda; 'varız, ama çok ciddi eksikler var' dedik. 'Biz hazırız, çalışalım, yapalım' dedik. Çünkü biz doktoruz. Mesleğimizin ve sağlık hizmetinin bize yüklediği sorumlulukların farkındayız. Hastalarımıza karşı sorumluluklarımızın da farkındayız.” dedi.
Gürkut konuşmasının devamında, “Peki sorumluluk makamında, icra makamında olanlar? İlaçlara erişiminizi sağlamakla görevli olanlar, Anayasa’ya göre herkesin beden ve ruh sağlığı içinde yaşayabilmesini ve tıbbi bakım görmesini sağlamakla yükümlü olanlar. Kamu kaynaklarını halkın ihtiyacı olan hastanelere, tıbbi cihazlara ve sağlık hizmetlerinin geliştirilmesine ayırması gerekenler, yurt dışında eğitim almış kalifiye hekimlerin ülkesine dönüp sizlere hizmet etsin diye gerekli koşulları oluşturması gerekenler. Sağlık altyapısını ve insan gücünü planlamakla yükümlü olanlar. Hatta hastanede 'alkolü taşıyacak standart bir kap' belirlemesi gerekenler, bu sorumluluklarının farkında mı?” diye sordu.
Ülkede insanların en çok kalp hastalıklarından, kanserden kaybedildiğini söyleyen Gürkut, koruyucu sağlık hizmetlerinin neden geliştirilmediğini sordu.
Bugün hâlâ devlet hastanelerinde yoğun bakım uzmanı, kan hastalıkları uzmanı, gastroenterolog ve endokrin uzmanı olmadığını belirten Gürkut, “Sağlığınızı koruyamayanlar, sizi tedavi edecek doktorları da planlayamıyor.” iddiasında bulundu.
Gürkut, “çok doktor aldık” dendiğini ancak Türkiye’de okuyup uzman olan genç hekimlerin mecburi hizmet adı altında, iki yıllığına, işçi statüsünde, geçici sözleşmelerle çalıştırıldığını belirtti.
Gürkut çalışma saatleri ile ilgili olarak, “Bize diyorlar ki: ‘8 saat çalışın.’ Biz değil 8 saat, 24 saat çalışıyoruz. Üstüne ‘bir 8 saat daha devam edin’ diyorlar. 32 saat aralıksız çalışalım, dinlenmeden ameliyata girelim, poliklinik yapalım, hata yapmayalım, 'of' demeyelim, güler yüzlü olalım diyorlar. Soruyorum size, 32 saattir uyumamış bir doktorun sizi ameliyat etmesine razı mısınız?” diye sordu.
Gürkut, "Bu yasalar eksiktir. Bu yasalar hastalara iyi bakabilmemiz için yeniden düzenlenmelidir.” dedi.
“Bu hastaneler yetmiyor. Cihazlar yetmiyor. poliklinik odaları yetmiyor.” dediklerini aktaran Gürkut, “Biz daha çok çalışmaya varız. Ama önce gelin eksiklikleri giderelim. Yasaları düzenleyelim. Bunları yapmadan ne yapmamızı istiyorsunuz? Daha çok hasta bakıp yer bulamayınca özel hastanelere daha çok hasta mı sevk edelim? Yoksa zaten amacınız bu mudur?” diye sordu.
“Tam mesai” diye sunulan sistemin, sadece bir saat daha poliklinik demek olduğunu vurgulayan Gürkut, “Doktoru hastanede tutar ama hastayı iyileştirmez. Biz içeride sadece durmak değil, ameliyat yapmak, teşhis koymak, ilaç bulabilmek ve hastalarımızı iyileştirmek istiyoruz. Bu bir sağlık politikası değildir. Bu, mevcut düzeni; rüşveti, yolsuzluğu ve yağmayı sürdürme çabasıdır. Özel hastane patronlarını zengin etmenin, kamu sağlık bütçesini özele peşkeş çekmenin yoludur.” iddiasında bulundu.
Hastalara da seslenen Gürkut, “Biz sizin düşmanınız değil, doktorlarınızız. Kalbinize dokunan, kanserinizi tedavi eden, çocuğunuzun başından ayrılmayan bizleriz. Gece yarısı çaresiz kaldığınızda aradığınız kişiler bizleriz. Bu hastaneler bizim evimizdir. Kendi evlerimizden daha uzun süre kaldığımız yerlerdir. İstediğimiz şey çok basit: Size verecek ilacı bulabilmek, yatıracak yatağı bulabilmek, tanı koyacak tetkiki görebilmek. Bütün bunlar eksikken, hastane binaları yıkık dökükken, ülke ve hastaneler, artan nüfusa cevap veremez, kuyruklar uzarken, sorumluluğu tüm bunları düzenlemek ve tamamlamak olanlar, hekimi suçlu gösterip sorumluluğu üzerinden atmaya çalışıyor.” dedi.
Gürkut , mesleğin ve ülkenin geleceğini yakından ilgilendiren Tıp ve Diş Hekimliği Uzmanlık Yasası konusunda “sermaye ile yapılan iş birliğinin halkın sağlığı ile bir kere daha kumar oynamak” anlamına gelip gelmeyeceğini sordu.
Yasaların düzenlenmesine ihtiyaç olduğunu yineleyen Gürkut, 'Biz çalışmayız' demiyoruz biz Bakan’ın bizimle ilk görüşmesinden bu yana çok olumlu bir tavır sergiledik.” dedi.
Gürkut, “Boşuna hekimleri, çalışmadan kaçan kesim olarak halkın önüne; halkın canını, yaşamını en çok savunan hekimleri düşmanıymış gibi atmasın. Kendisi de hekimdir sağ duyuya davet ediyorum yeniden.” dedi.
Gürkut kamuda görev yapan hekimlerin yüzde 53’ünün kamu görevlisi statüsünde olmadığını, geçici, mecburi hizmetli ve sözleşmeli olduğunu, görev yerleri bulunmadığını, günübirlik ihtiyaca göre farklı yerlerde çalıştırıldığını ifade etti.
“Gürkut, “Bizi güvencesiz, işçi statüsünde görev tanımlarımız olmayan dairelerde çalıştırıyorlar. İtirazımız bunadır. Yoksa çalışmak için biz varız. Hekimler, gecesi gündüzü, tatili, bayramı olmayan bir meslek icra ederler. En son yıldıracağınız, çalışmakla sınayacağınız meslek grubu hekimlerdir." dedi.




