Yazmaya ara verdiğim 3 aylık dönemde UBP ile ilgili okuduğum ve konuştuklarımdan aldığım notları kestirmeden, artırarak aktarıyorum.
UBP’ye oy vermiş kesim dahil “göreceğimizi gördük seçim tarihi teferruattır” noktasındadır. Seçimi tarihinde yapacağız demek nafile.
UBP’ye hiç oy vermemiş olanlar da Eroğlu’ndan özür dileme noktasındadır. Eroğlu’na karşı yıllarca yapılan eleştiriler, çok ağır olmuş, haksızlık yaptık diye.
Bir iki adım daha ileriye gidelim mi?
Şu andaki UBP Genel Başkanı bir sonraki seçimi kazanırsa bu demokrasi ayıbı olur demek yersiz mi olur?
Genel Başkan olarak seçim kaybeden rahmetli İrsen Küçük’e karşı da ayni kategoride referans verilme ihtimalinden dolayı ayıp olmaz mı?
Yoksa bu yorumları yapmakla biz mi ayıp etmiş oluyoruz!
Özel hayatından başlayarak kendisi ve yakın çevresi ile ilgili bu kadar şaibe ile bir genel başkanın seçime girmesi ve seçilmesi konuyu siyasi olmaktan çıkartıp “kirlenme” ile ilgili toplumsal bir boyuta somut olarak taşımaz mı?
Kendini bu kirlenmenin dışında tutmayı başarmış UBP sempatizanı, delegesi, yönetimi ve milletvekili buna alet olmamalı, müsaade etmemelidir.
UBP koalisyonuna karşı toplumdaki enerji belli bir noktaya geldiği için, seçim tarihini, icraat yapmak adına ertelemek boşunadır. Bu süre içerisinde, yapılacak olan icraatın zerre kadar etkisi olmayacaktır. Kazarak girdiğiniz çukurun içine iyice gömüleceksiniz.
Akılda kalacak olan koalisyon hükümeti dönemindeki yolculukta yaşanan çeşit türlü numunelik tecrübedir.
Bakiye olarak kalacak olan, uzadıkça uzayan bu yolculukta çeşitlenerek çeşitlenen yaşananlardır.
UBP’de havuz hep kirliydi ama bu dönemde kir tortu yapıp dibe çökmüştür.
Seçim zamanı öyle 8-10 lenger temiz su ile hallolacak bir durumda değil UBP.
UBP’nin ihtiyacı olan değişimin boyutunun ne olması gerektiği ile ilgili fikir vermesi için çerçevenin dışından düşünüp beyin fırtınası yapacak olsak Özgürgün’den başlayarak UBP’nin yolsuzluklarına karşı en yoğun siyaseti yürüten Özersay, UBP’ye katılsa bile UBP iflah olmaz!
Varın siz düşünün.