Hükümete iki önemli uyarı!

Abone Ol

Şu an iktidarda bulunan UBP ve küçük ortağı DP seçim atmosferine girildi girileli sanki da devlet yönetiminde dört ucunu koyvermiş modundadır…

Birinci uyarı; benim yıllar yılıdır serbest soygun düzeninden hiçbir farkı yoktur dediğim serbest piyasa son üç aydır resmen çıldırmış durumdadır.

İğneden ipliğe kadar tüm gıda ve temel ihtiyaç ürünlerine getirilen yapay fiyat artışlarıyla resmen toplum soyulup soğana çevrilmektedir.

Ne iktidarın ne de muhalefetin tam da seçim üstü birilerini küstürmemek için piyasaya müdahale etmeyeceğini hesaplayan vurguncular çetesi piyasayı resmen kasıp kavurmaktadır.

Haliyle de, cebinde parası olan ve güneye geçme imkanı olan hemen herkes gidip güneyden alışveriş yapmakta, milli gelirin belki de yarısından fazlasını Rum tarafına bırakmaktadır.

Çünkü, Rum tarafında satılan temel gıda ürünlerinde ve gündelik kullanılan birçok üründe fiyatlar yarı fiyatın da altındadır.

Hal böyle olunca da, kuzeyde kazıklanacağımıza gider güneyden Rumdan alırız diyen vatandaş Rum tarafındaki marketlere ve mağazalara akın etmektedir.

Durum sadece seçim dönemlerinde değil, genelde böyledir, ancak seçim dönemine girildi girileli, son üç aydır bu hal ve gidişat, resmen infilak etmiştir.

Eğer bu soygun düzenine müdahale etmeyecekseniz, ne iktidarda olmanın ne de muhalefette olmanın hiçbir faydası yoktur…

Devletin birincil görevi vatandaşını her türlü kötülükten korumaktır…

Bugün KKTC’de serbest piyasa adı altında yaratılan serbest soygun düzeni tarifsiz bir kötülükten başka bir şey değildir…

Başbakan ve ekonomiden sorumlu ilgili bakan gözünü dört değil, kırkdört açmalıdır, aksi takdirde halk soyularak ödediği bedeli seçim sandığında ödetir…

İkinci uyarı; Okulların açılışının ikinci haftasındayız ve öğrencilerin toplu taşımacılığında sağlanması gereken hizmet konusunda, sorun ve sebepler ne ve nasıl olursa olsun, devlet kanadı resmen çuvallamıştır.

Toplu taşımacılıkta okullar için hizmet alımı yapılan firmalarla yapılacak pazarlıklar, anlaşmalar filan çoktan bitirilmeliydi ve toplu taşımacılık konusunda en ufak bir sorun yaşanmadan okullar açılmalıydı.

Gelin görün ki, bu konu sürüncemede kaldı ve bir haftadan beridir şehirlerde, kasabalarda, özellikle de sabah ve öğle saatlerinde, okul bölgeleri tam bir trafik kaosuna maruz kalmış durumda.

Dua edin de bu kaosun içinde bir çocuğumuzun başına bir iş gelmesin, yoksa bunun bedelini kimse ödeyemez.

Taşımacılıktan sorumlu firmalar bu işi çocuklarımızın kara gözü, kara kaşı için yapmıyorlar, kendi çıkarları için yapıyorlar…

Şartlarını kabul ettirmek için okulların açılmasını koz olarak kullanacaklarını tahmin etmek için müneccim olmaya hiç gerek yoktu… Buna fırsat verilmemeliydi, bu sorun okullar açılmadan çok önce çözülmeliydi.

Bütün bunlar hükümetin hanesine yazılan eksilerdir.

Bütün toplumu şoka sokan, tarifsiz bir travma yaşatan gemi faciasından sonra tam da okulların açılışı sırasında okullara taşımacılık sorununun ortaya çıkması ve çocuklarımız için can güvenliği açısından da potansiyel bir tehlike yaratması, kabul edilebilir bir durum değildir.

Eğer hükümet yukarda belirttiğim iki soruna acilen çözüm bulmazsa, sandıkta bunun bariz bir bedeli olacaktır, demedi demeyin…

Muhalefet iktidara gelme şansını yakalarsa, bu muhalefetin başarısından dolayı olmayacak, iktidarın başarısızlıklarının muhalefetin artı hanesine yazılmasından dolayı olacaktır…