YÜZ YILIN DAHİSİ GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Yıl 1934. 1915 yılının bahar ve yaz aylarında Çanakkalede Türklere karşı çarpısmıs olan Anzaklar bu savaslar sırasında orada hayatlarını kaybeden silah arkadaşlarını anmak için Çanakkaleye geleceklerdir.Aradan 19 yıl geçmiş. O zaman genç savaşçılarının her biri şimdi artık orta yaşlı birer insan olmuşlardır. Doğaldır ki , dostça bir ziyaret icin olacaktır bu geliş. Konukları ağ ırlama görevi de zamanın iç işleri bakanı Şükrü Kayaya verilir. Bakanın konukları usulen bir de konuşma yapması gerekecektir.
Cumhurbaşkanımız Mustafa Kemal Atatürk Bakan Şükrü Kayaya o gün için nasıl bir konuşma hazırladığını sorar.Şükrü Kaya da yalnızca bizim şehitlerimizin övüleceği bir konuşma yapacağını söyler.
Bunun üzerine Atatürk (Çanakkalede hayatını kaybedenler yalnızca bizim çocuklarımız değil ki! BİZE KARŞI ÇARPIŞANLAR DA ORALARDA KANLARINI DÖKTÜLER)der.
TARİHİMİZİN DOĞRU YAZILMASI GEREKİYOR.
Kıbrıs Türklerinin var oluş mücadelesiyle ilgili bir çok kitaplar yazıldı. Ama bu kitapların çoğu gerçek verilere dayanarak içtenlikle yazılmadığı anlaşılıyor.
Değerli dostlar sevgili canlar şafak yüzlü gençler
Geçenlerde sorumlu bir kurumun yazdığı bir kitap elime geçti. Bu kitabın içinde noksan bir takım bilgilerin olduğunu tespit ettim.
Örneğin:
1964 yılında Rumlar Mağusa,Larnaka,Limasol merkezlerinin yanı sıra Lefke kasabasına da saldırmışlar . Oysa Rumlar 1964 te merkez Lefkeye saldırmadılar, çünkü burada 3000 mehmetçiğimizin olduğunu zannediyorlardı.
Rumların 1964 te Bafa saldırdıkları doğrudur.9 Mart 1964te eş zamanda Yeşilırmağa da saldırdıkları halde kitap bunu yazmamıştır
Bunun yanı sıra 19 Mart 1964 yılında Gaziveren ile Çamlıköye yapılan Rum saldırılarını da yazmamıştır.Bunu anlamak mümkün değildir.
Tam burada parantez içinde bölgenin eski bir kişi kurdu,Yeşilırmak bölgesinin yegane bereketçisi, eski tolgası ve şimdi yaşı ilerlemiş sade bir vatandaşı olarak bilgi edinme hakkımı kullanarak muhterem yetkililere sormak istiyorum. Ülkemizde gerçek tarihimizi yazacak bir tarih kurumumuz var mı. Eğer varsa nerde bu kurumumuz.Görevini şimdiye kadar neden yapmadı. Eğer böyle bir kurumumuz yoksa neden kurulmuyor.
1964 tarihinde Erenköyde yapılan mücadeleyi bölgede mücadele eden mücahitlerin tamamı başta Türkiye olmak üzere yurt dışında yüksek öğrenim gören üniversite öğrencileri olduğunu yazmıştır. Hattızatında bunun böyle olmadığını, bu mücadeleyi Erenköy mücahitleri ile birlikte Erenköye çıkan gönüllüler ve uçaklar yapmışlardır.Erenköye çıkan gönüllüler aşağıda gösterildiği gibidir.
Türkiyeden gelen öğrencilerin sayısı 362,
İngiltereden gelenlerin sayısı 44 (bunların 14 ü öğrenci, 30 uda işçi veya memurdu.)
Türkiyenin çeşitli şehirlerinden gelen 24 kişi de meslek sahibi kişilerdi
Gelen 25 kişi de komutan ve askerdi.
1964 yılında Erenköyde yapılan mücadeleyi yalnız yüksek öğrenim gören üniversite öğrencilerine mal etmek yukarıda görüldüğü gibi doğru değildir.
Yukarıda sunduğum çizelgede Erenköye dışarıdan gelen mücahitlerin ilk grubu 41 personel ile kod adı Aka olan Yarbay Sadi Eninanç Türkiyemizden temin edilen bir gemi ile 31 Mart 1964te geldi Daha sonra peyderpey Türk hücumbotlarıyla çeşitli tarihlerde 4 Eylül 1964 tarihine kadar yapılan on seferle diğer gönüllüler geldiler.
DEĞERLİ DOSTLAR SEVGİLİ CANLAR ŞAFAK YÜZLÜ GENÇLER
Erenköye çıkan bu gönüllülerden 40 tanesi Yeşilırmak bölgesinin savunmasını güçlendirmek için bölge sorumluları Rauf Özhun,Yıldız Kabaran ve Halit Köycünün ısrarlı talepleri ile tabiri caizse aslanın ağzından lokmayı kapar gibi alarak Yeşilırmağa gönderilmesini sağlanmışlardı.
Erenköy bölgesi Türkiyemizden temin ettiği savaş malzemelerini Yeşilırmağa deniz yoluyla gönderiyor. Yeşilırmak bölgesi de Lefkoşaya aktarıyordu. Yeşilırmak bölgesi Erenköy bölgesine Lojistik destek sağlıyordu.Yeşilırmak bölgesi ile Erenköy bölgesi arasında büyükçe bir Rum köyü olmasına rağmen sıkıntılı günlerde Yeşilırmak bölgesi Erenköy bölgesine,Erenköy bölgesi de Yeşilırmak bölgesinin imdadına koşar birbirlerine destek olurlardı.Böylece Yeşilırmak bölgesi ile Erenköy bölgesi Türkiyeye açılan bir pençere niteliğini taşıyordu.
