Ülkeler arasındaki ilişkilerin tek düze gittiği dönemlerin yaşandığı biliniyor. Çıkarların bozulduğu veya zarar görmeye başladığı dönemlerde ise diplomasi kanallarının devreye sokularak çözüm veya çözümlerden sonucun alınmadığı noktada savaş tamtamları çalınmaya başlanıyor. Olayın bu noktaya evrilmesinin sonucu olarak savaş kaçınılmaz olarak devreye giriyor. Uygulanan bu yöntemlerden bugüne kadar olumlu sonucun alınmadığına kısa sürede sonucun yaşanmadığına insanların ötesinde tarih tanıklık ediyor.
Son yıllarda İsrail’in Filistinlilerle savaşıyor olmasına ve Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın uzun süre devam etmeyeceğinin açıklamalarına karşın 5 yıla yaklaşan süredir devam ettiriliyor. Filistinlilerin arasındaki kırımın yarım asrı aşan süredir devam ediyor ettiğinin de kanıtı oluyor. Bu süre zarfında çatışmaların ve savaşların alınan ateş kes kararlarına karşın İsrail tarafınca pek dikkate alınmadığı biliniyor. Son yapılan Başkanlık seçimi sonrasında İsrail yönetiminin gazına gelen yaş almış olan kişinin İsrail’in yanında yer alıyor olması dünyanın gözleri önünde devam ediyor. Filistinlilerle savaşırken bütün bölge ülkelerine başlatılan saldırıların İran’a yönlendirilmesinin istenen sonucun alınmasının önünde engel olarak görülüyor. İran’ın kısa sürede teslim alınamadığı veya bölünmesinin sağlanamadığı günlerden geçiyoruz. Amerikalı strateji uzmanlarının ortalıklara bıraktıkları görüşleri İran’ın Devlet Geleneğine çarpması ile zamana yayılmış durumdadır.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Kıbrıs meselesinin çözüme ulaşması beklentisinin uzun süreye yayılıyor olmasını konunun çözüme ulaşmasının önündeki engel olarak ortalıklara çıkarıyor olması ile gömlek düğmelerinin yanlış iliklenmesi olduğu gerçeğini kabul etmeye kimsenin yanaşmadığı konunun çözümünün önündeki engel olduğunun kabul edilmemesi kaç kuşağın daha uğraşacakları konu olacaktır. Hele karşımızdaki unsurun ATAMIZIN TOPRAKLARINI GERİ ALANA KADAR DEVAM EDECEĞİZ türkülerini söylüyor olmalarının adada barışa ulaşmamızın önündeki engellerden birisi olduğu biliniyor.
Karşımızdaki unsurun müzakere masasına oturmaya niyetinin olmadığı otursa bile şeklen oturacakları bilinen gerçeklerden yalnızca birisidir. Her türlü saygısızlığa karşı onurlu duruşunu gösteren Kıbrıs Türkü’nün bu duruşundan vazgeçmeye niyetinin olmadığının bilinmesi gerekiyor mu ne…
Sevgi ile güzel olunuz…