Geçtiğimiz 4 Haziran 2026 tarihli basında, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Tokayev’in Hristodulidis’i ülkesine davet ettiğine ve ona “dostluk nişanı” verdiğine dair bir haber vardı. Bu haber bayağı beni düşündürdü. Sadece beni değil, herhalde diğer Türk Devletlerine dahil ülkeleri de düşündürmüştür.
Sadece bir şey kafama takıldı. Bu dostluk nereden?
Belli ki Rumlar Türkiye’nin ileri cephelerini ele geçirmeye çalışıyorlar. Türkiye Hariciyesi herhalde bu konuda tedbirini almıştır. Veya almamışsa alacaktır. Rumların herhangi bir Türk devletinde karşılıklı elçilik açarlar ve diplomasiyi ileri götürürlerse artık bu dostluğu kimse yıkamaz. Nitekim Kırgısiztan’daki durum öyle.
Bir de geçmişe bakalım…
Türkiye, 1991’de Kazakistan’ın bağımsızlığını tanıyan ilk ülkedir. Ortak dil, tarih ve kültür bağları, ikili ilişkilerin hızlı ve sağlam temeller üzerinde gelişmesini sağlamıştır.
Türkiye ile Kazakistan arasındaki diplomatik ilişkiler, 2022’de imzalan “Genişletilmiş Stratejik Ortaklık Anlaşması” seviyesinde olup, iki ülke liderleri arasında geliştirilen, Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi toplantıları ve Türk Devlet Teşkilatı (TDT) çatısı altında aktif, çok boyutlu ve derin bir işbirliği şeklinde devam etmektedir.
Takayev biliyor mu ki, Hristodulidis “Kıbrıs Cumhuriyeti” dediği ülkenin yarısına sahiptir. Kendini “Kıbrıs Cumhuriyeti” olarak pazarlayan Hristoduludis ve geçmiş cani liderleri ve katil EOKA’nın mensubudurlar. Tokiyev biliyor mu Rumların ne kadar masum Türk’ü katlettiklerini ve dünya kadar insanın hayatını kararttıklarını? Bilmiyorsa kendisine anlatmak ve bilgi vermek, bir yerde kendisini uyandırmak bize bütün Türk basınına düşüyor.
Kazakistan Cumhurbaşkanı Tokiyev, bir Türk Devleti’nin başkanıdır ve Kıbrıs Türkü ile Türkiye onun dostudurlar.
Herhalde Kırgızistan Cumhurbaşkanı bir nedenle samimiyet kurduğu için Hristodulidis’e “dostluk nişanı”nı takarken yaptığı açıklamaları ile de dikkat çekmiştir.
İki lider arasında yapılan görüşmelerde, ticaret hacmini artırma, yatırım bağlarını güçlendirme, kültür, spor ve yatırım alanlarında iş birliğini geliştirmeyi amaçlayan mutabakat zabıtları ve anlaşmalar imzalandı. Bunun yanında iş konseyi kurma konuları da var.
Bu iki ülkenin dini ayrı, dili ayrı, kültürü ayrıdır. Anlaşmada eğitim de var. Ancak Tokayev bu ilişkilerin sakat ilişkiler olacağını bilmiyor. Bir de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde 20’nin üzerinde üniversite ve bu üniversitelere giden Türk Devletlerinden öğrenciler var.
Tabii ki Hristodulidis fırsatı kaçırmadı ve Tokayev’i Kıbrıs konusunda bilgilendirdi. Herhalde bu bilgileri Tokayev’e aktarırken, kendi politikalarını da enjekte etmiştir. Halbuki Kıbrıs Cumhuriyeti’ni kendi elleri ile yıkan, yine Kıbrıs Rumlarıdır. On bir yıl gettolarda yaşamak zorun bırakılan Türkler sabırla beklediler, ta ki Türkiye, 20 Temmuz 1974 tarihinde anlaşmalardan doğan askeri operasyon hakkını kullanmış ve adayı kuzey-güney olarak ayırmıştır. Bu tarihten sonra Rumlar tek bir Türk’ü öldürememiştir. Çünkü artık Türkler kendi özgür vatanlarında Türk askerinin himayesinde bir hayat sürmektedir.
Bu bilgilerden sonra Tokayev Hristodulidis’i göklere sığdıramadığı açıklamasını yapmıştır.
Histodulidis’in karşılık olarak sözleri şöyle:
“Kıbrıs konusundaki ilkeli duruşu ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne verdiğiniz desteğe teşekkür ediyorum.”
Ki bu da, Tokayev’in kapana konduğunu ve Hristodulidis’in diplomasi tilkiliğine kurban gittiğini gösteriyor.
İki ülke arasında karşılıklı elçilik açmaları, işin hayli ileri noktaya geldiğini gösteriyor. Tokayev’in Kıbrıs gerçeklerinden uzak bir bilgisi olduğunu düşünüyorum.
O nedenle Türkiye siyasetinde diplomasi nasıl seyredecek göreceğiz.