Yukarıda sunduğum faaliyetler gönüllü mücahitler Erenköye çıkmadan önce de vardı,sonra da sürdürülmüştü.
1964 yılında Erenköy bölgesi Mansur köyü deniz şeridini ve bütün bölgelerimiz deniz kıyılarını Rumlara kaptırırken Yeşilırmak bölgesi yedi kilometer uzunluğundaki deniz kıyı şeridini mücadelenin sonuna kadar muhafaza etmiş ve Rumlara geçit vermemiştir.
1958 den 1960 yılına kadar Türkiyemizden Yeşilırmağa yapılan altı sefer silah ihmali gibi 1972de iki ve 1974te barış harekatı başlamadan önce bir olmak üzere toplam üç sefer daha silah ikmali yapılmıştır.Bunun çok önemli olduğu için tarihimizin yazması gerektiğini düşünüyorum.
DEĞERLİ DOSTLAR,SEVGİLİ CANLAR, ŞAFAK YÜZLÜ GENÇLER
ERDİL KAZIM NAMİ ERENKÖY MÜCAHİDİ Mİ İDİ.YEŞİLIRMAK MÜCAHİDİ MİYDİ.
Yeşilırmak bölgesin e gönderilen ilk manganın komutanı geçenlerde hayatını kaybeden Erdil Kazım Nami idi. Erdil Kazım Nami 31 Mart 1964te Erenköye çıkan ilk grubun içinde idi.Bazı televizyon kanalları ile bazı gazetelerimiz Erdil Kazım Naminin Erenköy mücahidi olduğunu vurguladı. Erenköy'de bir ay kaldıktan sonra Yeşilırmağa gönderilen ve mücahitlik görevini burada tamamlayan Erdil Kazım Nami Erenköy mücahidi miydi, Yeşilırmak mücahidi miydi. Bunun takdirini size bırakıyorum.
Erenköye çıkan gönüllülerin arasında Rauf Raif Denktaş ta vardı. Beş köyü bir köye sığdırabilmek, yiyecek bulabilmek,barınmayı sağlayabilmek büyük sorundu. Bölge komutanı Rıza Vuruşkan Lefkoşa'ya gidemeyen Rauf Raif Denktaşın Ankaraya dönmesini istedi.(Durumu İsmet Paşaya anlat, her türlü yardıma ihtiyacımız var) dedi.
Rauf Raif Denktaş Ankaraya gidince asker yollanırsa boşaltılıp
,Rumların eline geçen dört köy geri alınabilirdi. Ateşkes yapılmış, Rum saldırıları durmuştu,yeniden savaş mı açacaktı Türkiye.İsmet İnönü (Denktaş beni iyi dinle) dedi.(Şimdi savaş değil,akıl zamanı.Savaş her zaman çözüm değildir.Sonrasınıda dikkate almak gerek.Lütfen sabırlı olun.Köyleri zamanı gelince geri alırız.Öğrencileri ve mücahitleri bırakalım dinlensinler.Çocuklar çok yorulmuştur, yaralılar da iyileşsinler, öteki yardımlar için gerekli emir veririm) dedi.
DEĞERLİ DOSTLAR,SEVGİLİ CANLAR,ŞAFAK YÜZLÜ GENÇLER KIBRISTA MÜCADELE NASIL BAŞLADI.
Rum terör örgütü Eoka Türkleri öldürmeye başlayınca Erenköy bölgesinden Asaf Elmas,Cevdet Remzi ve Vehbi Mahmut bayrak açarak atıyorlar kendilerini denize. Küçük bir sandalla Akdenizi aşarak Türkiyemize varırlar.Türklük için yardım isterler. Kıbrıs Türklerinin namus ve şerefini korumak için, şanlı Türk bayrağının yere düşürmemek için, topraklarımızı
korumak için. Sırtlarında bir ceket bile olmayan şafak yüzlü yiğit bu üç gencimizi karşısında gören Adana vali yardımcısı çok duygulanı. Durumu Ankaraya bildirir.Derin uykuda olan milletimiz uyanır,ayağa kalkar ve böylece mücadelemiz bu şekilde başlar.
1964 YILINDA ERENKÖYDE YAPILAN MÜCADELE
Bu coğrafyanın irfanı ve vicdanı hür eski bir cephe komutanı, eğitimci,bereketçi ve öz bir evladı olarak davanın başladığı günden bittiği güne kadar yerli mücahitler, bölgeye gelen komutanlar ve gönüllülerle birlikte çalışma şerefine nail olan birisi olarak sormak istiyorum:
Erenköy mücadelesini Erenköye çıkan gönüllülerin sadece bir kısmına mal etmek doğru mudur.
Erenköy bölgesinde yerli mücahitler olmasaydı acaba gönüllüler Erenköye çıkabilecek miydi.
Ve eğer yüzbaşı Cengiz Topel ile 64 Türk savaş uçağını kullanan pilotlar buradakilerin feryatlarına kulak vermeseydi ve gelmeseydi buradakilerin hali ne olurdu.
Günün Sözü.
Tarih yazmak
Tarih yapmak kadar mesuliyetli bir iştir
Yazan yapana sadık kalmazsa
Değişmeyen hakikat
İnsanlığı şaşırtacak
Bir mahiyet alır
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK.
GÜNÜN ŞİİRİ