Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, "Cumhurbaşkanlığı'nda 100 Gün" konulu basın toplantısında, Crans Montana’dan bugüne, sekiz senede, Kıbrıs sorunu konusunda anlamlı denilebilecek bir görüşme süreci yaşanmadığını kaydederek,
“Hep söylüyoruz. Bizim nihai hedefimiz Kıbrıs sorununun çözülmesidir.” dedi.
Erhürman, beş yıllık görev süresini, Kıbrıs Türk halkı açısından yeniden doğuş dönemi olarak kullanacaklarını, tüm çabalarının bu yönde olacağını belirtti.
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, "Cumhurbaşkanlığı'nda 100 Gün" konulu basın toplantısı düzenledi.
Cumhurbaşkanlığı Beyaz Salon’da dün yer alan basın toplantısında, Erhürman, Cumhurbaşkanlığı görevindeki ilk 100 gününde kurulan çalışma birimleri, yürütülen diplomatik temaslar ile görüşmeler ve ziyaretler ile etkinliklere ilişkin detayları paylaştı.
Toplantı, 100 günü özetleyen video gösterimi ile başladı.
Toplantıda ilk olarak Kıbrıs sorununa değinen Erhürman, güven yaratıcı önlemler konusunun Cenevre'de ya da New York'ta 5 artı 1 düzeyinde ele alınmasının anlamlı olmayacağını, bu konular için buraların fazla üst düzey olduğunu kaydetti.
Erhürman, “Göreve geldiğimiz ilk günden itibaren aslında vurguladığımız bir noktaydı. Beş artı bir hiçbir şekilde kaçacağımız bir toplantı formatı değil. Hangi toplantı söz konusu olursa katılırız. Ama bize göre doğru olan en azından masaya konulmuş güven yaratıcı önlemler konusunda belli sonuçlara Lefkoşa'da ulaştıktan sonra beş artı bire gitmek dolayısıyla beş artı birin sonucunda da bir takım olumlu gelişmelerin açıklanmasına fırsat vermektir. Bu pozisyonumuzu koruduk.” diye konuştu.
Üç ay içerisinde Birleşmiş Milletler gözetiminde üç ayrı toplantı yapıldığını anlatan Cumhurbaşkanı Erhürman, bu toplantıların ilkinde 4 maddelik metodolojiyi ve10 maddelik güven yaratıcı önlemler paketini masaya koyduklarını kaydetti. Bu çerçevede Rum Lider ile birlikte Kayıp Şahıslar Komitesi’ni ziyaret ettiklerini anımsatan Erhürman, Hellim'in tescili konusunda bir sözleşme imzalanması, Metehan Sınır Kapısı’ndaki kabin sayısının yediye çıkarılması, Bostancı ve Derinya kapılarında da seyrüsefer çıkarılması konularını da masaya götürdüklerini anlattı. Erhürman, bu konularda ocak sonuna kadar sonuç alınacağı taahhüdünü aldıklarını da ekledi. Metehan’daki kabin sayısının yediye çıkarıldığını aktaran Erhürman, Metehan’daki yol genişletme çalışmasının devam ettiğini, Bostancı ve Derinya kapılarında seyrüsefer çıkarılmaya henüz başlanmadığını ve hellimle ilgili imzalanması gereken sözleşmenin de henüz imzalanmadığını belirtti. Erhürman, 31 Ocak itibarıyla tamamlanacağı öngörülen bazı noktaların hala halledilmemiş olmasını olumsuz gelişme olarak değerlendirdi.
Bunlar dışında 14 yaş altı (U14) çocukların dostluk maçları yapabilmesi için adım atılması konusunun da önerileri arasında olduğunu söyleyen Erhürman, “Bu öneriyle ilgili nedense çok tartışma çıktı… Neydi derdimiz? Derdimiz, iki topluma, iki halka mensup çocukların bir spor müsabakasında, dostluk maçında ya da dostluk turnuvasında bir araya gelmesiydi… Bizim bununla herhangi bir siyasi amaç gütmediğimiz de aslında son derece açık. Ama maalesef bu konudaki önerimiz de kabul görmedi.” diye konuştu.
