RUM-YUNAN İKİLİSİNİN MEGALİ-İDEA HAYALLERİ VE KIBRIS CUMHURİYETİNİN YIKILIŞI (2)
Nitekim, 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşuna giden yolda Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasının 173. Maddesinde yer alan başlıca 5 şehirde her iki halkı temsil eden Belediyelerin kurulmasına Türkler destek verirken Rumlar buna karşı çıkıyorlardı. Nitekim Türk Cemaat Meclisi’nin 31 Aralık 1962’de hazırladığı Belediyeler Kanununun Türk Yönetiminin kurulmasına yol açacağı gerekçesiyle Makarios Anayasa Mahkemesi’nin Türkler lehine vereceği kararı tanımayacağını açıklayacaktı.
O günde Rum liderliği Ada’nın 5 kasabasında ayrı Türk Belediyelerinin kurulmasını öngören maddeyi hiçe saymalarının ardından Anayasa Mahkemesi’nin aldığı kararı da hiçe saydılar. Dahası, Anayasa Mahkemesi Başkanı Alman Bilim Adamı Prof. Dr. Forsthoff’u ve Yardımcısı Dr. Heinzei’i ölümle tehdit ettiler ve onların istifa etmelerini sağladılar.
Yine Rum liderliği Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluş Antlaşmalarında var olan %70 Rum ve %30 Türk oranını çalıştırmadılar. Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısına ve dolayısıyla Dr. Fazıl Küçük’e tanınan ve de Bakanlar kurulunda, Temsilciler Meclisinde alınan kararları veto etme hakkını hiçe saydılar.
Özetle, Rum liderliği, 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Antlaşmaları ve Anayasasında Kıbrıs Türk Halkına tanınan tüm hakları ortadan kaldırmak ve/veya kendi lehlerine değiştirmek için her yolu denediler. Böylece Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşunun amacına, anayasanın ruhuna ve özüne yaptıkları hareketle iki halk arasında kurulması öngörülen karşılıklı güveni, işbirliğini ve barışın oluşmasını planlı bir şekilde önlemişlerdir.
Liderimiz Dr. Fazıl Küçük’ün, Makarios’un anayasada yapmak istediği değişikleri kesinlikle reddetmesinin ardından 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Makarios; Anayasada yapmak istediği değişikler için 22-26 Kasım 1962 tarihleri arasında Ankara’ya kadar gidecekti. Makarios’un hedefi Ankara’nın tepkisini ölçmek ve zemin yoklamaktı.Nitekim,Makarios eli boş dönecekti.
1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Dr. Fazıl Küçük’ün ve garantör devlet olarak Anavatanımız Türkiye’nin bu değişiklik istemlerine hayır demesinin ardından hedeflerini gerçekleştirmek için harekete geçen Makarios; Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasa değişiklik önerilerini 23 Kasım 1963’te 3 garantör ülke Türkiye, Yunanistan ve İngiltere ile Cumhurbaşkanı Yardımcısı Liderimiz Dr. Fazıl Küçük’e ayni anda sundu.
Türkiye Cumhuriyeti 7 Aralık 1963’te özel bir toplantı yaparak Bakanlar Kurulu Makarios’un anayasa değişikliği önerilerini reddetme kararı aldı. Toplantı sonrası yapmış olduğu açıklamada Türkiye Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu: “Kıbrıs Türklerinin yaşamsal hak ve çıkarlarının korunmasını içeren Zürih ve Londra Antlaşmaları üzerinde müzakere açılması gibi hususun kabulüne imkan olmadığından Makarios’un önerileri Bakanlar Kurulunca reddedilmiştir, deniliyordu. Kaynak: Dr. Ahmet Gazioğlu, Rum Mezalimi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne Doğru
Ankara ve Liderimiz Dr. Fazıl Küçük bu önerileri anında reddetti ve anayasayı değiştirme girişimlerinin neden olacağı ciddi duruma Makarios’un dikkati çekilerek uyarılarda bulunuldu. Çünkü 13 maddelik anayasa değişiklik önerileri Kıbrıs Türk Halkının haklarını tümüyle ortadan kaldıracak nitelikteydi.
