RUM-YUNAN İKİLİSİ HALA DAHA ENOSİS HAYALİ İLE YAŞAMAYA DEVAM EDERKEN

Abone Ol

Nitekim, 29.05.2022 tarihli yerel  yazılı basınımıza yansıyan  haberlere göre  Kıbrıs’ta siyasi çözümün önemine değinen GKRY lideri Anastasiadis:  “Bir dizi BM  ve BM  Güvenlik Konseyi kararlarıyla belirlenen iki kesimli, iki toplumlu federasyon çözümünü dile getirdi ve Garantiler Antlaşmaları devam edemez, Türk askeri adadan gitmeli” demişti. Yine demecinde Anastasiadis, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesinin tamamen Türkiye’nin Kıbrıs’ı işgal etmek için kullandığı ayni argümanlarla yapıldığını iddia etmiştir!..
17.05. 2022 tarihli yerel yazılı basınımıza yansıyan haberlere göre  Türkiye’ye yönelik “Boru  Hattı” için  Kıbrıs sorununun siyasi çözümünü şart koşan  GKRY Dışişleri Bakanı Yannis Kasulidis: “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin  egemenlik haklarına saygı gösteren, ekonomik açıdan sürdürülebilir, çevresel anlamda kabul edilebilir, MEB (Münhasır Ekonomik Bölge) düzenlemesi içeren ve Kıbrıs sorununun çözümünden sonra ortaya çıkacak bir anlaşma olması şartıyla , hükümetin herhangi bir karşı çıkma olmadan, Kıbrıs üzerinden  Türkiye’ye yönelik boru hattı güzergahına ilişkin fikirleri ele almaya hazır olduğunu” öne sürdü.
Açıklamasında  “ Türkiye’nin uluslararası hukukun  her ilkesini ihlal eden  ve Kıbrıs’ın üçte birini işgal edip ele geçirmek ve sahte devlet şeklinde bir alt yönetim  meydana getirmek için 1960 Anayasasının kendisine verdiği garantör güç hakkını kötüye kullandı” diyen Kasulidis: “Herhangi bir anlaşmanın Kıbrıs Cumhuriyeti’nin  egemenliğine ve egemenlik haklarına saygı duyması gerekir. Bunun ekonomik açıdan sürdürülebilir ve çevresel anlamda da kabul edilebilir olması lazım. Böyle bir şeyin olması için önce  Kıbrıs sorununun çözülmesi  ve MEB Anlaşması gibi  Türkiye’yle olan anlaşmazlıkların çözülmesi gerekir” dedi.
Yine ayni gün konu ile ilgili olarak  yerel basınımızda yer alan  açıklamasında  Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti  Dışişleri Bakanı sayın Tahsin Ertuğruloğlu: “Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Yannis Kasulidis’in GKRY yayın organlarından ‘Ta Nea’ gazetesine vermiş olduğu demeçle,  bilinen hadsizliğini ve pişkinliğini sergilemeye devam ettiği çok net bir şekilde bir kez daha görülmüştür.  Kendilerini ‘sözde’ Kıbrıs Cumhuriyeti  sanan  bu zavallıların Türkiye’ye dil uzatması ve Kıbrıs Türk’ünü hiçe saymaya devam etmesi asla kabul edilemez ..
..Garantörlüğünü kötüye kullanan ve adada darbe gerçekleştiren Yunanistan dururken, Anavatanımız Türkiye’yi garantörlük hakkını kullanmakla suçlamak, hadsizliğin, pişkinliğin ve tarihi gerçekleri saptırma becerisinin en somut göstergesidir.  Bunlar yetmezmiş gibi, İsrail-Türkiye doğal gaz boru hattının Kıbrıs üzerinden geçmesine yönelik de Türkiye’ye ön koşul koyma gibi haddini aşan ve şımarıklığın ta kendisi olan tipik ve alışılagelmiş Rum mentalitesini bir kez daha sergilemiştir.” Dedi.
 Dün olduğu gibi bugün de Rum-Yunan ikilisi Megali-İdea hayalleri içinde yaşamaya devam ediyorlar. Özellikle 2015-2017 yılları arasında Türk tarafından aldıkları tavizlerle şımaran GKRY lideri Anastasiadis, çözümün hemen ertesi günü AB müktesebatının Kuzey Kıbrıs’ta uygulanmasını istedi, Kıbrıslı Türklerin Türkiye’den yapacağı ithalatı dahi sonlandırılmasını  da isteyecek kadar ileri gitti.  “Eğer ithalat gerekirse, ihtiyaç kadar yapılır, bir kota koymalıyız” demişti.
 Anastasiadis “Garanti antlaşmaları çağ dışıdır. AB üyesi bir ülkeye AB dışında bir devlet garantör olamaz. Kıbrıs’ta işgale ve garanti  sistemine son verilmelidir, Türk askeri Adadan gitmeli” diyor.. Rumların değişmez hedefi, dün olduğu gibi bugün de Enosis’in gerçekleşmesini sağlamaktır.
