Grand İsias Otel’in yıkılmasında kusuru bulunan altı kamu görevlisinin yargılandığı davanın dördüncü duruşması öncesinde, dün sabah ellerinde depremde kaybettikleri yakınlarının fotoğrafları ve pankartlarla gelen Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneği ile Rehberler İçin Adalet Platformu üyeleri depremde kaybettikleri canlarının fotoğraflarını girişe sıraladı.
Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneği Başkanı Ruşen Yücesoylu Karakaya,
duruşma öncesi basına açıklama yaptı.
Karakaya, “Evlatlarımızın odalarının boş kaldığı, çocuklarımızın yokluğunda yaşamaya mahkûm edildiğimiz o günden beri dinmeyen acımızla bugün bir kez daha buradayız.” dedi.
Bilimsel raporların net olduğunu vurgulayan Karakaya, Grand İsias Otel’in yıkılması, iskân verilmemesi gereken ve bariz biçimde can güvenliği riski taşıyan bir yapı olduğuna dikkat çekti.
Bu gerçekler bilinmesine rağmen gerekli işlemlerin yapılmadığı, kamu yetkisinin halkın yaşam hakkını korumak yerine etkisiz ve göstermelik yaptırımlarla sınırlandırılmadığını ifade eden Karakaya, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Deprem gerçeği inkâr edilemez. Ancak bir binanın saniyeler içinde çökerken içindekilere hiçbir yaşam şansı tanımaması, doğanın değil; insan eliyle alınan ya da alınmayan kararların sonucudur. Yaşananlar kaçınılmaz değil, öngörülebilir ve önlenebilir niteliktedir. Bu nedenle kamu görevlilerinin sorumluluğu yalnızca ‘denetim yapılmaması’ ile açıklanamaz. Asıl sorumluluk; açık tehlikeyi bilerek görmezden gelmek, mevzuata aykırı yapıyı bilerek sistem içinde tutmak ve doğacak sonucu öngörmesine rağmen bu sonucun gerçekleşmesini kabullenmektir.”
Ceza hukuku açısından bu durumun “sonucu istememek” ile açıklanamayacağını söyleyen Karakaya, “Burada söz konusu olan, sonucu öngörüp kabul etmektir. Bu nedenle dosyanın hukuki vasfı bilinçli taksir değil, olası kasttır.” dedi.
Karakaya sözlerini şöyle sürdürdü:
“Şampiyon Meleklerimizin ve rehberlerimizin aileleri olarak açıkça ifade ediyoruz; bu dava yalnızca kaybettiklerimizin ardından verilen bir mücadele değildir. Bu dava, yapı güvenliğinin gerçekten ciddiye alınması, kamu gücünün taşıdığı sorumluluğun hatırlatılması ve benzer acıların tekrar yaşanmaması için yürütülmektedir. Adalet, gerçeği doğru tanımlamakla mümkündür.”
Suçun hukuki adı gerçeğe uygun konulmadığı sürece, verilen kararların toplum vicdanında karşılık bulamayacağını vurgulayan Karakaya, şöyle konuştu:
“Şampiyon Meleklerimize ve rehberlerimize verilmiş bir sözümüz vardır. Bu söz; hukuki nitelendirme gerçeğe uygun yapılana, olası kast kabul edilene ve tüm sorumlular hak ettikleri cezayı alana kadar sürecek bir mücadele sözüdür. Vicdanın, bilimin ve hukukun aynı noktada buluştuğu bir karar beklentisiyle, adalet talebimizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz. Şampiyon Meleklerimiz ve rehberlerimiz adına; adalet için buradayız,
son nefesimize kadar da burada olacağız.”