Gelecek nesillere bırakılacak kültürel bir miras

Şeker Portakalı Ağacı Sohbetleri

Gelecek nesillere bırakılacak kültürel bir miras:

Şeker Portakalı Ağacı Sohbetleri

Başarılı meslek kariyerinin yanı sıra, renkli kişiliği ve sanatın tüm alanlarına duyduğu ilgisi ile tanınan Metin Erduran’la hayat hikayesini, duruşunu, kendi ve diğer insanların hayatlarına dokunarak kaleme aldığı başarı hikayelerini işlediği Şeker Portakalı Sohbetleri üzerine konuştuk.

ŞEKER PORTAKALI’NIN HİKAYESİ

Baf doğumlu olan Metin Erduran, 1974 yılında henüz 14 yaşındayken, savaştan birkaç ay sonra ailesi ile birlikte  Lefkoşa’ya göç etmiş. Sonra babasının Girne’de yaşamak istediğini söylemesi üzerine, Girne’deki evlerine doğru yola çıkmışlar.

‘’Buradaki en önemli konu ilk karşılaştığımda evle ilgili hissettiklerim ve düşündüklerimdir. Ağaçta bu düşünceler ile birlikte başlar. 1975 Kasım ayında eşyalarımızı da alıp eve yerleşmeye gittik. Eve geldiğimizde bizi bir sürpriz karşıladı. Ev çok eskiydi. Evin üzerinde 1925 yazan bir demir bölüm vardı. Tabi biz Baf’tan ayrıldığımızda yapımını yeni bitirmiş olduğumuz ve içerisinde sadece 1.5 sene yaşayabildiğimiz bir evi gerimizde bırakmıştık. İlk etapta tabi bu bizim moralimizi bozdu. Sonra bahçeye çıktım, bahçede bir Portakal ağacı vardı. Kendimi o ağacın altında buldum. Üstünde Portakallar vardı. Bir tanesini kopartıp yedim. Tadı Baf’ta yemiş olduğum portakallara hiç benzemiyordu.  Bir tane daha yedim sonra bir tane daha. Moralim de bozuk altında öylece oturdum. Bana sanki iyi gelmişti o ağaç.’’

Sonra o portakal ağacının yere değen dalları doğal bir gizli mekan gibi yıllarca özel anlarında, moralinin bozuk olduğunda, kendiyle baş başa kalmak istediğinde kendini bulduğu özel sığınak olmuş Metin Bey’e.

Yıllar sonra hayata atıldığında bu şu anda aktif olarak çalışan Laboratuarının inşaatında Portakal ağacını muhafaza etmeleri için özellikle çaba sarfettiğini söylüyor. İnşaat bittikten sonra portakal ağacının altında otururken kendi kendine ‘neden ben bu ağacın öyküsünü yazmıyorum’ demiş ‘hem benim için bir anı olur hem de bu öyküyü sevdiklerimle paylaşırım’ dediğini söylüyor.

1975 Kasımında nasıl bu ağaçla tanıştı ve hayatı ondan sonra nasıl biçimlendi.Hayatında olup bitenler, yaşadığı süreçler ve her zaman hayatının bir parçasında olan ‘O’ ağaç. İşte bu öyküyü bir dergide yayınlanmak üzere kaleme aldı.

Erduran ‘’Adres Dergisi sahibi Tayfun Çağra öyküyü çok beğendi. Ve okuyucular tarafından da ayrıca beğenildi öykü. Çünkü herkes bir şekilde kendinden bir parça buldu. Anlatış tarzım duygulara hitap ettiğinden duygusal bir parça da buldu insanlar.’’

Daha sonra öyküyü kendi sosyal medya hesabımdan paylaştığını ve öykünün çok yoğun ilgi gördüğünü söyleyen Erduran “Bana ‘okurken gözyaşlarımıza hakim olamadık’ diyenler oldu. ‘Sanki kendimi yaşadım’ ‘o günlere gittik,

gerçekten çok başarılı bir öykü’ diye yorumlar aldım. Ve yazmaya devam etmelisin diye sürekli teşvik aldım” diyerek Şeker Portakalı’nın başlangıç hikayesini bizlerle paylaştı.

Birgün ünlü yazarlarımızdan Sevgül Uludağ, Metin Erduran’ın Şeker Portakalı öyküsünü  Rumca ve İngilizceye çevirmek istediğini söylemiş. Ve daha sonra öykü Rum basınında da yayınlanmış.

Erduran ‘’O noktada  önemli olan Kıbrıslı Türklerin buraya gelmesinin  yanı sıra Rumların da oraya gidip bir şekilde hayat kurma çabaları var, ben nasıl gelip bu Portakal ağacını burada bulmuşsam.. Artık onlar da gelip burada sınırsız bir hak talep edemez çünkü benim de artık burayla ilgili yaşanmışlıklarım var. Çocukluğum gençliğim burada geçti. Sonra büyüdüm çocuklarım oldu, onlarda bu ağacın meyvelerinden yedi.’’ diyor.

