13.02.2026 tarihli yerel yazılı basınımıza yansıyan haberlere göre; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman; BM Genel Sekreteri Antonio ile yer alan görüşme sürecinde; 2017’den bu yana geçen yaklaşık 9 yıllık sürede yaşanan durgunluğun iki taraf arasındaki güveni zayıflattığını dile getirdik..
.. Bunun yanında , Güney Kıbrıs’ın güvenlik, enerji, deniz alanları ve ticaret yolları konusunda Kıbrıs Türk halkını dışlayan anlaşmalar yapmasının da güveni azaltan bir unsur olduğunu belirttik dedi..
Sayın BM Genel Sekreteri Antonio ise Kıbrıs’ta kalıcı bir siyasi çözümün yalnızca ada için değil, bölgesel istikrar ve barış açısından da kritik olduğunu vurguladı. Sayın BM Genel Sekreterinin konuya ilgisinin azalmadığı, gelişmeleri yakından takip ettiği ve temasların daha sık sürdürüleceği yönündeki ifadeleri bizim açımızdan önemlidir..
..Sonuç olarak, Birleşmiş Milletlerin en üst düzeyde, Genel Sekreter seviyesinde süreci yakından takip ettiğini gördük. Biz de her düzeyde temas ve işbirliğini sürdürmeye kararlıyız..
..Metodolimizin ikinci maddesi, geçmiş müzakere süreçlerindeki kazanımların korunmasını içerir. Crans-Montana’ya kadar gelen müzakere sürecinde ortaya çıkan yakınlaşmaların ilkesel olarak kabul edilmesini öngörmektedir..
.. Bu maddenin amacı nettir: Sürece sıfırdan başlayarak daha iyisini yapabileceği söylendi. Süreç sıfırdan başlatıldı, uzun zaman harcandı. Ancak ortaya çıkan yakınlaşmaların, özünde Annan Planı’ndaki çerçevenin ötesine geçmediğini birebir biliyoruz. Yani sıfırdan başlandı, zaman kaybedildi ve gelinen nokta değişmedi..
..Biz yeni metodoloji derken tam da bunu önlemek istiyoruz. Crans-Montana’ya kadar oluşan yakınlaşmalar ilkesel olarak kabul edilmelidir. Bu, “Senin Yakınlaşmam” tartışması başlatmak için değil; tam tersine, böyle bir tartışmanın önüne geçmek içindir.
Son toplantıda sayın Hristodulidis’in kalın bir dosya ile gelmesi dikkat çekmişti. O dosyada kendi değerlendirmelerine göre; “Yakınlaşmalar” olduğunu söyledi ve siz de getirin, karşılaştıralım” yaklaşımını ortaya koydu. Bizim tam da kaçınmak istediğimiz şey budur..
..Eğer “Senin Yakınlaşman, Benim Yakınlaşmam” denirse, ortada yakınlaşma kalmaz; her başlık yeniden müzakereye açılır. Bu da sürecin fiilen sıfırdan başlaması anlamına gelir ve içinden çıkılmaz bir noktaya gidilir..
..Bu tutum, herhangi bir tarafın lehinde değil, sürecin lehinedir. Biz müzakere olsun diye müzakere istemiyoruz; çözüm olsun diye müzakere istiyoruz..
..Metodolojimizin üçüncü maddesinde yer alan zaman sınırlaması da bu nedenle önerilmiştir. Sürecin ucu açık ve sonsuz bir müzakereye dönüşmesini engellemek istiyoruz..
..Şunu da açıkça ifade ettim: Dönüşümlü başkanlık gibi temel başlıklar netleşmeden ikinci aşamaya geçilmesi mümkün değildir. Ancak, ikinci aşamaya geçildiğinde de yakınlaşmaların yeniden tek tek açılıp tartışılmasına girilmemelidir. Aksi takdirde süreç tekrar başa döner..
..Bu konuda çıkan bazı haberlerde Türkiye’nin engellediği yönünde değerlendirmeler yapıldı. Açıkça söylüyorum: “Eğer Bir ‘Engel’ aranıyorsa, o benim. Çünkü metodolojimizin ikinci maddesi zaten bu tartışmanın açılmaması üzerine kuruludur. Bu yaklaşımı New York’ta sayın Genel Sekretere de bire bir anlattım. Konunun Türkiye ile bir ilgisi yoktur..
..Yakınlaşmanın ne anlama geldiğini hepimiz biliyoruz. Eğer “Silahlar” üzerinden yeniden pazarlık başlatılırsa, bunun sonu gelmez. Tam da bunu engellemek istiyoruz..
..Kıbrıs Türk basınına olduğu kadar, Rum basınına da büyük saygı duyuyorum. Ancak, sürece yardımcı olmak adına haberler çıktığında bizden de görüş alınmasını önemsiyorum. Gazetede çıkan her habere anında yanıt vermek doğru değildir; aksi takdirde sürekli karşı taraf basınındaki haberlere cevap yetiştiren bir pozisyona düşeriz. Ancak sorulduğunda mutlaka yanıt veririz” dedi.
Sonuç olarak; Kıbrıs Türk halkına düşen görev; temellerinde, Kahraman Mehmetçiklerimizin, Mücahit Halkımızın, Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) mensuplarının, aziz şehitlerimizin canı ve kanı olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini yaşatmak ve tanınmasını sağlamaktır.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Sen Çok Yaşa..