Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis, 1963'te Türklerin, Kıbrıs Cumhuriyeti'ne karşı isyan ettiğini iddia ederek, buna karşı mücadele edenleri kahraman diye nitelendirdi.

Nikos Hristodulidis, önceki gün Lefkoşa'nın güneyinde, Kikkos Kutsal Manastırı Kültür Vakfı’nın tören salonunda, “1963–64 sözde Türk isyanında yer alan mücadeleciler onuruna” düzenlenen etkinlikte yaptığı konuşmada, 62 yıl sonra, "Türk isyanına karşı koymak ve Kıbrıs Cumhuriyeti'ni savunmak için gönüllü olarak savaşan, hukukun üstünlüğü için mücadele eden kahramanlara gereken saygıyı göstermek" üzere bir araya gelmekten duyduğu minnettarlığı paylaşarak, şunları kaydetti:

Rus yetkili ölü bulundu
Rus yetkili ölü bulundu
İçeriği Görüntüle

"Ancak öncelikle ulusal gurur duyuyoruz. Türkiye'nin bağımsız ve egemen Kıbrıs devletini baltalama ve bölünme planlarını uygulamaya koyma girişimlerinin resmen başladığı bir dönemde, Kıbrıs Cumhuriyeti'ni savunmak için buradaydık.

Bu planlara karşı doğal bir engel, bugün onurlandırdığımız tüm savaşçılar, yani vatanımızın toprak bütünlüğünü, egemenliğini ve bağımsızlığını savunmak için polis ve devletin diğer meşru güçleriyle birlikte saf tutan sizler tarafından oluşturuldu. Bu savaşçıların hepsi, çoğunlukla adanın dört bir yanından yaklaşık 12 bin isimsiz vatandaş, vatanımızın topraklarını savunmak için gruplar, bölükler ve taburlar oluşturdu.

Kıbrıs'ın tüm illerinde yapılan savaşlarda, halkımızın eşsiz cesareti ve kahramanlığı, on yıl önce EOKA'nın eşsiz Kurtuluş Mücadelesi'nde olduğu gibi bir kez daha teyit edildi. Hepiniz, hiç tereddüt etmeden kendinizi meşru devletin emrine verdiniz ve meşruiyetin baltalanmasını durdurmak ve 1956'da tasarlanan Türk planlarını boşa çıkarmak için Türk komplosuna karşı durdunuz."

Konuşmasının başka bir bölümünde, Türkiye’nin taksimci planlarının tarihsel olarak olayların seyriyle doğrulandığını ileri süren Hristodulidis, "Türk isyanından" on yıl sonra, Kıbrıs Cumhuriyeti topraklarının yüzde 37’sinin "Türk işgali" altına girdiğini ve bu durumun ne yazık ki bugün hâlâ sürdüğünü iddia etti.

Rum lider, “Bugün de, mücadeleniz sayesinde Kıbrıs Cumhuriyeti’nden söz edebildiğimiz sizlerin huzurunda, vatanımızın özgürleştirilmesi ve yeniden birleşmesi için verdiğimiz mücadeleye olan mutlak bağlılığımızı bir kez daha vurgulamak istiyorum.” dedi.

"Mevcut durum kabul edilemez ve sürdürülemez." diyen Hristodulidis, bunun ülkenin geleceği olamayacağını söyledi. Hristodulidis, bu nedenle, ilk günden itibaren somut bir plan ve net bir strateji temelinde, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin toprak bütünlüğünü yeniden sağlamak, vatanı özgürleştirmek ve yeniden birleştirmek için çalıştıklarını ifade etti.

"Kıbrıs Cumhuriyeti’nin" çözümün parçası olduğunu ve hiçbir zaman sorunun parçası olmadığını söyledi. Hristodulidis, ülkenin attığı adımlar ve yürüttüğü politikalar nedeniyle rahatsızlık duyan çevrelerin de bunu doğruladığını ifade etti.

1 Ocak’tan itibaren Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Avrupa Birliği Konseyi Dönem Başkanlığı’nı gururla yürüttüğünü hatırlatan Hristodulidis, ülkenin sorumlulukla yolunda ilerlediğini belirterek; sözle değil eylemle, bazı çevreleri rahatsız etse bile, stratejik açıdan önemli olan geniş bölgede, "güvenlik ve istikrarın temel bir unsuru olarak aktif rol üstlendiğini" vurguladı.

Hristodulidis, işgalin sona erdirilmesi ve ülkenin yeniden birleşmesinin en büyük öncelikleri olduğunu yineleyerek, bununla eş zamanlı olarak ülkenin "içte ve dışta tüm güç unsurlarını" güçlendirmek için de çaba gösterdiklerini söyledi. Ayrıca, güçlü ve dayanıklı bir ekonomi oluşturma, devletin modernizasyonu ve göç sorunuyla mücadele gibi alanlarda yürütülen çalışmalara değinerek, bunların ülkenin caydırıcılık gücünü artırmayı hedeflediğini kaydetti.

Hristodulidis, uluslararası alanda ise "Kıbrıs Cumhuriyeti’nin" bir istikrar merkezi, sivillerin güvenli şekilde tahliyesi için bir geçiş noktası, insani yardımın taşınması için bir koridor ve barış ile iş birliğinin yolunu aydınlatan bir "deniz feneri" olduğunu söyledi.

Konuşmasında, 1963–64 döneminde Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü savunan "gönüllü mücadelecilerin" fedakârlığını da öven Hristodulidis, yaklaşık 12 bin yurttaştan oluşan bu gönüllülerin tespit edilmesi ve kayda geçirilmesinin önemine dikkat çekerek, bunun, devletin her birine olan borcunun — sembolik ama anlamlı bir şekilde — ödenmesi anlamına geldiğini belirtti.

Rum lider, "Bu mücadelecilerin, bu temiz ve çıkarsız yurtseverlerin anısına duyduğumuz minnet duygusu sonsuza kadar yaşayacaktır. Kıbrıs Cumhuriyeti ve Kıbrıs halkı olarak onlarla haklı olarak gurur duyuyoruz." dedi.