Bugün petrolün gerçek fiyatı üretildiği yere göre bildiğiniz içme suyundan on kat, belki yirmi kat, otuz kat daha ucuzdur.
Anlayacağınız, petrol denen ve bugün değeri insan kanı ve canıyla biçilen, sadece dünyadaki birkaç devasa enerji şirketini ihya etmekte kullanılan kara çamurun işlenmişinin bile litre bazında gerçek değeri bir Türk lirasının bile altındadır, araştırıp, öğrenebilirsiniz, artık bilgi parmaklarınızı ucundadır.
Ancak bağımlılık, zoraki bağımlılık, bu çamurun değerini artırıyor… Öyle ki, üretici, işleyici ve pazarlayıcı şirketler bütün dünyayı feci şekilde kazıklayacak bir düzen kurmuşlar, çatır çatır o düzeni işletiyorlar, bir kuruşluk çamuru elli kuruşa satıyorlar.
Bunların yanında, paçalarından beceriksizlik akan ve sürekli bütçe açığı veren hükümetler de finansal açıklarını kapatmak için bu vurgun çarkına ortak olurlar, akaryakıt üzerinden dehşetli karlar yaparlar, nerdeyse yabeleşe aldıkları petrolü en yüksek fiyattan satarlar, kendi vatandaşlarını evire çevire kazıklayarak bütçe açıklarını kapatmaya uğraşırlar.
Petrol krizi ancak dünyadaki bütün petrol üretimi birkaç aylığına tamamen durursa gerçek bir kriz çıkabilir, fiyatların artışı söz konusu olabilir, ama onun da alternatifi zaten hazırdır.
Son iki haftadır ABD-İsrail ikilisi, yani iki azgın, tehlikeli ve durdurulamaz güç İran’daki molla tayfasına fena halde yükletmiş durumda… Resmen kafalarını kopardılar, hava ve deniz kuvvetlerini tamamen yok ettiler, zırcahil sürüsüyle düpedüz kedi-fare oyunu oynuyorlar.
47 yıldır kendi halkını ezim ezim ezen, kendilerini tanrı ilan eden, Amerika’daki Rum-Yunan-Ermeni lobisinin özel çabalarıyla İran’ın başına getirilmek üzere icat edilmiş, siyasal islamın en kötülerinden olan bir avuç zırcahil molla bozuntusu gün geldi kendi “yaratıcıları” ile arayı bozdu…
Kullanışlı aparat molla çetesi sadece yaratıcıları için kullanışlı bir aparat değildi, aynı zamanda çevrelerindeki diğer süper güçler için de kullanışlı aparattılar.
Kendilerine iktidar imkanı sağlandığı anda hemen kendi ordularını, kendi polislerini, kendi istihbaratlarını oluşturdular, birkaç bin yıllık geçmişi olan devletin ordusunu bir köşeye itelediler, ve değil aylarla, günlerle hesaplanan bir zaman süreci içinde kendilerine rakip olabilecek, ahlaksızlıklarını eleştirebilecek herkesi sorgusuz sualsiz katlettiler, üniversitelerde tek bir tane gerçek akademisyen, bilim adamı bile bırakmadılar, ellerine geçirdiklerinin kafasını kopardılar…
Peki, bu zırcahil molla tayfası füze yapacak teknolojiyi nerden buldular dersiniz?
İran-Irak savaşında iki taraf birbirlerine salladıkları ilkel çoklu roket rampalarını bile ABD ve Rusya’dan aldılar, biraz gelişmiş olanları da kendilerine ABD verdi, daha doğrusu her iki tarafa da sattı.
ABD, özellikle de ABD’deki RYE lobisinin siyasal İslam sevdasının neticesi olarak icat edilen zırcahil molla tayfasıyla yine ABD icadı Saddam tayfası birbirlerini nerdeyse on yıl boyunca yiyip tüketirken, savaş masraflarını karşılamak için, başta ABD kökenli şirketler olmak üzere, petrollerini batılı petrol şirketlerine nerdeyse bedavaya verdiler.
