Rum-Yunan ikilisinin Kanlı-Noel silahlı saldırılarının ve katliamlarının 63. Yıl dönümünde Mücahit halkımızı, Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) mensuplarımızı, kahraman Mehmetçiklerimizi, aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi bir kez daha saygı ile selamlıyorum.
20 Temmuz 1974 Barış Harekatı ile Kıbrıs’a barış ve huzur geldi. Kıbrıs’ta verilen mücadelenin ardından 15 Kasım 1983 tarihinde bağımsız ve egemen devletimiz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilan edildi. Kıbrıs’a barış ve huzur geldi.
Gerilere dönüp bakacak olursak; yıllarca Türk ve Rum halkları arasında devam eden müzakerelerde olumlu bir sonuç elde edilememesinin ardından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilan edildi. Kıbrıs Türk halkına düşen görev temellerinde Mücahit halkımızın, Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) mensuplarının, kahraman Mehmetçiklerimizin canı ve kanı olan bağımsız ve egemen devletimiz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini yaşatmak ve tanınmasını sağlamaktır.
Dost düşman çok iyi bilmelidir ki; bağımsız ve egemen devletimiz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti uluslararası hukuka göre yasal bir devlettir ve de yasal olmayan, uluslararası hukuka aykırı olan ‘sözde’ Kıbrıs Cumhuriyeti ile ayni kefeye konulamaz.
Gerilere dönüp bakacak olursak; 21 Aralık 1963’te başlatılan Rum-Yunan silahlı saldırılarının hedefi; 8 saat içerisinde Lefkoşa’yı teslim almak ve de 24 saat içerisinde de Kıbrıs Türk halkını ada genelinde etkisiz hale getirerek Adada Rum egemenliğine dayalı bir Helen devleti kurmak ve ardından Enosis’i gerçekleştirmekti !..
Gerilere dönüp bakacak olursak; 21 Aralık 1963 sabahı saat 11.00’de 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu son kez iki toplumlu ve eksiksiz olarak toplanmıştı !.. O günde söz alan, Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Makarios III, iki halkta da yeraltı örgütlerinin bulunduğunun herkesçe malum olduğunu, bunun toplumlarda bir güvensizlik yarattığını, kimi Kıbrıslı Rum çevrelerde, olaya Garanti Anlaşmaları çerçevesinde adada var olan Türk Askeri Alayı’nın da karıştığına dair iddialar olduğunu ve bu nedenle daha ciddi hadiselerle karşılaşmaktan korktuğunu ve hükümetin, tansiyonu düşürmek üzere çalışması gerektiğini söyledi !..
..O günde ‘sözde’ 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Makarios III, ayni zamanda bu noktada Akritas örgütünün gayrı resmi başkanlığını da yürütmekteydi ve anayasa değişikliği önerisiyle iki toplumlu devletin ortadan kaldırılmasına yönelik Akritas Planı’nın ilk adımını atmış bulunmaktaydı !..
O günde Rum liderliği; Akritas Örgütü tarafından başkent Lefkoşa’nın Türk kesiminin kuşatılarak teslim alınmasını planlamıştı !.. Hem bu planın bir parçası olarak hem de Türk yerleşim birimleri arasında mahsur kalan Rumları kurtarmak üzere Küçük Kaymaklı semtine silahlı saldırılar düzenlenmesi kararlaştırılmıştı..
Nitekim, 21 Aralık 1963 silahlı saldırılarının ardından 24 Aralık 1963 günü Nikos Sampson’un ilk hedefi Küçük Kaymaklı’nın tamamen Türklerden arındırılmasını sağlamaktı.
Nikos Sampson, Türk mevzilerini düşünerek ilerlese de bu istediği hızda değildi !.. Bu nedenle Akritas örgütü dışında yer alan Renos Kiriakidis komutasındaki silahlı grubun yardımını da alarak silah gücünü arttırıp tekrar silahlı saldırıya geçti ve de Rumların bu saldırılarıyla birlikte Küçük Kaymaklı düştü. Konu silahlı saldırılarda Akritas örgütünün militanları 17 Kıbrıslı Türk’ü öldürürken 500 Türk’ü de esir almışlardı. Keza o günde Nikos Sampson, Küçük Kaymaklı sokaklarında ele geçirdiği Türk bayrağı ile zafer yürüyüşü gerçekleştirmişti !..