Crans Montana’dan bugüne, sekiz senede, Kıbrıs Sorunu konusunda anlamlı denilebilecek bir görüşme süreci yaşanmadığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erhürman, “Hep söylüyoruz. Bizim nihai hedefimiz Kıbrıs sorununun çözülmesidir.” dedi.
Birleşmiş Milletler raporlarında da denileni söylediklerini, çözüme uygun bir atmosfer yaratmaya ihtiyaç olduğunu vurgulayan Erhürman, bunun gerçekleşmesi ile 5 artı 1’den olumlu bir havayla kalkılabileceğini anlattı.
Erhürman, gerek 4 maddelik metodoloji gerek 10 maddelik güven yaratıcı önlemler paketi gerekse yeni kapıların açılması önerilerinde temel hedeflerinin sonuç almak olduğunu vurguladı. Erhürman, dört konu dışında şu ana kadar herhangi bir konuda ilerleme sağlanmadığını da aktardı.
Siyasi eşitlik, dönüşümlü başkanlık konularının güvence altına alınmasının önemine vurgu yapan Erhürman, “Herhangi bir yapı kurulacaksa ve orada siyasi eşitlik olacaksa o yapının iki bileşeni olan Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumların belli dönemlerle o yapıya başkanlık edebileceğinin güvence altına alınması lazım.” dedi.
“Sayın Guterres’in de dediği gibi, bu defa farklı olmalıdır. Peki bu defa farklı olacaksa ne olacak fark? Biz de kendi önerilerimizi geliştirdik ve dedik ki bu defa farklı olacaksa en azından metodolojinin baştan belli olması lazım. Kurallar nedir koyalım, usuller nedir koyalım. Ondan sonra esasa geçelim ve içeriği konuşalım. Şimdi bu, geldiğimiz nokta bu.” diyen Erhürman, Kıbrıs Türk tarafının hep masada olacağını vurguladı.
Crans Montana’dan beridir sekiz yıllık bir durgunluk dönemi yaşandığını yineleyen Erhürman, yeni dönemde önerdiği hiçbir şeyin Kıbrıs Türk tarafının “al”ı, Kıbrıs Rum tarafının “ver”i olmadığını, bunların güven yaratıcı önlem olarak uygulanması gereken şeyler olduğunu vurguladı.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Kıbrıs'taki BM Barış Gücü’nün faaliyetlerine ilişkin raporuna da değinen Erhürman, Guterres’in burada KKTC tanınmış olacak endişesiyle bazı iş birliği alanlarının önü tıkandığını ancak bu endişenin yersiz olduğu ve iş birliği alanlarının önünün tıkanmaması gerektiğini ifade ettiğini belirtti.
Guterres'in, Güvenlik Konseyi'nin “Kıbrıslı iki toplum arasındaki sosyoekonomik farkın daha da derinleştiğine ilişkin tespitine” ilişkin hatırlatmasına da değinen Erhürman, “Bunun adada daha fazla uzaklaşmaya yol açma ve bir çözüme ulaşma ihtimallerini potansiyel olarak olumsuz etkileme riski taşıdığını tespit eder diyor Sayın Guterres. Yani sosyoekonomik uzaklaşma… O artıyor ve bunun artıyor olması çözüm perspektifini de zayıflatıyor dedikten sonra da bu bağlamda söz konusu durumun anlamlı temaslar yoluyla ele alınabilmesi için ilave çabalar gösterilmesi yolunda güçlü bir çağrıda bulunuyor. Yani bizim sosyoekonomik düzeyimizin daha yukarıya taşınması ve aradaki uzaklaşmanın kapatılması noktasında bizimle temas kurulması çağrısını da yapıyor Sayın Guterres. Bunları da akılda tutmak lazım bu güvenli yaratıcı önlemler meselesi konuşulurken diye düşünüyorum.” dedi.