KKTC DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI “TEK TARAFLI ANLAŞMALAR KABUL EDİLEMEZ” DERKEN

Abone Ol

10 Haziran 2026 tarihli yerel yazılı basınımıza yansıyan haberlere göre yapmış olduğu açıklamada Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı “Rum liderliğinin yalnızca adayı değil, bölgeyi de hedef haline getirme riski taşıyan adımlar attığını belirtti” ve de “ Tek Taraflı Anlaşmalar Kabul Edilemez” olduğunu vurguladı.

Kıbrıs Rum liderliğinin, yalnızca adayı değil, bölgeyi de hedef haline getirme riski taşıyan adımlar atmaktan vazgeçmesi gerektiğini kaydeden bakanlık, Fransa’yı da bölgeye zarar veren girişimlerini sonlandırmaya davet etti..

Bakanlıktan yapılan açıklamada, Fransa ile Güzey Kıbrıs Rum Yönetimi arasında, Fransız Askeri unsurlarının adada konuşlandırılmasının yanı sıra askeri alanda teknoloji paylaşımı , ortak askeri tatbikatların icrası , askeri alanda eğitim faaliyetleri ile askeri tesislere teçhizat desteği sağlanması ve Fransa-GKRY askeri sanayi işbirliğinin geliştirilmesi gibi unsurları içeren Kuvvetlerin Statüsü (SOFA) anlaşmasının dün imzalandığı hatırlatıldı..

.. “İnsani amaçlar kisvesi altında esasen askeri kazanım ve avantaj elde etmeye yönelik giderek yoğunlaşan ve Kıbrıs Türk halkının ada üzerindeki özden gelen Egemen Eşitlik haklarını yok sayan bu adımlar, adamız ve bölgemizin güvenlik ve istikrarına ilişkin kurulan hassas dengeleri bozmaya yönelik olup Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Kıbrıs Türk halkı açısından yok hükmündedir” denilen açıklamada yaşanan gelişmelerin, Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin teminatı olan Türkiye Cumhuriyetinin etkin ve fiili garantisinin taşıdığı hayati önemi bir kez daha teyit ettiği ve Anavatan Türkiye ile savunma ve güvenlik alanlarındaki işbirliğini daha da güçlendirme yönündeki ihtiyacı görünür kıldığı kaydedildi..

..Bir yandan Doğu Akdeniz’e kıyısı dahi bulunmayan ilkeler de dahil olmak üzere çeşitli devletlerle askeri iş birliği ve silahlanma anlaşmaları imzalayan , yabancı askeri unsurların adamıza konuşlanmasına olanak sağlayan düzenlemeler yapan ve Kıbrıs’ın çeşitli askeri amaçlarla üs olarak kullanılmasına imkan tanıyan Kıbrıs Rum liderliğinin, diğer yandan da adada bir anlaşmaya varılabilmesi bağlamında “Sıfır Asker, Sıfır Garanti” şartını sürdürmesi samimiyetsizliğinin açık tezahürüdür” denilen açıklamada, bu tür provokatif adımların, adadaki iki halk arasında güven eksikliğini daha da derinleştirdiği belirtildi..

..Kıbrıs Rum liderliğinin, sistematik biçimde Kıbrıs Türk halkının özden gelen haklarını yok sayan ve adada oldubittilere yol açan tek taraflı adımlar atarak gerçek niyetini açıkça gösterdiği vurgulanan açıklamada Kıbrıs Türk halkını ve Kıbrıs Adası’nın tamamını temsil etme yetkisine sahip olmayan GKRY’nin, adanın tümünü ilgilendiren meselelerde tek taraflı anlaşmalar akdetmesinin “Kabul Edilemez” olduğu kaydedildi..

..Kıbrıs Rum liderliği yalnızca adamızı değil, bölgemizi de bir hedef haline getirme riski taşıyan adımlar atmaktan bir an önce vazgeçmelidir” denilen açıklamada , şu ifadelere yer verildi:

“Kıbrıs adasındaki mevcut gerçekleri ve Kıbrıs Türk halkının özden gelen Egemen Eşitlik haklarını göz ardı ederek, GKRY ile tek taraflı adımlar içerisine giren Fransa gibi devletleri adadaki iki devlet arasında iş birliği ve diyalog yaratılması yönündeki sürece zarar vermeye devam ettikleri aşikardır..

..20 Temmuz 1974 Mutlu Barış Harekatı ile Doğu Akdeniz’de sağlanan güvenlik ve istikrara yönelik düzende hiçbir şekilde yeri olmayan Fransa’yı da bölgemize zarar veren girişimlerine son vermeye davet ediyoruz” dedi.

Gelinen noktada Kıbrıs Türk halkı 15 Kasım 1983’te bağımsız ve egemen devletimiz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini ilan etti.

Ancak KKTC’nin ilanını kabullenemeyen Rum liderliği gelinen noktada ‘sözde’ Federasyon gibi bir siyasi çözümü hedefliyor!.. Ancak Rum liderliğinin esas hedefi Kıbrıs Türk halkını ‘azınlık’ hakları ile ‘sözde’ Kıbrıs Cumhuriyeti’ne bağlamaktır.

Nitekim, 19 Haziran 2026 tarihli yerel yazılı basınımıza yansıyan haberlere göre Avrupa Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola , Kıbrıs’ın yeniden birleşmesi çabalarına verdiği desteği vurgulayarak, Avrupa Birliğinin (AB) ancak Kıbrıs birleştiğinde gerçekten birleşmiş olacağını savundu. Roberta Metsola şöyle konuştu:

“Kıbrıs sorununa çözüm yolu diyalog ve diplomasiye dayanır, her sürdürülebilir çözümün temeli güvendir. Bu nedenle görüşmelerin hızla yeniden başlamasını umuyoruz. Avrupa Parlamentosu her zaman Kıbrıs’ın dostu olacaktır. Avrupa Kıbrıs’ın yanındadır. Kıbrıs sorunu , sadece bir ‘Kıbrıs’ sorunu değil , bir Avrupa sorunudur.

Sonuç olarak; Kıbrıs Türk ve Rum halklarının siyasi eşitliğine ve egemenliğine dayalı olarak Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin garantörlüğünde kurulan 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Rum-Yunan ikilisinin Megali -İdea hayalleri çerçevesinde gerçekleştirilen 21 Aralık 1963 Kanlı Noel silahlı saldırılarının ardından Kıbrıs Türk halkı, Türk Mukavemet Teşkilatı TMT’nin etrafında bütünleşerek anavatanımız Türkiye’nin desteğinde 11 yıl boyunca büyük mücadeleler vererek 20 Temmuz 1974 Barış Harekatının mutluluğunu yaşadı.

20 Temmuz 1974 Barış Harekatı ile Kıbrıs’ta iki bölgelilik oluştu. Yıllarca devam eden görüşme süreçlerinden olumlu bir siyasi sonuca varılamamasının ardından 15 Kasım 1983’te bağımsız ve egemen devletimiz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilan edildi.

Sonuç olarak; Kıbrıs Türk halkına düşen görev birlik ve beraberlik içinde hareket ederek bağımsız ve egemen devletimiz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini yaşatmak ve tanınmasını sağlamaktır..

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Sen Çok Yaşa..