On yıl boyunca ABD’li petrol şirketleri köşe oldular, neyse, kısa keselim.
Sonra, Rusya zırcahil mollaların kapısını çaldı ve dedi ki, gelin ben de size teknoloji transferi yapayım, sizi güçlendirelim, kapı arkasında çıkar işbirliği yapalım, bu ABD şeytanına bağımlı kalmayın, bakın sizi savaş boyunca sömürdü (Bu sırada halen Çin piyasada yoktur).
Zırcahil mollalar bu teklife balıklama daldılar ve eski Sovyet teknolojisi ile füze müze üretimine başladılar, zaten İsrail’e karşı topluca savurdukları ve büyük bir çoğunluğu daha gelişmiş füzesavar sistemleri ile havada imha edilen serseri füzelerin hemen tümü o teknoloji ile yapılmıştır.
Sonra, 2000’li yıllardan sonra Çin devreye girdi, 2000 yılından 2018 yılına kadar ekonomik güç olarak adım adım en güçlü devletlerin arasına girdi, neticede 2018 yılında ekonomik güç adına (görünüşte) ABD ile gücünü eşitledi…
Çin’e bu imkanı sağlayan ahmak(!) ABD’nin teknoloji şirketlerinin Çin’de yaptığı yatırımlardı… Tabi, bu numarayı yerseniz!!!... ABD gibi bir devlet kendi eliyle kendine bir rakip yaratacak, üstelik de kendisinden daha güçlü bir rakip!!!... Tabi ya, ahmak ABD!!!
Peki, Çin’in ABDli şirketler tarafından üretilen ürünlerinin en büyük müşterisi kim diye sorsak… Yine ABD ve müttefikleri, Çin’de ucuza ürettiklerini kendi pazarlarına pahalıya satıyorlar, Çin’deki ucuz emeği ve maliyeti kullanarak yine kendi ceplerini dolduruyorlar… Peki, batı Çin’e pazarlarını birkaç aylığına kapatırsa ne olur? Çin’deki teknoloji şirketleri ürünlerini kime satar? E, herhalde Afganistan’daki Taliban çapulcularına satar artık….
Neyse, devam edelim, kendini alemin akıllısı ve çakmasından tanrı sanan bu zırcahil molla tayfası, Çin’in kendilerine göz kırpmasıyla, Çin ile de fingirdeşmeye başladılar, Çin’e ucuza petrol satıp, Çin’in “verdiği kadarıyla” füze teknolojisi ihraç etmeye başladılar…
Neticede, 2010’lu yıllara gelindiğinde, ellerinde bir miktar “toplama” füze üretim sistemi oluşmuştu, ancak hiçbir teknolojik altyapısı olmayan bir ülkenin, bir devletin, füzelerin “akıl” sistemlerini üretmesi mümkün müydü? Elbette değildi, işte Rusya ve Çin mollaların imdadına yetişti, ellerindeki füzelerin “kabasını”, yani teneke tarafını kendiler yaptılar, “incesini” de, yani teknoloji tarafını da ağırlıklı olarak Rusya’dan aldılar, ve muhtemelen hala da almaya devam ediyorlardır…
ABD-İsrail çetesi son kullanım tarihlerinin geldiğine karar verip de bu zırcahillere yükletince, Rusya için körün istediği bir göz, Allah verdi iki göz fırsatı doğdu…
Son birkaç yıldır Amerika’nın sıkıştırmasıyla satmakta biraz zorlandığı petrolünü birdenbire tonla satmaya başladı, on gün gibi kısa bir süre içinde kasasına milyarlarca dolar aktı…
E, fırsat bu fırsat diyerek, çakma tanrılara desteğe devam ediyor, çakma tanrılar direndikçe, savaş devam ettikçe, Rus petrolü de bölgede bol keseden satılacak, Rusya’nın kasası doldukça dolacak… Yeter ki zırcahil mollalar biraz daha dirensinler, savaşı biraz daha uzatsınlar…
Nihayette, molla tayfası yelkenleri indirince, bir anda ABD şirketleri İran petrolüne çullanacak, on trilyon dolarlık rezervi yutmaya başlayacaklar, petrol fiyatları ister istemez düşüşe geçecek, Rusya’nın da şu andaki avantası yine azalacak…
E, savaştan çıkarı olan hiç savaşın bitmesini ister mi!!!
