KENAN ATAKOL KIBRIS DAVASININ EN ÖNEMLİ DIŞİŞLERİ BAKANIYDI

Abone Ol

Son ölüm haberi, maalesef eski Dışişleri Bakanımız Kenan Atakol’un vefatına dairdir. Politikadan çekildikten sonra tutulmuş olduğu rahatsızlığı, onu bizden kopardı. O hastalık nedir ki yıllarca onu yatağa mahkum etmiş ve hem kendisinin, hem de ailesinin hayatını karartmıştı.

Kenan Atakol’u, komuşumuz Feyziye Hulusi ile Hulusi Bey’in kızları Gönen ile nişanlanınca tanımıştım. Bizlerin Kamuran Aziz müzik grubu çalışmalarına gittiğimiz Kıbrıs Radyo Yayın Korporasyonunda, nişanlısı ile kayınvalidesini almak için gelişlerini hatırlalarım.

Bizim evin yüksek penceresi onların avlusuna açılıyordu. Gönen piyano çalışmalarına başlayınca konu komşu mutlu olurduk.

Kenan’la Gönen, çok mutlu ve birbirine yakışan güzel bir çiftti. Modern giyimli ve yenilikleri takip ederlerdi.

Kenan Atakol esasında baraj mühendisiydi. Hatta hatırladığım kadarı ile Ekim 1964’ta Amerika’ya üst lisans için burs aldığında, büyük hazırlık içerisindeydiler. Benim ve eşim Ünal’ın evlilik tarihimiz, onların düğünlerinden bir hafta sonraydı. Anımsadığım kadarı ile düğünlerini Çağlayan Bar’da yapmışlardı bizim gibi. Yani anlayacağınız, ne onlar ne de biz sevinmiştik evliliklerimizi.

1963 olayları hepimizin hayatını mahvetmişti. Durum kısmen normale yakın olunca Kenan’la Gönen kapağı Amerika’ya atmışlardı.

Kayınvalidesi Feyziye Hulusi hanımla Cumhuraşkan Muavinliğinde birlikte çalışmaya başlamıştık. O günlerde herkes bu zor günleri atlatmak için her işe el atardı.

Hatta Feyziye hanım bize onlardan gelen mektupları okur ve onların haberelerini öyle alırdık.

İlk kızları Tüge doğduğunda onun adını önce Semen koymuşlar ama semen kelimesi tıpta erkeğin spermleri anlamına geliği için o ismi değiştirmişler ve Semen’in adını Tüge olarak değiştirmişlerdi.

20 Temmuz 1974’te özgürlüğümüze kavuşunca Dışişleri Bakanı olan Vedat Çelik’ten Dışişleri Bakanlığını devralmıştı. Bundan önceki Bakanlık görevi Tarım Bakanlığıydı.

Sevgili Kenan henüz Bakan olarak atanmadığı günlerde sık sık çalışma odama gelir ve birlikte kahve içer sohbet ederdik. Feyziye hanım sık sık kadınlar toplantısına katılırdı. Süheyla hanımın en yakın dostuydu.

Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş bundan sonraki dönemde Kenan Atakol’la pek çok görüşmelere ve uluslararası konferanslara katılmışlardı. Ben şahsen Kenan Atakol’u, ulusal davamıza büyük katkılar koyan iyi bir siyasetçi olarak görmüş ve öyle algılamıştım. Kenan Atakol, 1976 seçimlerinde ve ondan sonraki tüm seçimlerde seçim kazanmış ve Dışişleri Bakanlığını sürdürmüştü. Özellikle Denktaş’ın en güvendiği adamdı. Her seçimde onu ve onun gibi dürüst ve ahlaklı siyasetçileri desteklemişimdir.

Kenan siyasetten çekilince Yeşil Barış Hareketi’ni oluşturmuş ve bu organın yıllarca başkanlığını sürdürmüştü. Yani bir yerde çevreci bir yapıya sahipti.

Ailenin en büyük acısı, kayınbiraderi Ongun Hulusi’nin Londra’dan gelip birinci barış harekatına katılması ve şehit olmasıydı. Hani öldürmeyen Allah öldürmez derler ya... İşte o anlamda ben de Allah’ın öldürmediği şanslı mücahitlerdendim.

Rahmetlik Ongun’la Birinci Barış Harekatında 30. Bölükte beraber çarpışıyorduk yana yan. Taarruza kalktığımızda Ongun elindeki tompson’la öncü birliklerle katılmıştı. Çarpışmalar, Rumların elinde olan Lefkoşa Devlet Hapishanesi civarında seyrediyordu. Bizler de onlara derstek atışı yapıyorduk.

O çarpışmada bir de Dersev’in oğlu Taylan’ın ağır şekilde yaralanmasına tanık olmuştuk. Taylan yıllarca acı çekti, sonra vefat etti. Onun vefatı da çok acı olmuştu.

Harekat sonrasında Feyziye Hulusi hanıma İskan Dairesi Karaoğlanoğlu’nda bir ev tahsis etmişti. Bu onaların hakkıydı. Lakin Ongun’un acısı hi dinmedi.

Kenan Atakol kitaplara sığmayacak kadar mükemmel ve mütevazi bir insandı, kısaca. Allah’tan ona gani gani rahmet ve yaslı ailesine başsağlığı dilerim.