Lefkoşa’nın vitrinini güzelleştirmek başka, Lefkoşa’nın tamamını yaşanabilir bir kent haline getirmek başkadır.
Peki ya arka sokaklar? Yıllardır çözüm bekleyen altyapı sorunları? Yağmur yağdığında yaşanan sıkıntılar? Bozuk yollar, kaldırımlar, trafik, otopark ve temizlik sorunları?
Bir belediyenin başarısı, sosyal medyada paylaşılan en güzel fotoğraflarla değil, vatandaşın her sabah evinden çıktığında karşılaştığı yaşam koşullarıyla ölçülür.
Üstelik belediyecilik, geçmişi sürekli kötüleyerek bugünü yüceltme yarışı değildir. Belediyeler kişilerin değil, halkın kurumlarıdır. Yapılan her hizmet de bir başkanın lütfu değil, halkın ödediği vergilerin karşılığıdır.
Lefkoşa’nın birkaç sokağında hayalleri gerçeğe dönüştürmek yetmez. Önemli olan, o hayallerin bütün mahallelere ulaşmasını sağlamaktır.
Çünkü Lefkoşa sadece turistlerin fotoğraf çektiği sokaklardan değil, her gün bu şehirde yaşam mücadelesi veren insanlardan oluşur.
Gerçek belediyecilik vitrin süslemek değil, şehrin tamamına hizmet etmektir.
Ve unutulmamalıdır ki; bir şehrin başarısı en güzel sokağıyla değil, en fazla ihmal edilen sokağının durumuyla ölçülür.
(İbrahim Mısırlıoğlu)
Erhan bey,"İspanya'da tren kazasında 69 kişi öldü Ulaştırma Bakanı görevden alınmadı" diye sitem etmiş... Mesela, sen koltuğundan kalkma diye için kaç kişinin ölmesi gerekiyordu?
(Ahmet Vamık)
TOPLUMSAL HAFIZAYA MİRAS BIRKAN ADAM: Kıbrıs Türk Basınının ilk profesyonel foto muhabiri Bilbay Eminoğlu’nun 13’ncü ölüm yıldönümünün hüznünü yaşarken benliğimiz fotoğrafçılık tarihimizle ilgili bir başka hüznün sarmalına girdi…
Stüdyo fotoğrafçılığımızın duayen ismi Mehmet Şık’ı, “dalya” demesine 2 yıl kala 98 yaşında kaybettik… Şık, “70 yıl boyunca durmaksızın çalıştırdığı objektifine Kıbrıs Türk halkının önemli dönemlerinin ve figürlerinin tanıklığını yaptırmış adam” olarak anımsanacaktır..
Çok değerli başka stüdyo fotoğrafçılarımız da olmuştur kuşkusuz… Onları da saygıyla anmak gerek… Ama “idealleriyle yaşayan duayen” olarak onun yeri bir başka olmuştur, gerçekten de “özel” olmuştur…
Çektiği fotoğrafları ve yıllar boyu mesleği gereği kullandığı aygıtları itinayla toplayıp arşivlediği stüdyosunda fotoğrafçılığımıza dair bir hafıza yaratan adamdır o…
Stüdyosundan geçenler sadece yerel figürler değildi... Kıbrıs'ı ziyaret eden ünlü ya da sıradan pek çok figür de o stüdyoyu ziyaret edip Şık Usta'nın kamerası önünde poz vermiştir..
Yaşı ilerledikçe, Lefkoşa’nın tarihi ve otantik sokağı İdadi’deki bu hafıza mekânını devletin kanatları altında bir müzeye dönüştürmeyi yoğun çabalı bir tutkuya dönüştürmüştü… Dilerim yaşamı boyunca gerçekleştiremediği bu tutkusuna artık devletimiz tarafından el atılır ve İdadi Sokak’taki o zemin kat apartman dairesi Mehmet Şık’tan kalan toplumsal bir miras olarak içindeki tüm tozlu objelerle birlikte stüdyo fotoğrafçılığımızın müzesine dönüştürülür…
Dahası, diğer stüdyo fotoğrafçılarımızdan kalan anılar ve fotoğraflar da o müzeye taşınır… Vefa, kültür ve turizm bağlamında derinden duyumsadığım özlemdir bu…
Ruhu şad, mekânı cennet olsun Mehmet Şık’ın…
(Ahmet Tolgay)





