Sessiz dönem

Abone Ol

BM Genel-Sekreteri’nin “Kıbrıs” için atadığı Geçici Özel Danışmanı Sn. Lute geldi gitti. Hem Rumlarla, hem de KKTC Cumhurbaşkanı Sn. Akıncı ile görüştü. Bu görüşmelerde en fazla konuşulan konu Sn. Lute’un büyük ölçüde sessiz kalmasıydı. Gazete haberlerine göre Sn. Lute iki tarafı da dikkatle dinlemiş. O kadar... Yani, daha önce yaygınlaşan “Lute, yazılı tezlere sahip hazır bir anlaşma taslağıyla gelecek...” Rum medya kaynaklı haberin doğruluğunu kimse teyit etmedi. Bu durum, Rumların kendi medyaları kanalıyla duyurduğu “hazır  anlaşma gelecek” haberinin   gerçeklerle ilgisi olmadığını göstermiyor mu? Yoksa,  şu meşhur “hazır anlaşma” büyük bir gizlilik içerisinde tutulduktan sonra 2019’da taraflara sunulacak mı dersiniz?  Bilinmez. Bilinen bir şey varsa, o da şu. Rumlar Christmas, biz de yeni yıl dolayısıyla sessiz döneme girdik.

Tatilden önce “Kıbrıs Sorunu”na ilişkin kayda değer tek haber KKTC medyasında yayınlandı. KKTC’nin en büyük siyasi partisi UBP’nin  yeni Lideri Sn. Ersin Tatar, “Masada, iki ayrı devletli bir Kıbrıs dahil alternatif çözümler görüşülmelidir. Eski koşullarda masaya oturmak yok.” dedi ve şunları ekledi; “Kıbrıs’ta federal bir çözüm olamayacağı, Rum tarafının federasyon beklentisi ile Türk tarafının federasyondan anladığı çok farklı. Bu durum Crans- Montana’da netleşmiştir. Anastasiadis, garantilere karşıdır; siyasi eşitliğimizi, yönetime etkin katılımımızı istemediğini, bizi azınlık olarak gördüğünü, bize ancak % 20 hak verebileceğini açıkça söylüyor. Bu da demektir ki , bizimle ortaklıktan yana değildir.” UBP Başkanı Sn. Tatar’ın açıklamasını iyi değerlendirmek gerekir.

 Bir defa bizim, yani KKTC Devleti’nin politikacılarının, özellikle “Kıbrıs Sorunu” ve dış politikada yeterince ses vermediği ve çoğu zaman Rumların açıklamalarına tepki politikası uyguladıkları açıkça ortada. Bu bakımdan  Sn. Tatar’ın açıklaması önemli. Sn. Tatar, “Bizim yeni önerilerimiz bunlar.” demesi tepki politikası değil. Çözüm için yeni önerileri masaya koymaktır. Yıllar boyu şu tepki politikasından kurtulamadık. Geçmişe bir bakalım:  Kıbrıs Türklerinin sadece iki büyük lideri- Dr. Küçük ve R.R. Denktaş- Kıbrıs Türk Halkının istediklerini kendi politikalarını ortaya koyup elde etmişlerdir. Bugün politikacılarımız, bu iki büyük lideri örnek alarak yürümelidir. Bu arada, KKTC Cumhurbaşkanı Sn. Akıncı’nın gerçekçi politikasına da vurgu yapmak gerekir. Şimdiye kadar gerçekleşen “müzakerelerde” Sn. Akıncı KKTC’nin haklarını savunmuş, ancak belirgin bir biçimde, açıkça söylemese de Kıbrıs Türklerinin kendi Devletleri ile varolmaya devam edeceğini dolaylı bir biçimde, bizde ender görülen diplomatik bir beceri ile BM ve Rumlara anlatmıştır. Herkese iyi tatiller...