22.04.2022 tarihli yerel yazılı basınımıza yansıyan haberlere göre; Anastasiadis: “Türkiye’nin desteklediği iki ayrı devleti değil iki kesimli , iki toplumlu, Federasyonla ilgili çözüm reçetesini sunan BM Parametrelerinden” söz etti.  Anastasiadis “Koşulların, devletin işleyişine ve  bağımsızlığına izin verecek ayni zamanda garantilerden ve  dolayısıyla üçüncü ülkelerin etkilerine  olan  bağımlılıktan kurtulmaya izin verecek şekilde olması gerektiğini” de öne sürdü.
GKRY lideri Anastaiadis “Arzu edilen  şeylerle ilgili benzer düzenlemelerin, iki işlevsel olmayan  ve esasında  ölü olan  iki devlete yol açtığı  Bosna-Hersek veya Lübnan’daki koşulları deneyimlemek istemediklerini” de dile getirdi.
Kıbrıs sorununun BM ilkelerinin  yanısıra AB ilke  ve değerleri temelindeki çözümünün  hem Kıbrıslı Rumların, hem Kıbrıslı Türklerin hem de Türkiye’nin faydasına olduğunu ifade eden Anastasiadis “Türkiye’nin bunun farkına varması halinde , bugün Türkiye-AB ilişkilerinde var olan bir çok proplemin ortadan kalkacağını” da öne sürdü.
Netice itibarıyla Rum liderliği Kıbrıs Türk Halkı ile hiçbir yetkiyi paylaşmak istemiyor. Rum liderliği Kıbrıs’ta adil ve kalıcı bir siyasi çözüm istemiyor, Rum liderliği  olası bir siyasi çözümle birlikte Megali-İdea hayallerinin gerçekleşmesine giden yolun açılmasını istiyor. Rum liderliği 24 Nisan 2004 Annan planın bile gerisine düşen bir çözüm anlayışı içindedir. Netice itibarıyla  olası bir siyasi çözüme giden yolda iki kurucu devleti dahi kabullenemiyor!..
Dün olduğu gibi bu gün de Rum okullarında, Kiliselerinde Türk düşmanlığı aşılanırken, düşmanlık duyguları pompalanırken, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde   hala daha  gerçeklerin dile getirilmesini istemeyen bir azınlık vardır. Kıbrıs’ta var olan gerçekleri görmezden gelen, Rum-Yunan   ikilisinin Megali-İdea hayallerini görmezden gelerek yeni bir görüşme sürecini hedefleyen, bağımsız ve egemen devletimiz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yaşatılmasını ve tanınmasını hedeflemeyen  bazı milletvekillerinin KKTC Meclisinde ne işi var?
Yakın geçmişe dönüp baktığımız zaman 10 Mayıs 2022 tarihli yerel basınımızda yer alan 9 Mayıs mesajında CTP, Federal Kıbrıs’ın bir bütün olarak AB içerisinde yer alması gerektiğini  dile getirmişti. Sormazlar mı, anavatanımız Türkiye’nin üye olmadığı AB içinde Kıbrıs Türk halkının ne işi var? Böylesi bir siyasi çözüm Kıbrıs Türk Halkını Girit misali yok etmekten başka ne işe yarar?
Sonuç itibarıyla;  Günümüzde federal devletler yıkılır, bağımsız ve egemen devletler kurulurken, Kıbrıs’ta olası bir siyasi çözümde  Kıbrıs Türk halkı olarak bağımsız ve egemen devletimiz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden vazgeçerek ‘sözde’ Rum devletine ‘azınlık’  hakları ile yama olmamız  isteniyor.
Rum liderliğinin şimdilerde  başlamasını hedefledikleri görüşme sürecine 7 Temmuz 2017’de Crans Montana’da kaldığı yerden devam edilmesi yönündedir. Rumlar sağcısı ile solcusu ile hala daha Enosis hayali ile yaşamaktadırlar. Bu asla mümkün değildir. 
Kıbrıs’taki gerçekler kabul edilmelidir. Kıbrıs’ta bağımsız ve egemen iki devlet vardır.  Kıbrıs’ta dini, dili ve kültürü tamamen farklı ili ayrı halk vardır. Rum-Yunan ikilisi ve onlara destek veren büyük güçler çok iyi bilmelidirler ki, bağımsız ve egemen devletimiz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varlığı kabul edilmedikçe  Kıbrıs’ta adil ve kalcı bir siyasi çözüm gerçekleşemez.
Bağımsız ve egemen devletimiz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşuna giden yolda , Mücahit halkımızın, TMT mensuplarının, kahraman Mehmetçiklerimizin canı ve kanı vardır.   Kıbrıs Türk halkına düşen görev, anavatanımız Türkiye’nin desteğinde bağımsız ve egemen devletimiz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni yaşatmak ve tanınmasını sağlamaktır.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Sen Çok Yaşa..