Ancak daha imzaları kurumadan Rum liderliği, Kıbrıs Cumhuriyetinin kuruluş anlaşmalarının halkın iradesi dışında bir oldu bitti ile zorla kabul ettirildi. Türklere aşırı derecede haklar verildiğini ve bu nedenle ayrıca dıştan garantör ülkelere müdahale hakkı tanındığı , garanti antlaşmalarının kaldırılması gerektiği ve de anayasada değişiklikler yapılması vardı.
Rum-Yunan ikilisinin dünden bugüne uyuşmazlığının nedenininEnosis’e giden yolu açmak isteklerinden kaynaklandığını bilmeyen yoktur. İşte bu nedenlerden dolayı her vesileyle Rumlarla ayni devlet çatısı altında bir arada yaşayamayacağımızı dile getirmeliyiz. Çok iyi bilmeliyiz Rum-Yunan ikilisinin hedeflediği siyasi çözümde Kıbrıs Türk Halkına bir gelecek yoktur.
Rum liderliğinin siyasi çözüm hedeflerinde bunu çok açık ve net olarak görebiliyoruz. Günümüzde Rum-Yunan ikilisi ne diyor? Garanti Antlaşmalarının olmayacağı, Türk askerinin adadan gideceği, tüm Rum göçmenlerin evlerine döneceği ve de tek devlet, tek egemenlik, tek uluslararası temsiliyeti hedefliyor, Birleşik Kıbrıs’ı hedefliyorlar, Kıbrıs Türk Halkını ‘azınlık’ hakları ile Birleşik Kıbrıs’a bağlamak ve Girit misali yok etmektir.
İngiliz Sömürge Yönetimi döneminin son yıllarında Adada Sömürge Müsteşarı olarak görev yapan ve de Kıbrıs Türk ve Rum Halklarını yakından tanıyan, Rum-Yunan ikilisinin Kıbrıs Türk halkını Girit misali yok etmeyi hedefleyen Akritas planı ile ilgili olarak John ReddAway: “Akritas Planı, aslında Kıbrıs Cumhuriyeti’ni ortadan kaldırmak için hazırlanan bir komploydu. Annan Planının üç hedefi vardı: 1960 Antlaşmalarından kurtularak self-determinasyon ve Enosis yolunu açmak, Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasının uygulanabilir olmadığı izlemini yaratarak değiştirilmesi için zemin hazırlamak ve böylece Türklere tanınan hakları ortadan kaldırarak onları sadece siyasi değeri olmayan bir ‘azınlık’ statüsüne indirgemektir” demişti.
Kıbrıs Türk halkı Rum silahlı saldırıları ve katliamları karşısında tüm insani haklarından mahrum kaldı, 103 köyden göç etmek zorunda kaldı. Kıbrıs Türk halkı 11 yıl boyunca can verdi, kan verdi, şehitler verdi, göz yaşı döktü.
21 Aralık 1963 Kanlı Noel saldırılarıyla Akritas Planı devreye konularak Kıbrıs Cumhuriyeti yıkılıyordu. 1961’de hazırlanan Akritas Planının hedefi, uluslararası toplumu, 1960 Anayasası ile çok haklar verildiğini ve yapılacak değişikliklerin Türklere bir zarar vermeyeceğini anlatmak ve inandırma, Garanti ve İttifak Antlaşmalarının iptalini sağlamak ve de Kıbrıs Türk halkını anayasada yapılacak değişikliklerle ‘azınlık’ durumuna düşürmek; kabul edilmemesi durumunda kuvvet kullanarak birkaç gün içinde kuvvet kullanarak yabancı kuvvetlerin müdahale etmesine fırsat kalmadan Kıbrıs Türk Halkını etkisiz hale getirmekti.
Bu gelişmelerin ardından 30 Kasım 1963’te garantör ülkelere ve Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Muavini olan liderimiz Dr. Fazıl Küçük’e 13 maddelik anayasa değişiklik önerisini yazılı olarak gündeme getirir.