Metin Bey, daha sonra bu ağacın bir nevi anıt ağaç olduğunu söylüyor. Gerek dergilerden gerek sosyal medyadan ağaç duyulduğu için bir merak uyandırmaya başladığını ve ‘gelip biz de bu ağacı bir görelim’ demeye başlayanlar olduğunu belirtiyor. ‘’Kahve içmeye geldiler arkadaşlarım, dostlarım hatta tanımadığım insanlar bile gelmeye başladı. Oturup güncel konulardan sohbet ediyorduk. Kendi kendime dedim ki ‘bu gelen insanların da yaşanmışlıkları hayat hikayeleri var. Neden ben bu insanlarla kahveyi içerken çok uzun uzadıya olmasa da onların hayat hikayelerini dinleyip kaleme almayım’.  Gelen kişilerin öykülerini dinlemeye başladım ve kendi yazı dilimde kaleme almaya başladım.’’ diyerek aslında Şeker Portakalı öykülerinin çıkışı ve gelişmesi böyle olduğunu söylüyor.

   

ŞEKER PORTAKALI ÖYKÜLERİNDE NELER KONUŞULUYOR?

Metin Erduran ‘’Tabi ki bir yaşam öyküsü konuşuluyor ama ben özellikle insanların hayatında olan dönüm noktalarını ele alıyorum. Şeker Portakalı tabi ki herkese açıktır, ama seçim yaparken genelde bir yaşam derinliği olan özellikle topluma bir mesaj verebilecek nitelikte, başarısı ve yaşanmışlıklarıyla, zorlukların üstesinden gelen insanlarla sohbet etmeyi tercih ediyorum. Topluma bir hikaye kazandırmak adına.

Özellikle 60 yaş üstü insanlarla yaptığım sohbetlerde Kıbrıs’ın 1950’leri 60’ları 63–74 arası yılları, 74 yılından sonra yaşanılanlar konuşulduğunda ortaya çok güzel hikayeler çıkıyor. O dönemdeki ticari ilişkiler, sosyal ilişkiler anlatılıyor. Bunun içinde Rumlarla olan diyaloglar da var. Bunlarda en bariz görülen o zamanda yaşanılan ciddi boyutlardaki fakirlik! Sıkıntı çeken insanlar.

40-60 yaş arası daha çok 74 öncesi ve sonrası anlatılıyor.

Bir de gençlerle de sohbet etmeye çalışıyorum. Özellikle yurtdışında başarı kazanan veya burada başarılara imza atmış gençler.’’

 

Kimler var?

Listede birçok isim var :)

Arif Sezerli (İş adamı),Atay Cafer(İş adamı),Aysin Sinal(Dr. Akademisyen),Bayram Bayramoğlu(İş adamı),Bülent Berkay(Bankacı),Dimağ Özgüm(Genç Girişimci),  Dr. Mebrure Tahir Altuç(Yurt Dışında yaşayan Dr.), Ela İnan Dilaver(İş kadını, biyokimya uzmanı), Ergün Olgun(İş adamı,Kıbrıs Müzakerecisi, Cumhurbaşkanı müsteşarı), Esat Varoğlu(Eski Milletvekili, emekli öğretmen), Hasan Özyalçın(modacı),Hüseyin Kemaler(İş adamı, bankacı), Kemal Ahmet Atay(Emekli Öğretmen, yazar),  Mahmut Kanber(Kuaför, K.T.E.S.O başkanı), Mehmet Gökyiğit(FODER Başkanı), Olgun Üstün(GAU Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı),Osman Fırat (İlkokul öğretmeni, Okul Müdürü),Özlem Özbekoğlu(iş kadını), Önder Kamiloğlu(Emekli Öğretmen, Futbol Antrenörü,Dev-iş eski Başkanı), Redif Nurel (Muteahhit),Salih Çoşar(İş adamı),Selim Yeşilpınar (Gurme, Şef),Tamer Garip(Akademisyen, film yazarı, yönetmen),Tayfun Çapra(Gazeteci, yazar),Yılmaz Öztürk(İş adamı,şair),Salih Oral(Lise öğretmeni, Ressam),Anber Ciddi(İş kadını),Atilla Berberoğlu(Emekli bankacı),Betül Dizdarlı Hastan(Ev kadını),Cemal Tunceri (Karikatürist Sanatçı),Deniz Nasifoğlu(Akademisyen),Dr. Ramadan Tunççevik (Dr., Başhekim),Duygu Ballı (Genç iş adamı),Emin Çizenel(Emekli öğretmen, ressam, sanatçı),Hasan Eminağa (İş Adamı, Halk Sanatları ustası),Havva Yetkili (iş kadını),Kadri Fellahoğlu (İş adamı, eski Belediye Başkanı),Kemal Emirzade (Emekli öğretmen,  Eski Milletvekili, Eski Güzelyurt Belediye Başkanı),Mehmet Çangar (iş adamı),Ömer Çıralı(İş adamı),Şehnaz Çehreli Şefik (İş kadını),Yağmur Özyalçın (Genç iş kadını, müteahhit),Cevat Yıldız (Fitness Şampiyonu, Avrupa ikincisi)

Bunlar  isimlerden bazıları.

