EMEKLE KAZANILAN HAYATLAR

Abone Ol

Bir İşçi Bayramını daha geride bırakırken, insan düşünüyor, bir işçi gerçek emeğinin karşılığını alabiliyor mu diye. İşçi Bayramı BM Güvenlik Konseyi’nce Kabul edildikten sonra, 1 Mayıs bütün ülkelerce kutlanır hale geldi.

Bugüne kadar işçiyi sembolize eden objeler, orakla çekiç olmuştur. Orakla çekici Rus blokunun insanları yaratmış ve kullanmışlardır.

Henüz Rus Bloku yıkılmadan veya dağılmadan önce bütün Rus ve sol basın emek temasını işlemişlerdir.

Gerçekte bireyin emeği, evrensel olsa da, doğu ile batının çatışması anlamında, ezenle ezilen anlamında bir yapı oluşuyordu. Rusya yıllarca emeği savunurken, gerçekte “ezen” konumunda o süreci yaşamış ve yaşatmıştır.

1988’de katıldığım Doğu Berlin turunda neler nelere görmüşüz. Biliyorsunuz Berlin ikiye bölünmüştü, doğu ve batı diye. Batı, zenginliği temsil ederken,Doğu da adeta fakirliği ve sefaleti temsil ediyordu. Doğu’da yaşayan insanları görünce o zaman anlamıştım emek kavramının ne denli değerli olduğunu.

Yollardaki kamyonlar 1950’lerin kamyonlarıydı. Elbiseler yamalı ve demode olmuş bir görüntü veriyordu. Rus bloku, insanlara sefaleti unutturmak ve herşeyin ortak kullanımı anlayışına dayanan bir rejimin ülkesiydi. Sokak lambaları ha söndü, ha sönecek gibiydi. Berliin duvarının üzerinde çıplak elektrik telleri vardı. Bir gecede yapılan Berlin duvarının doğu ile batıyı ayıran bç yapıydı. Çıplak teller doğuda kısılan insanların orada yaşamaya mecbur bırakılmalarıydı.

O turda şehitliği de ziyaret etmiştik. Şehitliği görmek için yüksek bir yerden muntazam gömülmüş mezarları görebiliyorduk. O yüksek yerin başında iki devasa heykel vardı. İki adamın heykeli… Üzerlerinde önlükler, ellerinde de emeği temsil eden orakla çekiç vardı.

Hani zaman zaman kullanırız ya, insanlar eşittir diye…

Eşitlik de evrenseldir. Hangi anlamda eşit oluyor insanlar? Doğuşta eşit değiller mi? Eşittirler. Bir de demokratik rejimli ülkelerin mezarlıklarına gittiğinizde, zenginle fakirin ayrışımını da görürsünüz. Bizim Dikmen mezarlığında da bu durum vardır. Kimi insanların görkemli mezarlarına inat, varlığı ha kayboldu, ha kaybolacak fakirin toprak mezarları orada insanı rahatsız edecek bir konumda.

İşte eşitlik kavramı bu durumda girer devreye. Siz ne kadar zengin olursanız olunuz,siz istediğiniz kadar yakınınıza görkemli mezar yapınız, yerin altında, Allah’ın katında herkes eşittir. Eşitlik öyle birşey.

Berlin Duvarı yıkıldıktan sonra da görev icabı gittiğim Doğu Berlin, batıya açılan bir kent haline dönüşmüştü. Yani doğu ile batının yıllar sonra birleşmesi, zenginliği paylaşma babıda bir durum yaratılmıştı.

Bence dağılan Rus blokunun özgürlüğe kavuşmasını Gorbaçov’a borçludurlar. Gorbaçov’un perestrika hareketi, bütün Rus blokundaki Türk Devletlerini öyle dünyanın gözüne sokmuştur.

Gorbaçov’un yenilik hareketi, işte o anlamda emek de özgürlükle beraber hayat bulmuştur. Gorbaçov’un yenilik hareketinden önce devlet olarak kış olimpiyatlarına katılan Rus Sporcular ve Rus sanatçılar, gittikleri Rusya dışındaki ülkelerde sığınma talep etmişler ve kendilerine özgürlükle beraber “insan olma” avantajını yakalamışlardır.

Mesela ünlü sporcu Naim Süleymanoğlu öyle kaçmıştır ülkesinden. Ünlü bir başka sporcu Natya Komonetçi de öyle.

Genelde spor ve sanatta Rus bloku emekle beraber, bütün yarışmalarda hep birinci olmuşlardır. Çünkü rejim, acı ve sefalet çeken insanları fikren başka yöne teşvik etmiştir. Rusların başarıları da ondandı.

Naçizane bir ifade ile, 4. Öykü kitabımı Kıbrıs Türk Yazarlar Birliği basıyor. Kitabın ilk öyküsü emek üzerinedir. Kapağına da bir parmağının ucu makinada kopan bir müteahhit arkadaşımın iki elini kavuşturmuş, hatta buruşmuş cildiyle bir fotoğrafını koyuyorum. Kitabımın adı “EMEK”olacak.

Yani emeği sembolize edecek o kitap.

Kısacası emek üzerine yazılacak o kadar çok şey vardır ki, bu da emeğin yüceliğini belirliyor.