Market cinayetinin düşündürdükleri

Abone Ol

Ülkemizde hiç de alışık olmadığımız olay, gerçekten herkesi derin derin düşünüdürdü. Sadece düşünme değil, korku da saldı insanların yüreğine.

Bir kadınla olan eski husumetini, cebindeki bıçakla Metropol Markete dalan zanlı, sırf kadını öldürmek için hamle yaptı ve kadını ölümcül darbelerle hastanelik etti. Ayrıca bıçakla kendini de yaralan katil zanlısı yaralı halde hastaneye kaldırıldı.

Yapılan araştırma göstermiştir ki, bu kadınla ilişkisi olan ve sonra yolları ayrılan saldırganın içinde hem derin bir aşk, hem de derin bir kin ve nefret vardır.

Kadın şimdi yoğun bakımda ve entübe edilmiş bir vaziyette. Şayet kadın ölürse, saldırganın hayatı da bitmiştir demektir. Ölmezse saldırgan kaç yıl yiyecek henüz belli değil. Lakin böyle insanların ülkeye gelmesi ve insanlara silah veya bıçakla saldırması, can güvenliğinin kalmadığını gösteriyor.

Şu anda dikkatler İçişleri Bakanı Dursun Oğuz’a çevrildi. Konu bir yerde İçişleri Bakanlığını ilgilendiriyor.

Dursun Oğuz olayla ve katil zanlısıyla ilgili şu açıklamayı yapmıştır.

“Bıçaklı saldırıyı gerçekleştiren zanlı, 30 Temmuz’da turist statüsünde adaya gelmiş. Zanlı daha önce de kısa sürelerle adaya giriş yapmıştır. Olay bireysel suç değil, ülke güvenliğini ilgilendirir. Bu olayın böyle bir mesele olarak değerlendirilmesi gerekir.”

Gerek kadın, gerekse katil zanlısı üçüncü ülkelerin insanlarıdırlar. Bunun dışında da pek çok uyuşturucu kaçakçısı ülkede elini kolunu sallayarak dolanıyor.

Bu durumda çok ciddi zecri tedbirler alınması lazım. Bir defa adaya gelecek olan kişilerden mutlaka cebindeki para sorgulanmalıdır. Sanırım bu konuda yasal düzenleme gerekecek. Konacak olan parada bir limit belirlenmelidir. Kişinin cebinde mantık açısından kabul edilir bir limitse mesele yok, yahut da üzerinde külliyetli miktarda para getirmişse, bu parayı nerden buldun sorusu sorulmalıdır. O parayı ne yapacak, adada ne maksat için kullanacak. Bunun yanında vize uygulanması gerekecek her halde.

Zaten vize uygulanmasına gidildiğinde KKTC’ye götüreceği para miktarı sorgulanacak ve beyanı pasaportta gösterilecek. Mesele bu ve bunun gibi insanlara zorluk çıkarmak ve caydırıcı duruma sokmaktır.

Mesela Kıbrıs’a öğrenci kimliği ile gelen talebelerin de kaydolduğu üniversiteden devre raporu istenmelidir. Ne zaman kaydoldu, hangi bölüme kaydoldu, devam ediyor mu? Bir de karakter belgesi gelecek herhalde gündeme.

Bakıyoruz birçok üçüncü uyruklu öğrencilerin altında süper lüks arabalar, ülkede cirit atıyorlar. Sık sık polisimizin yaptığı baskınlarda, yoldan çevirdikleri trafik suçlularının üzerinde dünya kadar uyuşturucu çıkıyor.

Yıllarca yazdık çizdik. Yeni bir hapishane yapılsın dedik. Yeni hapishane yapıldı ama o da doldu. Hapishane bu tür suçlularla doldu taştı. Bu işlerle uğraşan bazı üçüncü uyrukluların ne yatacak yerleri vardır, ne de karınlarını doyuracak paraları vardır. Kimileri kasıtlı suç işleyerek hapishaneye atılmasını bir avantaj olarak görürler. Nitekim bazıları beni deport ediniz, ülkeme gönderiniz derler. Devletimiz her deport edilmek isteyenin isteğini karşılayacak kadar zengin mi?

Metropol’deki bıçaklı saldırı olayına bir de kadına şiddet açısından bakmak lazım.

Son on onbeş yıldan bu yana, bütün dünyada kadına olan şiddet olayları hayli artmıştır. Bunun sebepleri sosyolojik açıdan araştırılmalıdır. Hatta bu konu üniversitelerin tez malzemesi olabilir.

Olaya sosyolojik ve psikolojik açıdan baktığımızda, kadına olan şiddetin, özellikle evli veya ayrılmış çiftlerde para meselesinin yattığını görürüz. Veya kıskançlık.

Metropol’deki olayda zanlının kıskançlık duygularının egemen olduğu tahmin ediliyor. Olay henüz yenidir. Yarın bu dava görülmeye başladığında olayın kıskançlık olabileceği anlaşılacak. Yani anlayacağınız, özgür bir kadın özgürdür ama özgür değildir. Kadının yaşantısı da etraflı araştırıldığında herhalde başka bulgular veya saldırganın cezasını hafifletecek sebepler de meydana çıkabilecek. Yine hiçbir sebep, bir kadını öldürmek veya öldürmeye muhatap olmak gereğini doğurmaz. İnsan Hakları Beyannamesi, her insan yaşam hakkını kimse elinden alamaz. Özellikle masum bir insanın.

Sendikalar kükrediler:

“Ülkemiz sorma gir hanına döndü.”

Olayı bu şekilde değerlendirenler bir yerde haklıdırlar. Dr. Küçük Harekat sonrasında Halkın Sesi gazetesinde kendi köşesinde yazdığı yazıda şöyle bir ifade kullanmıştı.

“Eskiden kapılarımız ve arabalarımız açık yatardık. Ama şimdi kapılarımıza çifte kilit vuruyoruz.”

O zaman şu ifadeyi kullanabiliriz.

“Ne oldu yahu bizim bakir memleketimize?”