Dr. Büşra Üzehan yazdı:

Ataoğlu Kantara Gençlik Kampı’nda SOS Çocuk Köyü izci grubuyla bir araya geldi
Ataoğlu Kantara Gençlik Kampı’nda SOS Çocuk Köyü izci grubuyla bir araya geldi
İçeriği Görüntüle

Kıbrıs’ta ne zaman bir diyalog kapısı aralansa adanın üzerine bir iyimserlik çöker. KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın girişimleri ve Rum lider Hristodulidis’in BM temsilcisi Holguin eşliğinde yürüttüğü temaslar da böyle bir “bahar havası” yaratmıştı. Ancak 11 Aralık’ta verilen sözlerin ardından geçen süre, umutların yeniden belirsizliğe dönüştüğünü gösteriyor.

En somut başlıklar takvime bağlanmıştı. Hristodulidis, Derinya ve Bostancı kapılarındaki seyrüsefer düzenlemeleri için 31 Ocak’ı işaret etmişti. Şubat ortasına gelindi, adım yok. Metehan Sınır Kapısı’nın genişletilmesinde Türk tarafı çalışmalarını tamamladı; Rum tarafında ise süreç hâlâ sonuçlanmadı. Ekonomiyi doğrudan ilgilendiren Hellim sözleşmesi de aynı şekilde 31 Ocak takvimine takıldı. Bu tablo Kıbrıs için yeni değil. 2003’te kapıların açılması nasıl bir psikolojik eşik yarattıysa, 2015’teki müzakere atmosferi de ciddi bir umut üretmişti. Ancak her defasında iç siyasi hesaplar çözüm iradesinin önüne geçti. Bugün yaşanan gecikmeler teknik değil, siyasi öncelik meselesi gibi duruyor.

En dikkat çekici başlıklardan biri ise Sayın Erhürman’ın önerdiği 14–16 yaş grubundaki Kıbrıslı Türk ve Rum çocukların dostluk maçıydı. Gençlerin bir araya gelmesine dahi onay verilmemesi, güven artırıcı adımların ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. Oysa çatışma çözümü literatürü açık: Toplumsal temas arttıkça önyargılar azalır, güven zemini güçlenir. BM Temsilcisi Maria Angela Holguin’in son açıklamaları da tabloyu netleştiriyor. Tarafların söz verdiğini ancak ilerleme sağlanmadığını söyledi. Önümüzdeki aylardan büyük beklentisi olmadığını belirtti ve somut gelişme görürse adaya döneceğini ifade etti. Bu, diplomasi dilinde açık bir uyarıdır.

Holguin’in Rum tarafının AB Dönem Başkanlığı ve yaklaşan seçimlere odaklandığını ima etmesi, sürecin siyasi takvime sıkıştığını gösteriyor. Hristodulidis bu değerlendirmeye tepki gösterse de, ilerleme olmayışının sorumluluğuna dair mesaj satır aralarında duruyor. Holguin’in son açıklamaları, sürecin neden yavaş ilerlediğini daha net ortaya koydu. Güney Kıbrıs’taki Mayıs 2026 seçimleri ve Haziran sonunda bitecek AB Dönem Başkanlığına işaret ederek, liderler arasındaki ilerleme eksikliğinin siyasi takvime bağlı olduğunu ima etti. Resmî görüşmeler için Temmuz ayını göstermesi de bu nedenle dikkat çekici. Holguin’in “Lefkoşa’da bazı sorunlar çözülmeli” vurgusu özellikle kapılar konusuna işaret ediyor. Metehan’da Türk tarafının teknik süreci tamamlamasına rağmen Rum tarafında adım atılmaması ve Derinya ile Bostancı’daki taahhütlerin yerine getirilmemesi, sorunun teknik değil siyasi olduğunu gösteriyor.

Sonuç olarak tablo açık: Gecikmenin nedeni irade meselesi. Ve Kıbrıs’ta umutları zayıflatan da tam olarak bu. Mesele yalnızca kaçırılan bir tarih değil. Mesele, verilen sözlerin siyasi konjonktüre mi bağlı olduğu yoksa gerçek bir çözüm iradesine mi dayandığıdır. Güven artırıcı adımlar dahi erteleniyorsa, kapsamlı çözüm için gereken cesaret nasıl ortaya çıkacak?

Sayın Erhürman’ın yapıcı tavrıyla oluşan o olumlu hava şimdilik zayıflamış görünüyor. Kıbrıs halkı bir kez daha masadaki sözlerle sahadaki gerçekler arasındaki mesafeye tanıklık ediyor. Bahar havası yerini yeniden durağanlığa bırakıyor.