GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN KURULUŞUNA GİDEN YOL
1914 yılında başlayan I.Dünya Savaşına dünyanın belli başlı devletleri katıldı. İtilaf Devletleri; İngiltere, Fransa, Rusya, Sırbistan, İtalya, Yunanistan, ABD, Japonya , Romanya, Brezilya ve Portekiz’den oluşurken İttifak Devletleri de Almanya, Avusturya, Macaristan, İtalya, Osmanlı Devleti ve Bulgaristan’dan oluşuyordu.. 4 Yıl süren savaşlar sonunda Osmanlı Devleti ile birlikte olan devletlerin yenilmeleri üzerine savaş kuralları gereği Osmanlı Devleti de yenik sayılmıştı.
İtilaf Devletleri ve Osmanlı Devleti arasında 30 Ekim 1918’de Bahriye Nazırı Rauf Orbay başkanlığındaki Osmanlı Komisyonu ve İngiltere Temsilcisi Amiral Catthorp arasında Limni Adasının Mondoros Limanı’nda imzalanan Mondoros Ateşkes Antlaşması ile Osmanlı Devleti fiilen ve hukuken sona eriyordu. Mondoros Ateşkes Antlaşmasının 7. Maddesine göre , İtilaf Devletleri güvenliklerini tehdit eden bir durumu bahane ederek istedikleri bölgeleri işgal edebileceklerdi. Nitekim, bu anlaşmanın imzalanmasıyla birlikte işgaller de başlayacaktı..
18 Ocak 1919’da gerçekleşen Paris Barış Konferansı; İngiltere, Fransa, İtalya, ABD ve Japonya liderliğinde 32 devletin katılımı ile gerçekleşmişti. Fransa ve İngiltere Konferans’ta Doğu Trakya ile İzmir çevresinin Yunanistan’a verilmesini, sağlamışlardı.
Mondoros Ateşkes Antlaşması ile Boğazların İngilizlerin kontrolüne geçmesi yanında Çanakkale, Musul, Batum, Antep , Samsun, Bilecik, Merzifon, Urla ve Kars’ı işgal ederken Fransızlar, Trakya’daki demiryolunun önemli istasyonlarını, Dörtyol, Mersin, Adana ve Afyon’u işgal ettiler. İtalyanlar ise Antalya, Kuşadası, Bodrum, Fethiye ve Marmaris’i işgal ettiler. Konya ve Akşehir’e asker gönderdiler.
Yunan askerleri, İngiliz gemilerinin ve askerlerinin korumaları altında 15 Mayıs 1919’da İzmir’i işgale başladılar. İzmir’in işgaline tepki olarak o günde Gazeteci Hasan Tahsin tarafından düşmana atılan ilk kurşun,Türk Kurtuluş Savaşının başlangıcı olurken Yunanlılar üç koldan Ege bölgesini işgale başlayacaklardı..
Mondoros Ateşkes Mütarekesi’nin Doğu Anadolu’da 6 vilayetin Ermenilere bırakılacağına ilişkin maddesi Ermenileri harekete geçirdi. Kozan , Osmaniye, Mersin ve Adana’ya Fransızlarla birlikte Ermeni çeteleri geldiler.
Mustafa Kemal Paşa, Türk Milletinin ulusal egemenliğe dayanan, kayıtsız ve şartsız olarak bağımsız, yeni bir Türk devleti kuracak güçte olduğuna inanıyordu. Padişah ve İstanbul Hükümeti’nin teslimiyetçi tutumu karşısında kurtuluş yolunun Milli Mücadele olduğunu anlamıştı. Düşman işgallerine karşı bazı bölgelerde gösterilen direniş ve milli teşekküllerin kurulması da Mustafa Kemal’i umutlandırmıştı..
Mustafa Kemal Paşa’nın Anadolu’ya geçmek için fırsat aradığı günlerde Karadeniz’deki Pontus Rum Çetelerinin bölgedeki Türklere karşı silahlı saldırıları da artmıştı. I.Dünya Savaşı’nın sonunda ortaya çıkan tablo, yeni Türk Devletinin kuruluşuna giden yolu da açacaktı.. O günde Atatürk, yeni bir devlet kurma düşüncesinden hareketle çağdaş bir devlet kurmayı hedefliyordu. Osmanlı Devleti’nde halk ve devlet birbirinden ayrı idi. Atatürk’e göre halk, devletten ayrı olmamalıdır..
13 Kasım 1918’de İstanbul’un düşmanlar tarafından işgal edilmesinin ardından İzmir’in 15 Mayıs 1919’da İngiltere’nin desteğinde Yunanistan tarafından işgal edilmesi Anavatanımız Türkiye’de ulusal bilincin uyanmasına ve Türk milletinin birlik ve beraberlik içinde hareket etmesine neden olacaktı..
Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak bastıkları günde Milli Mücadele fiilen başlar ve Türkiye Cumhuriyeti’nin de temelleri atılırken “Milli Egemenliğe dayalı kayıtsız şartsız, bağımsız ve egemen bir devlet istediğini dile getiriyordu. Atatürk, Türk Kurtuluş Savaşı’na başlarken Türk halkına milli bilincin kazandırılması için de mücadele verecekti.
19 Mayıs 1919 Türk Milleti için önemli bir dönüm noktasıdır. Türk Kurtuluş Savaşı , Mustafa Kemal Paşa’nın 19 Mayıs 1919 günü Samsun’a ayak basmasıyla başlamış olup özgürlüğe ve bağımsızlığa ilk adımın atıldığı gündür.
Ulusuna inanarak ve güvenerek 19 Mayıs 1919’da dava arkadaşlarıyla Samsun’a gelen Mustafa Kemal Paşa, 19-25 Mayıs tarihleri arasında Samsun’da kalır. 25 Mayıs 1919’da Havza’ya geçen Mustafa Kemal, ilk temaslarını Havza’da yaptı ve 29 Mayıs günü Havza telgrafhanesinden çektiği Genelgesinde İzmir ve Ege’deki Yunan işgalinin uyandırdığı tehlikelere dikkat çekerek milli protesto hareketlerinin ve mitinglerin başlamasını istiyordu.
21-22 Haziran 1919 tarihli Amasya Genelgesi’nde ilk kez: “Vatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikededir. Vatanın bütünlüğünü, milletin bağımsızlığını ve Milletin İstiklalini Yine Milletin Azim ve Kararı Kurtaracaktır” deniliyordu.
Sivas ve Erzurum Kongresi öncesi Ordu Müfettişliği görevinden alınarak İstanbul’a çağrılan Mustafa Kemal Paşa bu gelişme üzerine görevinden istifa edecekti..
23 Temmuz-7 Ağustos 1919 tarihleri arasında yer alan Erzurum Kongresi’nde “ Ulusal sınırlar içerisinde vatan bir bütündür, bölünemez. Ulusal kuvvetleri ve ulusal iradeyi egemen kılmak esastır” deniliyordu.
Mustafa Kemal’in Amasya genelgesi ile yaptığı çağrı üzerine I. Dünya Savaşı’ndan sonra işgale uğrayan Türk topraklarını kurtarmak ve Türk milletinin bağımsızlığını sağlamak için çareler aramak amacıyla seçilmiş ulus temsilcilerinin Sivas’ta bir araya gelmesiyle 4 Eylül-11 Eylül 1919 tarihleri arasında düzenlenen Sivas Kongresi’nde alınan kararlarda “ Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür, ayrılamaz.. Kuvvayı Milliye’yi tek kuvvet tanımak ve milli iradeyi hakim kılmak esastır… Manda ve himaye kabul edilemez…” deniliyordu.
27 Aralık 1919’da Ankara’ya ulaşan Mustafa Kemal Paşa; bütün yörelerden gelen halkın temsilcileriyle 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Milet Meclisi’ni açarak bütün dünyaya karşı yayınlamış olduğu beyanname ile “Egemenliğin kayıtsız şartsız Türk milletine ait olduğunu” ve “Büyük Millet Meclisi’nin üzerinde hiçbir makam bulunmadığını” ilan ettiği o günde yeni bir Türk Devleti kuruluyordu. O günde Büyük Millet Meclisi, Mustafa Kemal Paşa’yı Başkan seçerken Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde İstiklal Savaşı da başlıyordu...
23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılması ile yeni bir Türk Devleti kurulmuştu.. Millet egemenliğine dayandığı ve demokratik bir yapıya sahip olduğu için, devletin isminin “Cumhuriyet” olması gerekiyordu. Ancak o günkü siyasi ortamın uygun olmaması nedeniyle rejimin adı açıklanmamış, iç ve dış düşmanların bunu bölücü amaçla kullanmalarına meydan verilmek istenmemişti. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, ‘Elçi’ kabul etme ve atama, yasaları uygulatma, devleti temsil etme yetkilerine sahip olduğu halde, kendisine “Devlet Başkanı” anlamına gelen bir unvan verilmemişti. Bu nedenle devlet başkanlığı boş gibi görünüyordu…
..Büyük zaferin kazanılmasından sonra 1 Kasım 1922’de Saltanat kaldırılarak Cumhuriyete giden yolda , en önemli engel aşılmış oldu.. Meclis tarafından saltanatın kaldırılmasına rağmen, hala daha Halifeyi devlet başkanı olarak görenler vardı.. Gerçekte , rejimin değişeceği ve kişisel yönetime son verileceği daha Amasya Genelgesi’nde ilk kez şu şekilde belirtilmişti: “Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.”
