Yeşil Barış Hareketi Genel Sekreteri Feriha Tel, Güngör Katı Atık Depolama Tesisi’nde meydana gelen son yangının ardından tesiste son yıllarda özellikle sıcak dönemlerde tekrarlayan yangınların, atık yönetimi sisteminin etkinliği konusunda ciddi soru işaretleri yarattığını belirtti.
Sosyal medya hesabından açıklama yapan Feriha Tel’in paylaşımı şöyle:
“Güngör Düzenli Katı Atık Depolama Tesisi Nasıl Güngör Çöplüğüne Dönüştü?
Dün sabahın (önceki sabah) ilk saatlerinden itibaren Güngör’de yeniden yangın çıktı.
Saatler boyunca yükselen yoğun duman yalnızca tesis çevresini değil, ülkenin farklı bölgelerinden de görülebilecek ölçüde gökyüzünü kapladı. Gün boyunca insanlar bu görüntüyü endişeyle izledi.
Ve bizler bir kez daha aynı soruyu sorduk:
Bu ülkenin atık yönetimi gerçekten yönetiliyor mu?
Çünkü Güngör’de yaşananlar artık münferit bir olay değildir.
Son yıllarda özellikle sıcak dönemlerde tekrar eden yangınlar, düzenli katı atık depolama tesisi olarak planlanan ve işletilmesi gereken bu alanın mevcut durumunun ciddi şekilde sorgulanmasını gerektirmektedir.
Güngör; sürekli yangınlarla, yoğun dumanla ve kriz yönetimiyle anılmaktadır!
Üstelik bu tablo bize yabancı da değildir.
Bu ülke yıllarca Dikmen Çöplüğü’nün yarattığı çevre ve hava kirliliğini yaşadı. O dönemin ardından daha çağdaş bir atık yönetimi sistemine geçileceği söylendi; yatırımlar yapıldı, sözler verildi.
Avrupa Birliği desteğiyle 2012 yılında devreye alınan tesis ve sonrasında kapasite artırımı amacıyla hayata geçirilen ikinci aşama; yalnızca depolama kapasitesini artırmak için değil, daha bütünlüklü bir atık yönetimi sistemine geçiş amacıyla planlandı.
Bu yaklaşımın içinde atık azaltımı, geri dönüşüm, transfer altyapısı, sızıntı ve gaz yönetimi ile döngüsel ekonomi ilkeleri bulunuyordu. Kapasitenin de 2030 yılına kadar yeterli olacağı ifade edilmişti.
Ancak bugün geldiğimiz noktada şu soruyu sormak gerekiyor:
Yalnızca depolama kapasitesi mi artırıldı, yoksa gerçekten atık yönetimi sistemi mi kuruldu?
Çünkü atık yönetimi yalnızca çöpü bir yere taşımak değildir.
Transfer istasyonlarının eksikliği, sistemin bütünlüklü işletilememesi ve birçok bölgede devam eden vahşi depolama uygulamaları; hem belediyeler üzerinde baskı yaratmış hem de yeni çevresel risk alanları oluşturmuştur.
Bunun sonuçlarını ise bugün daha fazla yangın, daha fazla hava kirliliği ve daha fazla çevre ve halk sağlığı riski olarak görüyoruz.
Bir tarafta taş ocaklarının yarattığı toz yükü, diğer tarafta Teknecik ve Kalecik kaynaklı hava kirliliği konuşulurken; atık yönetiminin de benzer şekilde kronik bir çevre sorunu haline gelmesi bu ülkenin yönetilmediğinin gerçek bir göstergesidir!
Bugün Güngör’den yükselen duman yalnızca bir yangının sonucu değildir.
Aynı zamanda uzun süredir yaratılan; teknik raporları ve bilim insanlarını göz ardı eden günü birlik ihalelerin, eksik uygulamaların ve çevreyi önceliklendirmeyen yönetim anlayışının sonucudur.
Mesela bugün hala Çevre Koruma Dairesi sayfasında “KKTC ATIK POLİTİKASI” başlığına tıkladığınız zaman herhangi bir şey yazmamaktadır, sayfa boştur…
Yani atık konusunda bir politikamız yoktur…
Beklentimiz; Güngör’de yaşanan yangınlarla ilgili teknik bilgiler ve hava kalitesi ölçümleri kamuoyuyla paylaşılması; tesisin işletme modelinin bağımsız şekilde değerlendirilmesi ve entegre atık yönetimi sisteminin gecikmeden hayata geçirilmesidir…
Hükümet çöpten para kazanma sevdasından vazgeçmeli, ihalelerin teknik şartnamelerine müdahale etmemelidir!!!
2026 yılında biz hala yanan bir çöplüğü konuşuyoruz!
Ve hala yetkili hiç bir daireden ve bakanlıktan açıklama yapılmadı! Çevre Koruma Dairesi, Çevre Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı…
Hepimizle dalga geçer gibi…”