Güncel

"İş yapabilmek için sabahları 5.30’da kalkardım"

Kent araştırmacısı Özlem Ünsal, Boyacı Apartmanı’nda bir eş, üç çocuk ve büyük bir köpekle birlikte yaşayan bir annenin aktardıklarını anlatırken, “İş yapabilmek için sabahları 5.30’da kalkardım çünkü herkes ayağa kalınca hiç bir iş yapamazdım.” ifadelerini kullandığını söylüyor

Abone Ol

Kent araştırmacısı Özlem Ünsal, Boyacı Apartmanı’nda hem daha az daire olması hem de aile bireylerinin yaşam sürmesinden ötürü sınırlı sayıda görüşmeciye ulaşabildiğini belirtti.

Ünsal, apartmanın; 1974’te yaşanan çatışmalar sırasında yüksekliğinden ötürü riskli bir yaşam alanı haline gelmesi nedeniyle ailenin binayı büyük ölçüde terk ettiğini belirtiyor. Bir istisna olarak aile büyüklerinden birinin 90’ların başına kadar binada kalmayı sürdürdüğünü ekliyor.

Ünsal, “Bu bilgi bile bizim için önemli; demek ki Lefkoşa’da 74 öncesi yapılmış apartmanların hepsinin makûs talihi, 74 yılında çatışmaların doğal bir hedefi haline gelmek; bir dönem topyekün terk edilmek ve sonra yeniden, daha farklı şekillerde kullanıma girmek. Muharrem Apartmanı’nda da benzer bir deneyim var.” diyor.

Ünsal, apartmanda bir eş, üç çocuk ve büyük bir köpekle birlikte yaşayan bir annenin aktardıklarını anlatırken, “İş yapabilmek için sabahları 5.30’da kalkardım çünkü herkes ayağa kalınca hiç bir iş yapamazdım.” ifadelerini kullandığını söylüyor. Ünsal’a göre bu çok özel bir not çünkü orada bir kadın olmakla birlikte bir kadın olarak evi yönetmenin anlamına dair bir deneyim paylaşılıyor.

Boyacı Apartmanı’nın, binanın arkasında yer alan sokakta yaşamını sürdüren Mehmet Boyacı tarafından oğulları ve oğullarının aileleri için bir konut alanı olarak düşünüldüğünü söyleyen Kent araştırmacısı Özlem Ünsal, “Aslında çocuklarını yakınına almak için binayı yapmış ve burada kendine de bir daire ayırmış ama binada yalnızca bir gece geçirmiş; ‘Ben, bu kibrit kutusu gibi yerde kalamam’ deyip çıkmış’ diye anlatıyor. Ünsal, aileye gelin olarak gelip en üst katta yaşam süren bir sakinin ise, bina için “Vapur gibi yaptılar, bakıp bakıp gülerdik çünkü acayip bir şeydi ama yer o kadar olduğu için o şekilde yaptılar.” dediğini aktarıyor.

Apartmanın çatı katında çamaşır odalarının bulunduğuna belirten Ünsal, bu alanının; mimar Le Corbusier’in Unité d’Habitation (Barınma Ünitesi) toplu konut projesi ve benzerlerinde yarattığı sosyalleşilebilen ortak kullanım alanlarını hatırlattığını söylüyor. Ünsal, bir görüşmecinin bu alanın gündelik hayattaki yerine dair aktardıklarını onun sözleriyle ifade ediyor: “‘Orası annelerin çocuklarıyla birlikte çıkıp hem birlikte zaman geçirdiği hem de çamaşır yıkadıkları bir yerdi. Biz orada oynardık, anneler de çamaşır yıkardı çünkü bizi aşağıda yalnız bırakamazlardı.’”

Bu anlatılardan, apartmanın yapısal özelliklerinin apartman yaşamı ve aile ilişkilerini etkilediği sonucuna varan Ünsal, “Günün sonunda burası bir aile apartmanı ve kapılar çoğu zaman açık, yani kilitsiz. Binada, yer yer genişçe bir evde yaşanıyormuşçasına bir yaşantı kurulmuş.” diyor.

Dairelerin küçüklüğünden sık söz edilmesine rağmen bundan doğan rahatsızlıkları konumunun telafi ettiğini aktaran Ünsal, “Apartman o dönemin en hareketli noktasındaydı; çevresi Çağlayan Parkı, Çağlayan Gazinosu, sinemalar, pastanelere donatılmıştı. Sabah 5.30’da kalkıp ev işi yapan anne günün sonunda, ‘Lefkoşa’nın en güzel yerinde oturuyordum.’ diyebiliyordu. ‘Balkona çıkıp, Budak Pastanesi’nde oturanlara bakardık’ gibi anılar paylaşıldı. Boyacı Apartmanı’nın hikâyesi, her şeye rağmen, biraz daha mikro bir anlatı, yani burada bir aile hayatını dinliyoruz.” diyor.

TOPLUMSAL HAFIZANIN ÖNEMİ

Arşivlere erişimde sıkıntılar yaşadığı bir gün sosyal medyada Boyacı Apartmanı’nın kendi çektiği bir fotoğrafını paylaşarak insanların bilgisine başvurduğunu ve bu paylaşım sonrası beklentisinin çok ötesinde bir bilgi akışıyla karşılaştığını belirten Kent araştırmacısı Özlem Ünsal, apartmanda büyüyenlerin yakınları, eski komşuları ile tanıdıklarının kendisine ulaşarak bazı isimler ve bilgiler paylaştıklarını söyledi.

Bu paylaşımlar arasında, apartmanın zemin katında yer alan ama adını kimsenin hatırlayamadığı şamişi dükkanının sahibine dair bir bilginin de yer aldığından bahseden Ünsal, “Boyacı Apartmanı’nın zemin katında, Kunduracı Veysel ile Budak Pastanesi (ilk yeri) dışında bir de şamişici olduğundan çok fazla insan söz ediyordu ama bu şamişicinin adını kimse hatırlayamıyordu. Yorumların büyük bir kısmında bu detay tekrar ediliyordu. Derken Avustralya’dan gelen bir mesajda, ‘Herkesin adını unuttuğu şamişici benim dedemdi.’ diyen kişi, 90’lı yıllarda dedesi ile babaannesinin evlilik yıl dönümleri için çekilen eski bir videoda dükkânın görülebildiğini söylemişti ve bu videoyu benimle paylaşmıştı.