   

En çok ilginizi çeken öyküler hangisi?

Erduran “Aslında ilgimi çeken 2 öykü oldu ama aslında özünde  hepsi de  birbirinden özel öyküler olduğu için bu çok ilgimi çekti deyip de kimseye haksızlık etmek istemem” diyor ve yorumu kitap çıktığında okuyuculara bırakmak istiyor.

FARKLI ÖYKÜLER,  FARKLI YAŞLAR..

Dinlediğiniz öykülerde genç nesille 74 yıllarında savaş görmüş o yılları yaşamış kişiler arasındaki farkı sorduğumuzda ise, gençlerin savaşla ilgili ve yaşanan sıkıntılarla ilgili bir yaşanmışlıkları olmamasına rağmen yine de ele alınan konuları dikkatle takip ettiklerini ve merakla okuduklarını gözlemlemiş Metin Bey. Ve bunu baz alarak gençlere belirli mesajlar vermeye çalıştığını vurguluyor.  Ülkede yaşanan sorunlar ne olursa olsun, imkansızlıklarla yılmamak gerektiği ve asla ülkeyi terk etmemek gerektiği mesajını tekrardan vurguluyor.

“Konuştuğum kişilerin, iş adamı girişimci doktor, onların nereden gelip ne başarılar elde ettiklerini ve gençlerin de neler başardığını göstererek bu başarı hikayeleriyle özünde inanıp mücadele ettiğin zaman istediğin yerlere bir şekilde gelebileceğinin kanıtı olarak ortaya çıkıyor. Sanırım en bu hikayeleri kitap şekline çevirme isteği de en çok bu ideolojiden doğuyor” diyen Erduran, bir de gençlere başarı öyküleri anlatarak hem onlara öykü okuma alışkanlıklarına  bir katkı hem de en zor durumda bile bir yerden hayata başlamak için umudun her zaman var olduğunu göstermeye çalıştığını vurguluyor.

   

UMUT VARDIR.. YETER Kİ O UMUDU İÇİNDE TAŞI, İSTE VE ÇALIŞ

“Benim Şeker Portakalı öykülerimde aslında aynı temadan çıkmıştır. Kendi umut ve başarı öyküm, ilerleyen zamanda içine katmış olduğum insanların öyküleri” diyen Metin Erduran, Şeker Portakalı’nda toplam 100 öyküye ulaştığında bir kitap olma hedefinin gelecek nesillere güzel bir arşiv tadında bir miras bırakabilmek olduğunu söylüyor.

Peki 100 kişiyi bulduğunuzda Şeker Portakalı’na yine de devam edecek misiniz?

 “Devam edebilirim ama o 100 öykü ile kitabı bitirdikten sonra nihai kararı vereceğim. Ama bir program çerçevesinde devam etmek tabi ki isterim.

Öykülere geri dönecek olursak öykülerde yalnızca Kıbrıslılara değil yabancı ülkelerde, Türkiye de doğmuş ve Kıbrıs’ı yurt olarak adletmiş kişilere de yer veriyorum. Sonuçta onların da burada yaşanmışlıkları ve bir geçmişleri oluyor.”

Tv programı veya radyo programı düşünüyor musunuz?

 “Bu konuda gerçekten çok teklif var fakat Şeker Portakalı’nın şöyle bir özelliği var ki bu benim için çok önemli, konuklarımın hikayelerinde kullandığım yazım dili. Radyo veya televizyonda o tadı alamama riski var.”

Bir köşe yapsanız mesela J

Erduran “Basın yayın kuruluşlarından da teklifler aldım ama ilk hedef kitap...”

Gazete işini duyurmamak daha iyi... Rakiplerimiz duymasın :)

Şeker Portakalı’nı kaç kişi ziyaret etti?

Çok ziyaretçim oldu ama öykü konusunda sanırım kitabımın %60 bitti.

Kanaat olarak ne oluşturdunuz?

“Kıbrıslı Türkler çok sıkıntı yaşadılar, çok fakirlik yaşadılar. Rumlarla çok yakın arkadaşlıklar kuran Kıbrıslı Türkler de var fakat çok zor günler görmüş kişilerde var ve o günlerin bir şekilde tarihe not düşülmesi gerektiğine inanmaktayım.”

Kıbrıslı Türkler inanılmaz bir mücadeleci ruhu olduğunun özellikle altını çizen Erduran“Ekonomik ve sosyal sıkıntılara karşı verilen mücadeleler Kıbrıslı Türklerin ne kadar cesur ve mücadeleci bir toplum olduğunun hiç kuşkusuz kanıtıdır! Kıbrıs Türk toplumunun ülkesine çok bağlı olduğu kanaatindeyim ” diyor.

Daha Fazla Haber