BEN BİR EMEKLİYİM

Yıllarca çalıştım, prim ödedim. O yüzden Başbakan Ünal Üstel'in müjdesini duyduğumda sevinemedim, hesap yaptım.

Açıklama: 28 Eylül'de yapıldı. Dedi ki, Sosyal Sigortalar'ın 50. yılı diye Kasım 2026'da yaklaşık 48 bin emekliye kişi başı 40 bin TL ikramiye vereceğiz, 1 Ocak 2027'den itibaren de hayat pahalılığına ek %10 zam.

Kasım'da ikramiye, 6 Aralık'ta seçim. Yani para seçimden 15 gün önce cebimize girecek.

Yollar yine hayvan mezarlığına döndü
Yollar yine hayvan mezarlığına döndü
İçeriği Görüntüle

Bu para nereden geliyor?

Bu memleketin dört büyük örgütü; Kıbrıs Türk Ticaret Odası, Sanayi Odası, İşverenler Sendikası, Esnaf ve Zanaatkarlar Odası 30 Eylül'de yayınladıkları ortak bildiride diyorlar ki: İç borç 23 Temmuz itibarıyla 29.8 milyar TL'ye ulaşmış, bütçe açığı 25.2 milyar TL öngörülmüşken, toplam 2 milyar TL'ye ulaşacak bu ödeme Sosyal Sigortalar Fonu'ndan karşılanacak.

Bakan Hasipoğlu da doğruladı: 48 bin 400 emekliye 40 bin TL, toplam 1 milyar 900 milyon TL tutuyor ve bu fonun yıllık gelirinin %10'u demek.

Yani bu para devletin kasasından değil, bizim primlerimizden geliyor. Bir ayda fonun %10'unu eritmek.

Dört örgüt çok net soruyor: Fonun aktüeryal dengesi ne olacak? Yasal dayanağı ne? Ayrıca sigortalıların sağlık ödemeleri beklemede iken bu öncelik doğru mu?

Aynı parayla ne yapılabilirdi?

Bildiride en çok katıldığım yer: "Aynı kaynağın prim yükünün azaltılması ve kayıtlı istihdamın desteklenmesi amacıyla da değerlendirilebileceği".

Bana 40 bin TL bugün veriliyor, markette 15 günde bitiyor. Ama aynı parayla primler düşürülse, esnaf rahatlar, gençler sigortalı işe girer, kayıt dışılık azalır. O zaman fon da uzun vadede daha çok prim toplar, benim maaşım da güvende olur.

Sadaka değil, sürdürülebilir maaş

Ben 40 bin TL'yi hak etmiyor muyum? Sonuna kadar hak ediyorum.

Ama ben tek seferlik değil, onurlu ve sürdürülebilir bir maaş istiyorum.

Kasım'da 40 bin TL verip, 6 Aralık'ta oy isteyip, Ocak'ta fon bitti demek kolay.

Beni sevindirmek istiyorsan, fonumu güçlendireceksin. Seçimden 15 gün önce değil, her gün yanımda olacaksın.

(Kürşat Dünki)

Dün sosyal medya üzerinden birisinin, pazartesi günü okula baskın yapacağı haberiyle irkildik. Hem öğrenciler, hem de biz veliler büyük bir endişe içerisindeyiz. Neredeyse tüm öğrenciler yarın okula gitmeyi düşünmüyor haklı olarak. Bugün aynı sitede, aynı çocuk bir açıklama daha yaparak, şaka yaptığını, amacının eğlenmek olduğunu yazdı. Bu doğru da olabilir yanıltmak amaçlı da. Olayların başından beri, sadece okul idaresi, polisin olayı soruşturduğu, bazı kişilerin sorguya alındığı ve panik yapılmaması gerektiğini sosyal medyadan duyurdu. Tüm bunlar yaşanırken, ne polisten ne de Milli Eğitim Bakanlığı'ndan hiçbir açıklama gelmedi. Daha neyi bekliyorsunuz ey yetkililer? Böyle bir saldırıyı (eğer olacaksa) önlemek için ne gibi önlemler aldınız? Yoksa bekleyip, olay olduktan, iş işten geçtikten, öğrencilerin, öğretmenlerin başına bir şey geldikten sonra çıkıp, failleri en kısa zamanda yakaladık demeyi mi bekliyorsunuz her zamanki gibi?

(Salih Erşangil)