..Yine 21-22 Aralık 1963 günü Ayvasıl köyünde de Türklere karşı silahlı saldırılar yapıldı. Konu ile ilgili olarak Halil Sadrazam, köyde ilk önce 12 kişinin öldürüldüğünü belirtmekte ve daha sonra da öldürmeye devam ettiklerini söylemektedir. Bu gelişmelerin ardından 03 Ocak 1964 tarihinde, 9 kişinin cesedi bulunup gömülmüştür. 13 Ocak 1964 tarihine kadar devam eden kazılarda toplam 21 kişinin cesedi bulunmuştur. O günde Rumlar tarafından öldürülenler; Lefkoşa Tekke Bahçesindeki şehitliğe defnedilmiştir.
London Daily Expres gazetesi sorumlusu Harry Scott Gibbons, Ayvasıl köyündeki vahşeti şöyle anlatır: “Silah sesleri duyuldu, tüfek dipçikleri ile kilitli kapıları kırdılar, insanları sokaklarda sürüklediler. 70 yaşında bir Türk, evinin kırılan ön kapısının sesiyle uyandı !..Sendeleyerek yatak odasından çıktığında, bir sürü silahlı Rumlarla karşılaştı..
..Çocuğun var mı diye sordular!.. Adam şaşkın bir şekilde ‘Evet’ dedi. ‘Dışarı Gönder’ diye emrettiler. 19 ve 17 yaşlarındaki iki oğlu ve 10 yaşındaki kız torunu aceleyle giyinip, silahlı Rumların peşinden dışarı çıktılar. Konu kişiler; Çiftlik duvarının dibine dizildikten sonra, silahlı Rumlar tarafından makineli tüfek ateşiyle öldürüldüler..
..Başka bir evde, 13 yaşında bir erkek çocuk elleri dizlerinin arkasına bağlanıp yere yıkıldı, ev talan edildi ve de talancılar konu çocuğu tekmeleyip ırzına geçtiler sonra da tabanca ile başının arkasından vurdular..
.. O gece Ayios Vasilios’ta toplam olarak 12 Türk katledildi, diğerleri toplandı, itilip kakılarak oradaki Türklerin yanına sığınmak üzere Skylloura yoluna çıkarıldılar. Geceleri, pijamaları ve çıplak ayaklarıyla soğukta sendeleyerek ilerlemeye başlarken Rumlar da karanlıkta arkalarından ateş ediyorlardı!..
O günde silahlı Rumların dikkatleri Türk evlerine çevrilmişti!.. Rumlar, evleri yağmalayıp tahrip ettiler, yorulduklarında da konu evleri ateşe verdiler. Ayni yörede çiftlik evlerindeki silahsız 9 Türk öldürüldü.
24 Aralık 1963’te Lefkoşa’nın Kumsal semtinde, 11 kişi öldürülmüştür. Bunlardan 4’ü Tabip Tuğgeneral rütbesiyle Türk ordusundan emekli olan; olay esnasındayken 1960 Anlaşmalarına göre Kıbrıs’ta bulunan 650 kişilik Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı komutanlığında görevli olan, Binbaşı Nihat İlhan’ın ailesiydi. O günde, İlhan’ın evinin banyo küvetinde eşi Mürüvvet İlhan ile çocukları Murat, Kutsi ve Hakan; öldürülmüş vaziyette bulunmuştur..
..Silahlı baskının yapıldığı bu ev daha sonra Barbarlık Müzesi olarak ziyarete açılmıştır..
22 Aralık 1985 tarihli Milliyet gazetesinde ise göç etmek zorunda kalanların sayısı 25 000 olarak verilmektedir. 23 Aralık 1993 tarihli gazetelerde ise bu sayının 30 000 olduğu belirtilmektedir. John Terence O’Neill ve Nill ve Nicholas Rees de 30 000 Kıbrıs Türkü’nün göç etmek zorunda kaldığını belirtmiştir..
..25 Aralık’ta; Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı, mevzilerine konuşlandırılmış ve Türk Hava Kuvvetleri’nin Savaş Uçakları Lefkoşa üzerinde uyarı uçuşlarına başlamışlardır. Yaşanan Rum silahlı saldırılarının ardından 30 Aralık 1963 tarihinde toplanan Garantör devletler Birleşik Krallık, Türkiye ve Yunanistan Hükümetleri Yeşil Hat Anlaşmasını imzaladılar.
01 Ocak 1964 günü Daily Herald olayları şöyle dile getirmiştir. “Türk evlerine geldiğimde dehşete düştüm. Duvarlar dışında evler tamamen yok olmuşlardı. Bir Napalm saldırısının bile bu kadar büyük bir yıkım yaratabileceğinden şüphe etmekteyim” demişti ... DEVAM EDECEK..