SİYASİ EŞİTLİK YOKSA MÜZAKERE DE YOK

Abone Ol

Yazı başlığım Tufan Erhürman’ın yaptığı son alaçıklamadır. Siyasi eşitlik yoksa müzakere de yok. Gözlerimi kapatıp bu ifadeleri dinierken, sanki bu sözler, Ersin Tatar tarafından söylenmiş sözlerdir hissine kapıldım. Erhürman’ın açıklamaları doğrudur. Lakin Tatar’la Erhürman arasındaki ifadelerde bir nüans farkı var.

Ersin Tatar görüşmelere yönelik yaptığı açıklamalarda “Egemenliğimiz tanınmadan masaya oturmak yok” demişti. Gerçekte ikisi de doğru söylemiştir. Bilinen bir gerçek var ki, Rumlar kaşarlanmış fahişe gibi gelmiş geçmiş Cumhurbaşkanlarımızın yüzlerine bakarak kıvırtıyor. Bence Tufan Erhürman da karşısındaki Rum Başkanı Hristodulidis tarafından köşye sıkıştırılmaya çalışılıyor. Veya masadan kaçmak için kuzeyin siyasetini karıştırıyor veya karıştırmaya çalışıyor. Yani yerde masadan kaçma taktiklerini sürdürüyor.

Sanırım bir süre sonra Erhürman’ın açıklamaları daha da keskinleşecek. Hatta “Egemenliğimiz tanınmadan masaya oturmak yok” diyecektir.

En önemlisi nedir biliyor musunuz? En önemlisi sözde barış isteyen taraf görünmelerini sıkılmadan karşısındaki Cumhurbaşkanımızın da bizim Cumhurbaşkanımız olduğudur ve dalga geçer gibi bir tavır takınmalarıdır.

TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yan yana iki devlet formülünü savunmaya devam ediyor ki, gerçek çözüm bu formülle mümkündür. Tufan Erhürman da herhalde bir an gelecek o da bu formülü savunacaktır.

Tufan Erhürman’ın bu formülü benimsemesi çok önemlidir. Artık geçmişi bir tarafa bırakıp, gerçekçi olmalıdır Erhürman. Madem Türkiye ile paralellikten bahsediyor, Kıbrıs davamızda ağız birliği yapılmalıdır.

TC Cumhurbaşkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz da aynı görüşü savunuyor. “Müreffeh bir Kuzey Kıbrıs yaratacağız” diyor. Uğraşları da onu gösteriyor.

Hristodulidis’in son açıklaması da iki devletli çözüm üzerine.

Hristodulidis Erhürman’ı bir açıklamaya zorluyor.

“Erhürman açıklamalıdır. İki devlet formülünde bir görüşe sahipse bunu açık açık söylemelidir.”

Şöyle veya böyle… Bence Erhürman gelinen noktada iki devletli çözüm formülüne onay vermek zorunda kalacak. Hal böyle iken hala daha Rumlarla bir hayatı paylaşma düşüncesindeyse, o zaman federasyon formülüne temas etmelidir. Bilindiği gibi Cumhurbaşkanlığı seçimleri süresinde Erhürman, federasyondan tek bir cümle dile getirmemiştir. Hala daha federasyon çözümüne değinmiyor.

Gerçek olan bir şey var ki, o da Türkiye’nin ısrarla üzerinde durduğu iki devletli çözümü savunmasıdır.

Erhürman’ın tutumu, Türkiye ile birlikte hareket etmektir. Buna mecburdur hatta. Öyle bir an gelecek ve Türkiye’nin ağzıyla hareket etmek ve o mealde beyanatlar verecek.

Bu kendinden ve ideallerinden taviz vermek değildir. Şu anda gelinen nokta, birlikte hareket etme noktasıdır.

Erhürman değerli bir akademisyendir. Onun akademik kariyerini kimse yargılayamaz. Onun üniversite’nin en değerli öğretim görevlilerinden olduğu kabul edilen bir durum. Akademisyenlikle Cumhurbaşkanlığını karıştırmamak lazım. Akademik kariyer, onun siyasi hayatına bir maya olmuştur.

Gelin de görün. Siyasetin içine balıklama dalınca neler neler çıkmaz ki, insanın önüne. Diyelim ki Erhürman iki devletli çözüm üzerine önemli bir açıklama yaptı. Hani bıçağa yumruk vurulmaz derler ya. Bu durum da Erhürman için öyledir.

Kendi partisinin misyonunu üstlenen bir siyasetçi olarak, aniden federasyon tezinden iki devletliliğe çark etmesi, Erhürman’a onur kaybı vermez.

Eminiz… Önümüzdeki BM Genel Kurulu’nda TC Cumhurbaşkanı Recep Erdoğan, bir kez daha KKTC’yi tanıyın mesajı verecek. Onun vereceği mesaj hakkında destekler mahiyetinde Erhürman bir beyanat vermeyecek mi?

Bence Erhürman şöyle bir durumla karşı karşıyadır.

“Aşağı tükürse sakalı, yuları tükürse suratı” dercesine bir durum.

Gerçek olan bir şey daha var. UBP içindeki hizipleşmeler, inadına oylarını Erhürman’a vermişlerdir. Nitekim Erhürman seçim sonrasında bu pozisyondaki siyasi kanada teşekkürlerini dile getirmiştir.

Kısacası önümüzdeki günler pek çok şeye gebedir.

Gerek kuzeyde, gerekse güneyde. O halde bekleyip göreceğiz, bu rüzgarın bizleri nereye sürüklediğini de göreceğiz.