“Yüz gün”de neler olur neler?…

Abone Ol

Yüz gün, bin gün, on bin gün…

1963’lerden itibaren sayacak olursak; tam 22 bin 680 tane “yüzgün” geçti…

Bunlardan bir tanesini, eminim ki “tarih” farklı kaydedecektir.

26 Nisan 2015’te, Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanan Mustafa Akıncı, 30 Nisan günü görevi devralmıştı.

Bundan tam 4 gün sonra, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel temsilcisi Espen Barth Eide ile ilk görüşmesini yaptı.

6 gün sonra ise; Ankara’da CB Erdoğan’la görüştü. Erdoğan 11 Şubat 2014 tarihli Anastasiades-Eroğlu mutabakatına destek beyan etti.

Yani; tek egemenlik, tek uluslararası kimlik, iki toplumlu, iki bölgeli federal çözüme destek verdi.

11 gün sonra da Ledra Palas otelinde, Rum lider Nikos Anastasiades ile biraraya geldi.

Bundan tam 4 gün sonra ise; “müzakere”ler, Lefkoşa’da başladı.

Böylece iki toplum arasında, Ekim 2014’ten beri askıda olan müzakere süreci “metodoloji” ya da “önşart” gibi tartışmalar olmaksızın yeniden başlamış oldu.

Aynı gün; yani 15 Mayıs’ta, geçiş noktalarındaki “vize” uygulaması kaldırıldı. Arabadan inmek, form doldurmak ve mühürletmek işlemi son buldu.

Anastasiades, Kıbrıs’ın kuzeyinde bulunan 28 mayın tarlasının yerlerini gösteren haritaları Akıncı’ya sundu. Biri askeri bölge içinde, biri Alemdağ köyünde, diğeri Ömerli köyünde bulunan mayınlar, GKK ile BM’nin işbirliğinde temizlendi.

Ortak “Kültür-Sanat Komitesi” kurulmasına karar verildi.

23 Mayıs günü; Anastasiades Akıncı ile birlikte Lokmacı barikatını geçerek Büyük Han’a geldi. Sonra Lokmacı’nın güneyinde, Uzun Yol’da çarşıyı birlikte gezdiler.

Arkasından 28 Mayıs’ta iki yeni kapının (Mağusa’da Derinya ve Lefke’de Aplıç) açılacağı duyuruldu.

Elektrik şebekelerinin enterkonnekte olmasına karar verildi.

Cep telefonlarının her iki tarafta da sorunsuz çalışması için proje başlatıldı.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği konusunda bir yeni komite kuruldu.

Bundan bir hafta sonra, BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon, Akıncı’yı New York’a davet etti.

4 Haziran’da yapılan görüşmede, müzakere sürecinin nasıl ilerleyeceği kararlaştırıldı.

17 Haziran 2015’te görüşmelerde “Tarama süreci” tamamlandı.

29 Haziran’dan itibaren esas müzakere süreci başladı. İlk kez temel konulara girildi ve belirli gelişmeler sağlandı.

“Akıncı-Anastasiades belgeleri” hazırlandı. Mavi ve kırmızı renklerle gösterilen bir dosya ortaya çıktı.

Akıncı; New York’un arkasından AB’den davet aldı. 30 Haziran ile 2 Temmuz arasında Brüksel’de tam 11 tane resmi görüşme yaptı. Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker, Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı Martin Schulz ve Avrupa Konseyi Başkanı Donald Tusk başta olmak üzere hemen tüm siyasal grupların temsilcileriyle görüştü.

Hatta Schultz ile bir ilki gerçekleştirdi: Ortak basın toplantısı yaptı.

(Şimdilerde Junker’in yerindeki Ursula von der Leyen ile Schulz’un yerindeki Roberta Metsola kuzeye varillerin deliklerinden bakıyor.)

Juncker Kıbrıs’a geldi. Akıncı’yı “makamında” ziyaret etti. Anastasiades ile buluşarak “hellim” konusunu çözümlediler.

Bu 100 gün içinde, başta ABD’nin, Rusya’nın, ayrıca AB ülkelerinin Lefkoşa Büyükelçileri Akıncı’yı “Saray”da ziyaret ederek kutladılar.

Tabii, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov gibi “nazlananlar” oldu. Saray’a gelmek istemedi. “Ara bölgede üçlü yemek yiyelim” teklifinde bulundu. Akıncı reddetti…

AB Dış Politika Şefi Federica Mogherini de önceleri “Büyük Han’da çay içelim” demişti. Ama sonra Akıncı’yı makamında ziyaret etti.

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry de “Saray”da Akıncı’nın konuğu oldu.

Radyo frekansları, parazit konuları çözümlendi.

8 Haziran’da, Akıncı ile Rum Yönetimi Lideri Anastasiadis “Rumca Küstüm Türkçe Kırıldım” oyununu birlikte izlediler.

Akıncı ile Anastasiadis, 28 Temmuz Salı akşamı Mağusa’daki tarihi Othello Kalesi’nde “Ay Işığı Altında Bizim Müziğimiz” isimli iki toplumlu konsere, eşleriyle birlikte katıldı.

Bu 100 günde, Kıbrıslı Türkler’in dünyadaki “görünürlüğü” en üst düzeye çıkarıldı.

Türkiye medya kuruluşları yanında aralarında The Guardian, The Economist, Al Jazeera English, Associated Press, Ajans France Pres (AFP) ve Reuters’in de bulunduğu dünya medyası buralara geldi, Akıncı ile söyleşiler yayımladı.

Aynı 100 günde “içeride” neler oldu? Onlardan da söz edelim…

Mustafa Akıncı mal varlığını kamuoyuna açıklayan ilk Cumhurbaşkanı oldu. Cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında yaptığı harcamayı da ayrıntılı olarak açıkladı.

Aynı 100 gün içinde görüşmeciliğe Özdil Nami’yi, Kasım 2012’den beri boş bulunan Ombudsman makamına da Emine Dizdarlı’yı atadı.

5 Ağustos 2015 tarihinde Bakanlar Kurulu’na başkanlık etti ve Başbakan Ömer Kalyoncu’ya bir yasa önerisi sundu. Kamu Hizmeti Komisyonu’nda üyelerin sadece Cumhurbaşkanı tarafından tayin edilmesi yerine bu yetkinin paydaşlar ile bölüşülmesini kapsayan öneri, hiçbir zaman hükümetin gündemine gelemedi.

Anlatmaya çalıştığım bu 100 günde, bizi dünyada “görünür” kılan çözüm iradesini, siyasal trafiği ve çabayı 2020 Ekimi’nden itibaren tam 5 yıl boyunca katledenleri tarih affetmeyecektir.

Tekrar böyle bir “memontum” yakalayabilir miyiz?

Ankara’nın iki devletli siyaseti, Demokles’in kılıcı gibi, Tufan Erhürman’ın başında sallandıkça bu ne mümkün?