SEVGÜL ULUDAĞ MÜKEMMEL BİR ARAŞTIRMACIYDI

Abone Ol

Kıbrıs Türk basını bir değerini daha kaybetti. Sosyal medyaya düşen haber, herkesi şoke etti diyebilirim. Sosyal medyaya düşen haber, Sevgül Uludağ’ın ölüm haberiydi. Onun 68 yaşında ölümü, kafalarda bir sürü soru yarattı. Sevgül Uludağ neden ansızın hayata veda etti? Bu nasıl oldu? Bir hastalığı mı vardı? Yoksa ani bir kalp krizi miydi? Bütün bu sorular geçti kafalardan.

Meğer onun sessiz gidişinin arkasında o mel’un hastalık varmış. Şimdiye kadar o hastalıktan kim kurtuldu ki Sevgül Uludağ da kurtulsun.

Genelde Kıbrıs Türkü’nün basın hayatına damga vuran pek az kadın yazarımız ve araştırmacımız vardır. Vardır da Sevgül Uludağ’ınki gibi değil.

Sevgül Uludağ’ın en büyük heyecanı ve kendini adadığı kayıplar konusuydu. Türk veya Rum olsun. Onun bu konudaki yaklaşımı insanlık adınaydı. Adeta bir nakış gibi, fellik fellik geniş bir çalışma yaparak kayıp insanların neden ve nasıl kaybolduklarını araştırıp meydana çıkarmaktı. En ufak bir ihbarı değerlendirerek ve konuyu Kayıp Şahıslar Komitesi’ne havale ederek, bir meçhulü bulup çıkarma heyecanını yaşıyordu.

Yazmış olduğu “İstridyesini Kaybeden İnciler” adlı kitabı, tümden dramatik ve acılarla dolu bir eserdir. Bir yerde, her konunun bir film senaryosu olacak kadar derin ve insanın yüreğine işleyen vakalardır esasında kaleme aldığı.

Zaman zaman Yeni Düzen’de bazı kadığı kişilerin hikayelerini kendi köşesine taşırdı. Sevgül Uludağ’ın yazmış olduğu kayıplarla ilgili malzemeleri sırf okumak için, Yeni Düzen Gazetesi aldığımı hatırlıyorum. Hatta yazmış olduğum roman ve hikayelerime malzeme olduğunu söyleyebilirim.

Yazmış olduğum “Gidişle Dönüşün Romanı” adlı eserim hakkında kendisi ile konuşmuş ve bir münasip zamanda kitabı kendisine imzalamayı vaad etmiştim. Lakin rahatsızlıklarım buna engel oldu maalesef. Belki kendisi o kitabımı satın almıştır. Ama ne olursa olsun, Sevgül Uludağ’ın bulup meydana çıkardığı kayıpları kaleme alması takdire şayandı.

Acılar ve sevinçler evrenseldir. Hem acılar, hem de sevinçler bütün insanlar içindir.

Kayıp insanların çocuklarının ve dul kalan eşlerinin yüreklerindeki sızıyı hisseden Sevgül Uludağ, gerçekten insanlık adına bir çalışma yapmıştır bütün hayatı boyunca.

Kayıplar konusu 1974’e kadar bir acı ve keder dolu zamanlardı kayıp Türkler için. Rumlar içinse kayıplar konusu 1974 tarihi itibariyle gündeme gelmiştir.

Rumlar bu konuyu politize etseler de, gerecekler örtülemez. Rum kayıplar nasıl olmuştu?

Dönemin TC Başbakanı Bülent Ecevit bu konuda Rumlara mesaj göndermiş, hatta Rumca mesajları uçakla adanın dört bir tarafına attırmıştı. Mesaj şöyleydi:

“Türk askeri adaya huzuru ve barışı sağlamak için çıkmıştır. Ateş açmayan Türk askeri ateş açmayacaktır.”

Lakin Rumlar bu mesaja ateşle cevap vermişti. Artık hiçbir şey eskisi gibi değildi. Türk askeri kendisine ateş açana durur muydu? Durmazdı elbette. Yazın kavurucu sıcağında savaşta hayatını kaybeden Rumlar mevzi ve sokaklarda kokmuş, kurtlanmış ve cesetlerinin kokusu her tarafı sarmıştı. O savaşın içinde ne yapılırdı? Herhalde bütün kokmuş cesetleri bir çukura gömerler ve üzerleri de kireçlenirdi, hastalık yayılmaması için. Savaş sonrasında Rum kayıplar konusu gündeme öyle gelmişti.

Merhum Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Rum görüşmeci Galfkos Kleridis’e sormuştu, harekattan önce.

“Türk kayıplar konusu ne olacak?”

Kleridis şu cevabı vermişti.

“Öyle bir şey yoktur. Bunu siz uyduruyorsunuz” demişti.

Hele bir düşünün 1963 olaylarında Cumhurbaşkan Yardımcılığı İrtibat bürosu ile çalışan BM askeri Majör Macey, cip aracı ile beraber Rumlar tarafından ortadan kaldırılmıştı. Neden? Onu Türk dostu gördükleri için.

Bundan başka Laptalı iki Türkün arabaları ile ortadan kalkmaları, hep muamma olarak kaldı. Ta ki Lapta Muhtarı Nidai, kireç ocaklarında araştırma yapsın ve o iki Türk’ün hem arabalarına, hem de kemiklerine ulaşılana kadar.

Sevgül Uludağ’ın en çok takdir gören çalışmaları, Türk-Rum ayırımı yapılmaksızın yaptığı çalışmalardır. Rum kayıplarla ilgili çalışmalarında kafamda bir soru vardı.

“Sevgül Uludağ Rumca biliyor muydu?”

Bu sorunun cevabını öğrenemedim. Herhalde araştırmaları hep İngilizce yapmıştır. Yazmış olduğu kitapta bir denge vardı. Türk-Rum ayırımı yapmaksızın devamlı herkesle irtibat kuruyordu.

Kayıp insanlar konusunda çalışma yaparken, yakaladığı ihbarları iyi değerlendirerek kayıp kişi veya kişilerin cesedine ulaşmasıydı.

Türk kayıplar konusu Rumların yarattığı acı olaylardı.

Kısacası bu dünyadan güzel bir insan geçti. Sevgül Uludağ’a Allahtan rahmet ve mekanını cennet olmasını dilerim. Ayrıca bütün yakınlarına baş sağlığı diliyorum.

Bir kez daha tekrarlıyorum…

Sevgül Uludağ mükemmel bir araştırmacıydı.