TÜRKİYE OKULLARINDA SİLAHLI EYLEMLERİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Abone Ol

Okula silahla gelen öğrenci/öğrenciler, kaç öğretmenin ve kaç masum öğrencinin canına kıydı? Bu soru, okula silah sokan kin dolu bir öğrencinin öldürdüğü öğretmen ve öğrencilerden kaynaklanır. Bu olay, bir bomba gibi Türkiye’nin gündemine oturdu. Esasında olay sadece bir okulda değil, ikinci bir okulda da vuku bulmuş.

Olayın altını kaşıdığınızda, pek çok şey çıkar ortaya. Sorgulamada kimler suçlu veya suçsuz, onu görürsünüz.

Evvela sormak lazım, o öğrenciler silahı nereden temin ettiler, diye. Şayet babalarının silahları ise, birinci derecede babalar suçludur. Değilse silah alacak parayı nereden bulmuşlar? Nedense Türkiye’de insanlar şu veya bu sebepten ötürü silah edinirler. Silah edinenlerin çoğu izinsiz edinimdir. Kaldı ki bir çocuk silahlarla büyürse, bunun nedeni belli oluyor. Bir de son zamanlarda televizyondaki diziler, hep vurdular kırdılar üzerine.

Çok şahane diziler olması bir yana kan davaları, husumetliler ve sen-ben kavgaları, insanların alışageldikleri o çatışmalarla yeni nesiller besleniyor. Mesela Arka Sokaklar dizisi… Bunun yanında Uzak Şehir dizisi geliyor aklıma. Yer Altı dizisi tümden vurdulu kırdılı dizilerdir. Bu dizilerden çocuklar veya insanlar etkilenmiyor demesin.

Okullarda yaşanan olaylarda, o öğrencilerin bilinç altına yerleşmiş intikam alma duygusu, onu bir eyleme sürüklüyor. Bilinç altına yerleşen intikam alma duygusu, ya bir öğretmenin kendisine verdiği kırık nottan, ya arkadaşları önünde küçük düşürülmeden, ya da sınıfında geçmişi olan bir olaydan kaynaklanır bence. Bir de fakirlik fukaralık. Özellikle ekonomik durumu iyi olmayan ailelerde yoklukla büyüyen çocuklar, gerçekte hayattan ve kaderden intikam almak isterler. Bu duygu, ya iyi yönde, ya da kötü yönde gelişir. İyi yönde gelişen intikam akma duygusu o çocuğu zirveye taşır, başarısından ötürü. Kötü yönde gelişeninse faturası başka masum insanlara çıkar.

Halbuki o öğrencilerin aileleri, zamanında bunun farkına varsaydı, önlem alınabilirlerdi. Olayda hayatını kaybeden öğretmenler ve öğrenciler, top otuna gitmiş oluyorlar. Öğretmenlerse bu olaydan sonra acil önlem alınmasını istiyorlar, haklı olarak. Türkiye’nin kent, kasaba ve köylerinde kaç tane okul var? Yani ekonomik yönden. Bu önlem almalar da paraya dayanıyor. Özel okullarınsa bu ve buna benzer olayları pek olmaz ama yine belli olmaz.

Bu tür olaylar daha fazla Amerika veya İngiltere’de vuku buluyor. Kaç tane olaya tanık olduk.

Bizim Kıbrıs’ta KTÖS da bazı açıklamalar yaptı. Yapmış oldukları açıklamalarda şöyle diyorlar:

“Okullarda şiddetin yalnızca bireysel öfke ya da aile içi sorunlarla sınırlı değil. Rehberlik ve psikososyal destek hizmetlerindeki yetersizlik, okul güvenliğindeki eksikler, yoksul ve eşitsizlikler ile sağlıklı kurulmamış okul-aile ilişkilerinin temel sorunları vardır. Şiddeti doğuran koşulları ortadan kaldıracak önleyici politikaların hayata geçirilmesi gerekir. Bugün görmezden gelinen her ihmal, yarın daha ağır sonuçlar doğuracaktır.”

Tabii ki, ulusal anlamda birlik ve bütünlük olmasına karşın, öğrenciler arasında da yetişme ve kültürel farklılıklar vardır. KTÖS uyarı ve yorumlarını Kıbrıs şartlarına göre yorumlamıştır.

Çok şükür Kıbrıs’ta böyle bir vaka olmamıştır. Harekat sonrasında Kıbrıs’a yerleşen Türk vatandaşlarının hemen hemen hepsinde silah vardır. Ve onların çocukları, o silahları görerek ve yaşayarak, hayatlarını sürdürüyorlar. Yine şükretmek lazım. TC vatandaşlarının çocukları, bu tür eyleme gitmedi. Çünkü artık Kıbrıs kültürü ile donatılmışlardır.

Yine de mevcut gidişatı uyarmak, öğretmenlerimizin görevidir.

Şampiyon Meleklerimizin aileleri depremde kaybettikleri evlatlarını anarken, onların da yüreklerindeki acı, bir başka şekilde kendini gösterdi. Ama evlat acısı bambaşka bir şeydir. Silahlı saldırıya uğrayan öğretmenler ve öğrenciler de başka Şampiyon Melek olmuşlar.

O mücadele yıllarımızda EOKA tarafından öldürülen Türk polislerinin aileleri ne kadar çok acı yaşamışlar.

Ölümün kimliği, hep aynıdır. Ölüm ölümdür de, ölümün şekli değişiktir. Saçma amaçlarla öldürülmek de kabul edilir veya affedilir bir şey değildir.