27 Aralık 1919’da Ankara’ya ulaşan Mustafa Kemal Paşa bütün yörelerden gelen halkın temsilcileri 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni açarak bütün dünyaya karşı yayınlamış olduğu beyanname ile “Egemenliğin Kayıtsız Şartsız Türk Milletine Ait Olduğunu” ve “Büyük Millet Meclisi’nin üzerinde hiçbir makam bulunmadığını” ilan etmiştir. Ayni gün Meclis ,Mustafa Kemal Paşa’yı başkan seçti ve onun önderliğinde İstiklal Savaşı başladı.
Milli Mücadele 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a ayak basmasıyla kısa sürede merkezi bir nitelik kazanır. Bu süreçte arka arkaya 10 Ocak 1921’de I. İnönü Zaferi, 1 Nisan 1921’de II. İnönü Zaferi, 23 Ağustos-13 Eylül 1921 tarihleri arasında kazanılan Dumlupınar ve Sakarya Meydan Muharebeleri ile Türk yurdunun kurtarılması yolunda önemli adımlar atıldı.
26-30 Ağustos 1922’de yapılan Başkomutanlık Meydan Muharebesinde gerçekleştirilen Büyük Taarruz , Türk İstiklal Harbinin son safhasıdır. 26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz sonucunda Yunan ordusu kısa sürede dağılır, 30 Ağustos’ta büyük zafer gerçekleşir. 1 Eylül 1922’de Başkomutan Mustafa Kemal Paşa ordulara , “İlk Hedefiniz Akdeniz’dir İleri”! derken düşmanın akıbetini de belirlemiş oluyordu.
Türk askerleri kaçan düşmanı takip ettiler. Türk askeri her gün bir şehri düşmandan temizleyerek 9 Eylül 1922’de Yunan’ı İzmir’de denize dökülmesinin ardından 11 Ekim 1922’de imzalanan Mudanya Ateşkes Antlaşması ile Doğu Trakya da teslim alınıyordu.
Geriye dönüp bakacak olursak; 23 Nisan 1920’de açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi, 24 Nisan 1920 günü kabul ettiği ilk kararlarında “TBMM’nin Türk milletinin gerçek temsilcisi olduğu , TBMM’nin üzerinde başka bir güç tanınmadığını” belirtmiştir. İşte bu Cumhuriyet idaresinin başlangıcı demekti.
24 Temmuz 1923 Lozan Barış Anlaşması Türk Kurtuluş Savaşını tamamlayan siyasi bir zafer oldu. 27 Eylül 1923 günü Türk Basını, Mustafa Kemal Paşa’nın Avusturya’lı bir gazeteciye Cumhuriyetin teşekkül edeceğine dair verdiği beyanatının ardından , Ankara’da çıkan Yeni Gün Gazetesi, 8 Ekim 1923 günü “Yakında Cumhuriyet ilan edilecek” başlığı ile bir makale yayınladı.
13 Ekim 1923’te Ankara Başkent oldu. 28 Ekim akşamı Mustafa Kemal Paşa yakın arkadaşlarını Çankaya’da yemeğe çağırdı. Onlara yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz dedi. 29 Ekim günü Mustafa Kemal Paşa hazırlanan Cumhuriyet önergesini Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne verdi. Meclis önergeyi kabul etti. Neticede 29 Ekim 1923 günü Türkiye Cumhuriyeti ilan edildi. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanının ardından Mustafa Kemal Paşa oy birliği ile Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı seçildi.
Cumhuriyet rejimi Türk milletine çok şeyler kazandırmıştır. Her şeyden önce Cumhuriyet, egemenliğin bir şahsa, bir zümreye, bir sınıfa değil, millete ait olduğu gerçeğini kazandırmıştır. “ Türkiye Cumhuriyeti’nin idare şeklinin Cumhuriyet olduğu” hükmünün değiştirilemeyeceği, değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceği ayrı bir anayasa maddesiyle teminat altına alınmıştır..
29 Ekim 1933’te Atatürk Onuncu Yıl Nutku’nu okurken Türkiye Cumhuriyeti’nin ilan edildiği 29 Ekim gününü en büyük bayram olarak armağan etmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna giden yolda başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere; aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi, kahraman Mehmetçiklerimizi saygıyla selamlıyorum..
Büyük Türk Milleti Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Silah Arkadaşlarına Minnettardır..
Türkiye Cumhuriyeti Sen Çok Yaşa …