Sağlık

Dişinize ikinci bir şans tanıyın

Yakın Doğu Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nden Yrd. Doç. Dr. Dilan Kırmızı, ağrı ve enfeksiyon durumunda önce kanal tedavisi seçeneğini değerlendirmenin hem dişi hem genel sağlığı koruduğunu söylüyor

Abone Ol

Yazın enerjisi ve neşesi, bol bol gülümsemeyi beraberinde getiriyor. Ancak sıcak havalar, tatiller ve değişen beslenme alışkanlıkları, diş sağlığımızı olumsuz etkileyebiliyor. Sağlıklı dişler sadece güzel bir gülüş değil; genel vücut sağlığımızın da önemli bir parçası. Bu yüzden, yaz aylarında ağız bakımına daha fazla özen göstermek ve düzenli diş kontrollerini aksatmamak büyük önem taşıyor.

Özellikle tedavi edilmeyen çürükler ve enfeksiyonlar yalnızca diş kaybına değil; bağışıklık sistemini etkileyen sistemik rahatsızlıklara kadar uzanan ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Bu konuda önemli uyarılarda bulunan Yakın Doğu Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Endodonti Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Dilan Kırmızı, halk arasında “kanal tedavisi” olarak bilinen endodontik tedaviye dair bilgiler paylaştı.

Diş kaybının çiğneme zorlukları, sindirim problemleri ve çene kemiğinde kayıplar gibi pek çok olumsuz duruma yol açabileceğini ifade eden Yrd. Doç. Dr. Kırmızı, bu nedenle kanal tedavisinin fonksiyonel ağız sağlığını korumada kritik bir rol üstlendiğini söyledi. Tedavi sonrası bazı durumlarda dişte tekrar ağrı veya enfeksiyon gelişebileceğine de dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Dilan Kırmızı, böyle bir durumda dişi çekmek yerine “yeniden kanal tedavisi” uygulanabileceğini belirtti. Bu sayede dişin ve ağız sağlığının korunabileceğini, aynı zamanda daha büyük sağlık problemlerinin de önlenebileceğinin altını çizdi.

Çoğu zaman lokal anesteziye bile ihtiyaç duyulmuyor, işlemler ağrısız oluyor...

Tekrarlanan kanal tedavi süreci hakkında bilgiler veren Yrd. Doç. Dr. Dilan Kırmızı, işlemin genellikle ağrısız gerçekleştiğini belirterek, “Çoğu zaman lokal anesteziye bile ihtiyaç duyulmuyor. Ancak bazen nadiren de olsa enfeksiyon nedeniyle basınç artışı sebebiyle ağrı olabiliyor, bu durumda da lokal anestezi uygulanabiliyor” ifadelerini kullandı. Kanal tedavisinin uzman hekim tarafından dikkatlice değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Yrd. Doç. Dr. Kırmızı, “Tedaviye başlamadan önce hasta ile iş birliği sağlanmalıdır. Ardından ilk aşamada eski dolgu çıkarılıp, kök kanalları temizlenip, dezenfekte edilir. Bu işlemler genellikle tek seansta tamamlanamaz, enfeksiyonun durumuna göre birkaç seans sürebilir” dedi.

Tedavi sonrasında dişe geçici dolgu uygulandığını bu yüzden, aşırı ve kuvvetli çiğneme hareketlerinden kaçınılması gerektiğini söyleyen Yrd. Doç. Dr. Dilan Kırmızı, daimi dolgu yerleştirildikten sonra ise hastaların dişlerini daha rahat kullanabildiklerini belirtti. Bazı durumlarda kanal tedavisinin ardından azı dişlerinde madde kaybı oluşabileceğini ve bunun kırılmalara neden olabileceğini de belirten Yrd. Doç. Dr. Kırmızı, bu durumu önlemek için ise protetik kron kaplama yapılmasını, böylece zayıflayan diş dokusunun korunarak kırılma riskinin ortadan kaldırılabileceğini ifade ediyor.

Tedavi sonrasında düzenli takip önemli !

Tedavideki başarının, işlemin uzman bir hekim tarafından doğru şekilde uygulanmasına ve dişteki enfeksiyonun iyileşmesine bağlı olarak değiştiğini söyleyen Yrd. Doç. Dr. Dilan Kırmızı, “Tedavinin ardından gelen takip süreci, kalıcı ve doğru sonuçlar elde edilebilmesi için son derece önemli. Süreç, en az altı ay ile bir yıl arasında düzenli takip edilmelidir. Eğer, iki yılın sonunda da hasta herhangi bir şikayet hissetmiyor ve dişin radyografik görüntülerinde bir sorun tespit edilmiyorsa, tedavi başarılı kabul ediliyor” dedi.

--