Mahkemeler önüne gelen davaları yasaların emrettiği şekilde karara bağlar. Mahkeme kararları eleştirilemese de son günlerde Dipkarpazdaki verilen yıkım kararları vicdanlarda kabul görmedi. Bunun nedeni mahkemeler değil sorumsuz ve iş yapmayan çevre koruma dairesi, belediyeler, kaymakamlıklar kısacası hükümettir. Sözde Milli parkın içerisine girerken dairenin hiçbir uyarıcı levhasını görmezsiniz. Nisan ayında demet demet nergis toplayanları gördük uyardık. İnsanlar "kim demiş yasaktır" dedi. Onlar da haklı. Gücü yeten kumsalları, koyduğu şemsiyeler şezlonglarla işgal etmeye başladı. Para vermezsen giremen. En azından vatandaşa kullanacak yer bıraksa neyse ama o da yok. Belediye ve kaymakamlığın haberi yok. Ulaştırma bakanlığı Parkın içine asfalt döker çed raporu hazırlamadan çevreyi tahrip ede ede. Bu durum karşısında çevre dairesi 3 maymunu oynar. Milli parkın dışındaki ilçelerde ise kaçak yapı, çevre kirliliği gırla. Üstelik çevreyi koruma ve kollama adına niyet de yok. O nedenle suçlu öncelikle o yapıları yapanlar değil ülkeyi idare eden ve çevreye karşı saygısı olmayanlardır.
(Niyazi Türkseven)
Mücahit Puanı!
Sabah ekmek fırınına gittim. Hiç ekmek kokusu insana savaşı mı hatırlatır!
20 Temmuz - 15 Ağustos 1974 tarihlerinde, 25 güncük ve sekiz yaşın gereği, sadece Gazimağusa Akkule'de kum torbası doldurabildim. Sabah gün ağarırken çay kazanına su taşıdım. Ateşkes günleri Sultan Kıraner Amcamın evinde kaldığımız için aynı sokakta olan rahmetlik Ekmekçi Derviş Dayımızın fırınında kardeşlerim Koralp ve Hasan'la ayak işleri yaptık...
Eh, biz de kendi çapımızda mücahit olduk yani!
Benim gibi savaşın dehşetini, ölüm korkusunu çocuk yaşta hissetmiş, ölüme tanıklık etmiş olanlar için en güzel puan; yaşamaktır.
Geldiğimiz günlere bakınca, özgürlük için büyük bedeller ödeyen Kıbrıs Türkleri çok daha adil ve huzur içinde yaşanacak bir hayatı hak ediyor aslında...
Çünkü ortak değerlerimiz yıpranıp bizi birbirimizden uzaklaştırdığında, yaşanan acıların anlamı da inciniyor. Halkın varlığı için mücadele eden büyüklerimiz, geçmişte yaşadıkları zorlukların yanı sıra bugünün hayal kırıklığını da taşıyor.
Şimdi çıksın ve bu puanları dağıtanlar söylesin!
Dağıttıkları puan mıydı, yoksa onurlu bir halkın ortak mücadelesini parçalara ayırmak mıydı?
Çünkü puan dağıtılır, tükenir ve unutulur; saygı ise bir halka borç bilinir, kuşaktan kuşağa taşınır.
Bence halkımızın bir bütün olarak verdiği mücadelenin karşılığı "puan" değil, unutulmayacak bir saygı olmalıydı...
(Eralp Şerifoğlu)
PAZAR SOHBETİ :
Son birkaç ay içinde bizim mahalle çevremizde 4 vefat, 3 ağır veya komada hasta oldu.
Ölenlere rahmet ,hastalara şifa dilerik.
Azrail buralarda dolaşıyor.
Nasıl uzaklaştıracayık?
Fehimi tüfekle nöbete mı durduralım.?
Dualarla kovalım mı?
Rüşvet mi verelim ?
Başka yolu var mı?
Mahallede matem havası var.
Bu psikolojik ortamdayık.
Geçen gece ani uyandım. Çok kötüyüm. Hemen tansiyonu ölçtüm. ŞOK.
19/ 10 .
Benim tansiyonum hep. 13.5/8.5
Son göz ameliyatlarım için EKG ve testleri yaptırdılar.
Gayet güzel sonuçlar.
Konuyu anlattığım akraba ve arkadaşların ilk sorusu?
- Ne yedin yatmadan önce.
- İki çanak bol mercimekli çorba.
Güldüler. Mercimek tansiyonu yükseltirmiş. Çoğu mercimek yemezmiş. Özellikle gece.
Bunu ilk defa öğrendim.
Geçmişi hatırlamaya çalıştım. Bir kere daha bunu yaşamıştım. Ve yemek mercimekti.
Biz Azraili hep dışarda bilirik.
Halbuki kendi kendimizin Azrailiyik.
Bilinçsizlik, Genetik, yanlışlar, yaşam şartları hayat süresini belirler.
(Yücel Dolmacı)


