Adıyaman’da 72 kişinin hayatını kaybettiği Grand İsias Otel davasının dördüncü duruşmasında söz alan Avukat Mehmet Eren Turan, esasa ilişkin taleplerini iletti, savcının ortaya koyduğu eylemlere katıldıklarını ancak sanıkların eylemlerine ilişkin vasıflandırmaya katılmadıklarını kaydetti.
“Sanık öngördüğü neticeyi gerçekleştiriyorsa olası kastla yargılanmalı” diyen Turan, sanıkların attıkları imzalarla öngördükleri neticeyi kabullendiğini söyledi.
Bu davanın en önemli kısmının, sahte ruhsatlarla meskenden otele çevrilmesi olduğunu ifade eden Turan, “Binanın görevinizi ihmal ederek, yönetmeliklere aykırı yapılmasına izin veriyorsanız, o zaman binanın yıkılmasının risklerini artırıyorsunuz” dedi.
Binanın yapımının 75’le başlayıp, 95 yönetmeliğiyle devam ettiğini dile getiren Turan, “Bu durumda ruhsat tamamen hükümsüz hale geliyor” vurgusu yaptı.
Yönetmeliklerde beton kalitesinin değiştiğini, binaya asansörler konulduğunu ifade eden Turan, “Statik hesaplamalar yapılmamış. Binaya kaçak katlar, tabliyeler eklenmiş. Bina zaten yıkılacak duruma getirilmiş” dedi.
Yıkılması gereken binaya üç ay sonra İskan belgesi veriliyorsa bunun neticenin öngörüldüğünü ortaya koyduğunu kaydeden Turan, “3. Ağır Cezadaki davada bu dosya yoktu, vasıflandırmayı bilinçli taksir olarak yapmak bize göre mümkün değil. Sanıklar, otel sahipleri kadar sorumludur” diye konuştu.
72 kişinin öldüğü bir bina için verilen cezaların adalet duygularını sarstığını söyleyen Turan, olası kastla yargılama yapılmayacaksa ve bilinçli taksirden ceza verilecekse de en ağır cezanın, yasal indirimden esirgenerek, verilmesini talep etti.