Bu yüzden bu savaş uzayabildiği kadar uzamalı…
Bugün dünyanın en ucuz petrolü, ki dediğim gibi içtiğimiz su bile fiyatının yanında yerine göre on kat, yirmi kat, hatta otuz kat daha pahalıdır, Venezuella’dan, Libya’dan, Suudi Arabistan’dan, Kuweyt’den, Mısır’dan alınıyor, hem de yabeleşe alınıyor ve akıl almaz karlarla satılıyor…
E, bu ülkelerden petrolü bedavaya kapatan kim?
Maduro denen geri zekalının önde gideniyle Hamaney denen çakma tanrıyı “paketleyenler” her kimse, o…
160 litrelik petrol varilinin fiyatı bugünkü piyasada yüz dolardan filan işlem görüyor.
E, peki nasıl olur da bugün İran’da işlenmiş ve benzin olarak tüketime hazır ürünün litre fiyatı, üstelik de zamlanmış fiyatı, 1 TL’den, yani 1 doların 43de birinden, 2 sentin altında bir fiyatla satılıyor…
Dahası, bu rakam işlenmiş petrol ürünü benzinin fiyatı… Örneğin, İran’dan 2 liraya alınıp, yanı başındaki komşusu Türkiye’de yüzde yüz karla 4 liraya, hadi bilemedin, 5 liraya, hadi yüzde beşyüz karla on liraya satılamaz mı?
E, bal gibi de satılabilir, üstelik de Türkiye’de onlarca milyon tonluk petrol dolum ve rezerv tesisleri de kurulabilir, yedekte değil milyonlarca tonluk kullanıma hazır rezervler, milyarlarca tonluk rezervler bile el altında tutulabilir.
E, bal gibi olur da, bal gibi olmaması için tonla sebep vardır, birini yukarda yazdım zaten…
İran’daki, ki dünyanın en zengin petrol yataklarına sahip beşinci ülkesidir, eğer yanlışım yoksa, bir varil ham petrol üretiminin maliyeti sadece bir dolardır, bu ürünün de yarısı zaten işlenerek doğrudan benzin olarak kullanılabilecek hale getirilir. Yani herifler en az 80 litre benzini en fazla 2 dolara mal ederler, bu da TL olarak 100 liradan biraz az eder…
Yani, bugün İran’da benzin 1 TLden satılıyorsa, maliyeti de bu rakamın ya altındadır, ya da en fazla bu rakam kadardır.
İran’ın günlük petrol üretim kapasitesi rahatlıkla 10 milyon varile ulaşabilir… Uluslar arası piyasada bu miktarı bugünkü fiyatın yarı fiyatına satsa, günlük geliri 500 milyon dolara ulaşır… Eder bir ayda 15 milyar dolar, bugünkü fiyattan satılsa 30 milyar dolar!!!
