KRİZ MASASI

Abone Ol

Ülkenin ekonomik sorunları daha da gündem maddesi oluyor. Bazı televizyon programlarında “kriz masası kurulmalıdır” ifadesi öyle kitabi bir ifadeyle gerçeğe dönüşüyor.

Birkaç gün önce Ticaret Odası Başkanı Turgay Deniz getirmişti gündeme ve zaman geçtikçe başka çevrelerden ve kuruluşlardan da dillendiriliyor, Kriz Masası meselesi.

Turgay Deniz’in ardından Sanayi Odası Asbaşkanı Sercan Görgüner Bahçeci de aynı çağrıyı yaptı.

“”Tüm paydaşların yer alacağı bir kriz masası oluşturulmalıdır” diyor.

Olaya ekonomi ve enflasyon açısından bakmak lazım. Üretici gözüyle olaya baktığımızda, sanayicilerin ne denli sıkıntılar yaşadıklarını görebiliriz. Başta enerji olmak üzere, mazot ve elektrik, can yakıyor. Sadece onlar değil sıkıntıda olanlar. Türk Ticaret Odası’na üye olan ve ticaretle uğraşan pek çok insan ekonominin dalgalanmasından hayli etkileniyor.

Bahçeciler’in şu beyanı, dövize endeksli ham madde ve itlahlata, teşviklerin ne boyutta etkilendiğini anlatıyor. Anlatılanlarda, teşviklerin yetersiz kaldığını ve ithal ürünlerle rekabetin zorlaştığını belirtiyor Bahçeciler.

Ticaretin en önemli olgusu, tabii ki rekabettir. Yani bir tüccar veya üretici piyasada ayakta kalmak için, ülkenin ekonomik gidişatında rekabet olması ve rekabet edilebilirliğin vuku bulması şarttır. Siz ürününüzle öğünürsünüz de ürününüz sair üreticilerle rekabet edebilir olabiliyorsa, vaziyet tamamdır demektir. Yani rekabet etmek ve etmemek denkleminde yolunuzu bulmanız lazım. Lakin ülkede ekonomik gidişat, gerçekten bir kriz masası oluşmasını gerektiriyor.

Kriz Masası deyince bütün siyasiler rahatsız oluyorlar. Çünkü ülkenin ekonomik ve kalkınma yönünden bir sıkıntı varsa, mutlaka düşünülmesi gerekir. Adını neden “kriz” koymuşlar? Çünkü krizi oluşturan etmenler masaya konma noktasında.

Hükümet kanadı gerekli teşvikleri yapıyor da, o teşvikler ekonomi açısından değerini yitirmişse, demek öyle bir kriz masası oluşmalıdır.

İnsanlar konuşa konuşa anlaşır. Konuşmazsanız kriz masasını nasıl oluşturacaksınız?

Ülkedeki ekonomik gidişat, çok sesliliği çağrıştırıyor.

Hani akıldan üstün akıl vardır derler ya… Akıl yoluyla ve konuşa konuşa dertler masaya yatırılırsa, herhalde hükümet kanadından bir ses gelecektir.

Ekonomistler bu konuda uğraş verirlerken, elbette bazı kurum ve kuruluşlarla ilişkiye girerler. Öte taraftan DPÖ de kendi argümanları ile masaya gelir.

Şayet hem Ticaret Odası, hem de Sanayi Odası Kriz Masası’nı oluşturursa, denek bir şeyler olmaya başladı demektir.