Makarios’un bu anayasa değişiklik önerisi 1959 Zürih ve Londra Anlaşmalarının Enosis’e nasıl sıçrama tahtası olacağının acı bir göstergesiydi. Bu değişiklik önergesi, Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasında Kıbrıs Türk Halkına tanınan temel hak ve yetkilerin kaldırılmasını içermekteydi. Makarios’un hedefi anayasada yapılacak değişikliklerle Kıbrıs Türk halkını ‘azınlık’ durumuna indirmekti. Makarios, bu anayasa değişikliklerinin yanı sıra, Garanti ve İttifak Antlaşmalarının da tümden feshedilmesini öneriyordu.
Liderimiz Dr. Fazıl Küçük, Makarios’un istediği anayasal değişikliğe karşı çıkarken, 6 Aralık 1963’te toplanan T.C. Bakanlar Kurulu da aldığı kararla Makarios’un isteklerini sert bir dille reddederken yapılan açıklamada:“Kıbrıs Türklerinin yaşamsal hak ve çıkarlarının korunmasını içeren 19 Şubat Zürih ve Londra Anlaşmaları üzerinde müzakere açılması gibi bir hususun kabulüne imkan olmadığından Makarios’un önerileri Bakanlar Kurulunca reddedilmiştir” deniliyordu.
Rum Milli Muhafız Ordusu Komutanı General Karayannis, Haziran 1965’de EtnikosKrikis adlı Yunan gazetesinde yayınlanan değerlendirmelerinde Makarios’un daha Cumhuriyet döneminde Enosis’e 4 aşamada gitmeyi tasarladığını açıklıyor ve bu aşamaları da şöyle sıralıyordu:a)Anayasanın elverişsiz bölümleri değiştirilecek, b)Uluslararası nitelik taşıyan Garanti ve İttifak Antlaşmaları feshedilecek, c)Self-Determinasyon hakkı gündeme getirilecek, d) Enosis yeni bir plebisitle gerçekleştirilecek. Kaynak: Ahmet Tolgay, Çelik Güvercin, s.17, Kıbrıs Türk Mücahitler Derneği Yayını, Lefkoşa, 1996
Nitekim, Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasının 173. Maddesinde yer alan başlıca 5 şehirde her iki toplumu temsil eden Belediyelerin kurulmasına Türkler destek verirken Rumlar buna karşı çıkıyorlardı. Nitekim Türk Cemaat Meclisi’nin 31 Aralık 1962’de hazırladığı Belediyeler Kanununun Türk yönetiminin kurulmasına yol açacağı gerekçesiyle Makarios Anayasa Mahkemesi’nin Türkler lehine vereceği kararı tanımayacağını açıklar.
Sonuç itibarıyla Rum-Yunan ikilisinin 21 Aralık 1963 Kanlı Noel saldırıları ile birlikte Kıbrıs Türk halkı 11 yıl boyunca Türk Mukavemet Teşkilatı(TMT) etrafında bütünleşerek anavatanına güvenerek verdiği mücadelenin sonunda 20 Temmuz 1974 Barış Harekatının mutluluğunu yaşadı. 20 Temmuz 1974 Barış Harekatı ile Kıbrıs’ta iki bölgelilik oluştu. Kıbrıs’a barış ve huzur geldi.
Yıllarca devam eden görüşme sürecinde adil ve kalıcı bir siyasi çözüme varılamamasının ardından 15 Kasım 1983’te Bağımsız ve Egemen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilan edildi. Kıbrıs Türk halkına düşen görev bağımsız ve egemen devletimiz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini yaşatmaktır, tanınmasını sağlamaktır..
Bu vesileyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşuna giden yolda canlarını ve kanları seve seve veren kahraman Mehmetçiklerimizi, Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) mensuplarını, Mücahit halkımızı, aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi, bir kez daha saygıyla selamlıyorum..
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Sen Çok Yaşa…