Birileri ABD İran ile savaşa tutuştu da 10 milyar dolar harcadı, iflas etti, bu işin altından kalkamaz falan filan diyor ya…
E, ABD ahmak, bir bunlar akıllı… Bu zırcahil tayfasına göre ABD kaybedeceği bir savaşa girmiş, hem de kendi yarattığı, istediği kıvama getirdiği, elebaşlarının kafalarını da daha ilk anda bir vuruşta kopardığı bir avuç zırcahile karşı…
Bunca geri zekalının, bunca zırcahilin olduğu yerde inanın bu savaşlar asla bitmez… BOP gibi projelere ortak olduğunu sanan zırcahillerin, ahlaksızların, işgüzarların iktidara getirildiği ve ülke, toplum yönettiği coğrafyalarda da kaos asla bitmez, insan kanı asla kurumaz, çocukların katledilmesi asla sona ermez!!!
Körfez savaşı sırasında sadece bir savaşın sonunda ABD Suudi Arabistan’dan 90 küsur milyar doları cukkalamıştı, hem de peşin olarak, sonraki savaşların da ceremesini hep Araplara ödetti…
Arapcıklar önce petrolü ABD’ye ve müttefiklerine sattılar, sonra da aldıkları parayı savaş masrafı olarak ABD’ye geri ödediler, böylece hem enerji hem de silah tüccarları sırayla ihya olmuş oldu, hala da olmaya devam ediyorlar…
Millet sanıyor ki ABD uluslar arası operasyonlarını, icat ettiği, beslediği, eğittiği, donattığı ve başımıza bela ettiği PKK, Işid, Taliban, El Kaide, HTŞ gibi terör örgütlerinin masraflarını Amerikan vatandaşlarının cebinden çıkan vergilerle ödüyor… Yok öyle bir dünya!!!...
Uyuşturucu ve silah kaçakçılığı pazarlarının esas ipleri kimin elinde, dehşetli uyuşturucu gelirleriyle hangi tezgahlar kuruluyor sanıyorsunuz…
Garry Webb tarafından ortaya çıkarılan ve neticede CIA başkanının istifasıyla ve Webb’in de ölümüyle sonuçlanan Dark Alliance, Karanlık İttifak konusu bu kirli çarkın en bariz örneğidir…
CIA başkanı istifa ederken, 400 sayfalık rapor yayınlanırken ve ABD’nin orta Amerika ülkelerindeki uyuşturucu trafiği ifşa edilirken, aynı anda Clinton Monica Lewinsky’i nasıl düdüklediğini ballandıra ballandıra canlı yayında, sokaklardaki dev ekranlarda anlatıyordu…
Bütün dünya da ağzı bir karış açık, Clinton’un düdükleme itiraflarını dinliyordu… Kimse tam da aynı anda yayınlanan rapordaki dehşetli bilgilere ve yapılan tezgahlara bakmadı bile, zaten ertesi güne de olay unutuldu, ama düdük meselesi aylarca gündemde kaldı, bugün bile hala gündemde…
Halbuki o sırada düdüklenen Monica değildi, bütün dünya idi…
Tıpkı, tam da düdükçüler tayfası molla tayfasına tepeden çakacağı sırada Epstein dosyalarındaki düdükçülerin ifşa edilmesinde olduğu gibi…
Tıpkı, Esad’ın, Saddam’ın, Kaddafi’nin, Maduro’nun, Hamas çapulcularının elebaşlarının ve daha nicelerinin (birkaç hafta önceki yazımda sıralamıştım) şipşak oldubittilerle düdüklendiği ve ülkelerinin tüm zenginliklerine el konulduğu gibi…
Tıpkı, şimdi İran’daki zırcahilleri düdükledikleri ve zenginliklerine el koyacakları gibi…
E, peki şimdi sıra kimde… Bunca zırcahil, ahlaksız, işgüzar ve düdük meraklısının olduğu bir coğrafyada düdükçüler sıraya kimi koyup da düdüklerini öttürecekler dersiniz…
Sıradakini bulursanız bana da söyleyin…
Üstten sıkıp, alttan dünyanın enerjisini yalayan, kanını emen düdükçülerin hikayesinin özeti budur işte…
Bunca düdüklenme meraklısının olduğu yerde, düdükçüler niye olmasın diye sorası geliyor insanın…