Yoruldum, çok yoruldum...
9 aydır mücadele ediyorum, birinin, sadece dikiz aynasına bakmadığı için, beni farketmediği için, dikkatsiz olduğu için, trafik kurallarını ihlal ettiği için, gelip bana vurduğu için, eski sağlığıma bir türlü kavuşamıyorum...
Geçmiyor, bitmiyor, düzelmiyor, hiçbir şey eskisi gibi olmuyor...
Koşmayı özledim çok mesela ancak yürümek bile işkence gibi...
Hayat devam ediyor, her şeye rağmen yaşamak güzel...
Ancak hayat çok acımasız da, her an başımıza ne geleceği belli değil...
Hayatı her şeyiyle kabullenmekten ve mücadeleye devam etmekten başka çare yok...
(Okan Karademir)
AV BAŞLADI!
Avcılık, Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum halklarının ortak kültürel geçmişinde, kuşaktan kuşağa aktarılan köklü bir geleneğin parçasıdır. Geçmişte beslenme ve yaşam mücadelesinin bir gereği olan avcılık, zamanla sosyal ve kültürel bir alışkanlığa dönüşmüştür. Ancak kültürel mirasımızı yaşatmak, doğayı ve yaban hayatını tüketmek değil, onu koruyarak gelecek kuşaklara aktarmak olmalıdır.
İnsanlık değişti, dünya değişti, yaşam koşulları değişti. Değişmeyen tek şey ise doğanın bizden gördüğü tahribat.
Kuzey Kıbrıs'ta doğa alarm veriyor!
Lefke'den Karpaz'a, Girne dağlarından Mesarya'ya kadar ormanlarımız yangınlarla eksiliyor. Yılların emeğiyle oluşmuş ağaçlar kül oluyor. Pınarlarımız kuruyor, su kaynaklarımız azalıyor. Bir zamanlar yeşilin hâkim olduğu alanlar betonlaşmaya, inşaata ve plansız yapılaşmaya teslim ediliyor. Çöpler, plastik atıklar ve çevre kirliliği doğal yaşam alanlarını yok ediyor.
Peki bütün bunların bedelini kim ödüyor?
Biz insanlar mı? Hayır! Öncelikle bu adada bizimle birlikte yaşayan, konuşamayan, kendisini savunamayan canlılar ödüyor.
Yaşam alanları daraltılmış, su kaynakları kurumuş, yangınlarla yuvaları yok olmuş, beslenme alanları azalmış hayvanları bir de av sezonu geldi diye tüfeklerin hedefi hâline getiriyoruz.
Doğanın bütün dengesi bozulmuşken, hayatta kalma mücadelesi veren canlıları öldürmeyi nasıl bir spor, nasıl bir eğlence olarak görebiliriz?
(Gökhan Kim)
Söylü YORUM.
Bazı siyasiler var ki sosyal medya paylaşımlarına "tık" diyenlere ve yorum yapanlara göre kendi performansını değerlendirir.
Kimileri rakib adaylara yapılan "tık" ve yorumların övgü ve yetkisine göre kendine pay çıkarır. Hatta küser de kendine Haşim sayar.
Ben kimin paylaşımı doğruysa kim güzel işler yaptıysa ayrımsız "tık" da derim yorumda yazarım. Çünkü ben seçenim.
(Hüseyin Cumaoğlu)
Seçimlerde aday olanların, ‘siyaset yapmak için gelmiyoruz’ şeklinde açıklama yapması kadar saçma bir şey olamaz. Siyaset yapmaya gelmeyip ne yapmaya geliyorsunuz? Ekmek? Sıva? Komik olmayın.
(Ulaş Barış)




