AKEL’li eski milletvekili Niyazi Kızılyürek, 1996 yılında Türk bayrağını gönderden indirirken öldürülen Tassos ve Solomos’un ailesinden sosyal medyada özür dilemiş. Bu özür yetmezmiş gibi, şu sözleri de ekledi:
“Tassos ve Solomos ödürüldüğünde büyük bir utanç hissettim.”
Türk bayrağını indirmeye kalkan Solomos’un neden öldürüldüğünü değil ve öldüren veya öldürenlerden “katil” olarak söz ediyor.
Ben de yıllarca cephede özgürlük ve var olmak için çarpışan ve onur ve haysiyetimiz için savaşan bir mücahit olarak Niyazi Kızılyürek’in bu sözlerinden utanç duyuyorum. Bunu söylemeyi ve bu tavra yanıt vermeyi bir görev bilerek bu yazımı yazıyorum.
Niyazi Kıızlyürek, Tassos Isaac öldürüldüğünde kızı Anastasia’nın ana rahminde olduğunu ifade ederek, konuyu acite ediyor.
Tabii ki Tassos ‘un kızı Anastasia Kızılyürek’in özrünü kabul etmeyecek.
Şimdi soru sormak bizim hakkımız.
Evvela birinci sorumuz şudur:
Niyazi Kızılyürek Türk mü?
Türk olsaydı böyle söylemez ve işin gerçeğine temas etmeden Rum anarşitlerini haklı çıkarmaz ve 30 yıl sonra ailesinden özür dilemezdi. Yani Niyazi Kızılyürek’in Türklüğünden şüphem vardır, kusura bakmasın.
Bugüne kadar hangi Türk, Rumların AKEL partisine üye olmuş ve Avrupa Parlamentosu’na girmeyi başarmıştır?
Bunu Rumların oyları ile AB Parlamentosu’na girmeyi başaran tek kişi Niyazi Kızılyürek olmuştur. Bir Rum üniversitesinde öğretim görevi olan Kızılyürek’ten ne beklenirdi ki… Elbette onu AB Parlamentosu’na gönderen yoldaşlarının propagandasını yapacak. Bunun başka türlüsü olamazdı ki…
İkinci sorumuz…
1955 yılından 20 Temmuz 1974 tarihine kadar kaç tane Türk kaçırılarak öldürülmüştür? Bunların rakamını biliyor mu?
Kaç tane ana karnında iken öksüz kalan zavallı yavrularımızın dünyaya geldikten sonra ne kadar özlemle ve ne kadar acılarla yaşadıklarını da biliyor mu? Biliyor ama bilmiyor…
Kapılar açıldığında kocası güneydeki Dohni Köyündeki evlerinden alınan ve meçhul yerlerde kurşunlanarak öldürülen ve de bir çukura gömülen Türk’ün eşi olan kadını kuzeydeki yeni Taşkent köyüne yerleşirken, yerleştiği Rum evindeki asmayı kökünden keserek bahçesini tımar etmişti. Onun gibi 83 tane daha Dohni katliamına kurban edilen Türk şehitlerinin eşleriyle çocukları da aynı acıyı yaşamıştır.
Kapılar açıldığında eski evin sahibi bıraktığı evine gittiğinde hayret etmiş ve Türk şehit eşine şu soruyu sormuştu.
“Koca asmayı niye kestiniz?”
Türk kadın da ona şu cevabı vermişti:
“Siz bana asmayı neden kestiğimi soruyorsunuz. Siz bana katlettiğiniz kocamı geri getirin, ben size bir değil, bin asma ekeyim” demiştir.
Rum kadın utancından “haklısınız” diyerek çekip gitmişti.
Bu ve bunun gibi binlerce dramatik olaylar yaşadı Türk halkı.
Türk bayrağı bir milletin onuru ve şerefidir. Benim bayrağımı hangi el gönderden indirmeye kalkarsa, ben de o eli kırarım. Değil özür dilemek, yüzlerine de tükürürdüm. Kaldı ki, geçtiğimiz günlerde AKEL milletvekili Kukumas ile Rum eski Dışişleri Bakanı Markulli, EOKA’nın ödürdüğü masum Türkler için Türklerden özür dilemişler ve bu katilliklerin Rum tarihi için kara bir leke olduğunu kamuoyuna açıklamışlardır.
Amerika’da yaşayan iki komşudan birinin, komşusunun köpeğini öldürmesi üzerine komşusu hakkında dava açmış ve mahkemede yüklü bir para kazanmıştı, psikolojik tazminat olarak. Bu haberi bir gün gazeteden okumuştum. Hesaplaşmaya gelince, öldürülen yüzlerce Türk için nasıl bir bedel ödemelidir, Rumlar, bunu düşündünüz mü?
Yani Niyazi Kızılürek bu af dilemesi ile yücelmedi, bilakis küçüldükçe küçülmüştür.