DÜN OLDUĞU GİBİ BUGÜN DE RUM LİDERLİĞİ ENOSİS HAYALİ İLE YAŞARKEN

Abone Ol

Dün olduğu gibi bugün de Kıbrıs’ta adil ve kalcı bir siyasi çözümü hedeflemeyen Rum liderliği her vesile ile “Türk askeri adadan gitmeli, Garanti Antlaşmaları iptal edilmeli ve de olası bir siyasi çözümde Kıbrıs Türkleri ‘azınlık’ haklarına razı olmalı” diyor !..

Keza Rum liderliği İngiliz Üslerinin geleceği konusunda da “Bu üslere dair söz söyleme hakkı Kıbrıs Cumhuriyeti’nindir . Kıbrıslı Türkler söz sahibi olmak isterse Kıbrıs Cumhuriyetine yama olmalıdır! diyor..

Gelinen noktada Rum liderliği her vesile ile anavatanımız Türkiye’nin garantörlüğünü çağ dışı olarak yorumlamakta ve de Türk askerinin garantörlüğünü ve de adadaki varlığını kabullenememekte ve de Türk askerini işgalci olarak görmektedir.

Yine , Rum liderliği her vesile ile “İngiliz Üslerinin geleceği konusunda bu üslere dair söz söyleme hakkı Kıbrıs Cumhuriyeti’nindir diyor!..

Yine gerçek şu ki; Rum liderliği, Kıbrıs Türk halkını Kıbrıs Cumhuriyetinden dışladıkları gibi, Kıbrıs Türk halkını köylerinden de dışladıklarını, Kıbrıs Türk halkını köylerinden zorla kovduklarını ve de yapmış oldukları silahlı saldırıları ve katliamları unutmuş görünüyorlar!..

Yine gerçek şu ki; Rum liderliği gerçekleri saptırıp Kıbrıs’ta barışın karşısında Kıbrıs Türk halkını engel olarak görmektedirler. Rum liderliği dün olduğu gibi bugün de Garanti Anlaşmalarını ve de Türk askerinin adadaki varlığını kabullenemiyor!. Rum liderliği Kıbrıs Türk halkının hayatta kalmasını ellerinden almak için de olası bir siyasi çözümde Garanti Anlaşmalarının iptalini istiyor !..

Rum-Yunan ikilisi, şunu çok iyi bilinmelidir ki Kıbrıs’ta olası bir siyasi çözümde anavatanımız Türkiye’nin garantörlüğü ve Türk askerinin Kıbrıs’taki varlığı Kıbrıs Türk halkının olmazsa olmazıdır.

Yine Rum-Yunan ikilisi çok iyi bilmelidir ki; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilelebet yaşayacak ve de tanınması sağlanacaktır.

Gerilere dönüp baktığımızda Rum-Yunan ikilisinin gerçekleştirdiği katliamlar unutulmadı ve de asla unutulmayacaktır. Kıbrıs Türk halkının bugün adadaki varlığının devam etmesi hiç şüphe yok ki anavatanımız Türkiye’nin garantörlüğü sayesindedir.

Günümüzde Gazze’de ve de Filistin’de yaşananları gördük ve görmeye devam ediyoruz. !.. Bu katliamlara dünyanın nasıl sessiz kaldığı da ortada !... İsrail’in neler yaptığını, hiçbir kural tanımadığını acıma ve merhametin olmadığını, insani hiçbir değerlerinin olmadığını görüyoruz. Yaşanan katliamlara dünyanın nasıl sessiz kaldığını üzülerek görmekteyiz.

Kıbrıs Türk halkı geçmiş yıllarda yaşadıklarını yeniden yaşamamak için dünden bugüne var olan Garanti Anlaşmalarının ve de Türk askerinin Kıbrıs’taki varlığının devamı şarttır.

Gerçek şu ki Kıbrıs’taki gerçekleri her vesileyle saptırarak barışın karşısında engel olarak Türk askerinin garantörlüğünü gören Rum liderliği iyi niyetli değildir. Rum liderliği art niyetli olmasa Kıbrıs’ta yaşanan olumsuzlukları, Türk askerinin Kıbrıs’taki varlığına bağlamayacaktır.

Yakın geçmişse dönüp bakacak olursak Gazze’de ve Filistin’de yaşananları gördük. Gazze’yi, Filistin’i gördük. Israil’in neler yaptığını, hiçbir kural tanımadığını gördük. Korumasız insanların başına neler geldiğini gördük. Tüm dünyanın, yapılan katliamlara nasıl sessiz kaldıklarını gördük.

Kıbrıs’ta geçmişte yaşananlar vardır. Günümüzde tüm dünyanın bu katliamlara nasıl sessiz kaldığını gördük. Geçmişte yaşanan acıları ve de bugün Gazze’de yaşananların benzerini yaşamamak için anavatanımız Türkiye’nin garantörlüğü ve de kahraman Mehmetçiklerin adadaki varlığı olmamış olsaydı bugün Kıbrıs’ta bir tek Türk kalmayacak ve de Girit’te, Rodos’ta olduğu gibi tüm Kıbrıs Türk halkı katledilmiş olacaktı.

Bugün Kıbrıs Türk halkının Kıbrıs’taki varlığı anavatanımız Türkiye’nin garantörlüğü ve de Türk askerinin Kıbrıs’taki varlığı sayesindedir..

Günümüzde gerçek şu ki; 7 düvelin askerini süper teçhizat Kıbrıs’a yığan Rum lideri Nikos Hristodulidis, ayranı son derece kabarmış bir biçimde “ Çözüm Anahtarı Belli, Türk Askeri’nin Kıbrıs’tan Çekilmesidir” diyor, Rum göçmenler Kuzey Kıbrıs’taki evlerine mülklerine dönmelidir diyor, Kıbrıs Türkleri ‘azınlık’ haklarına razı olmalıdır diyor. Türkiye Kıbrıs Cumhuriyetini tanımalıdır diyor, başka bir şey demiyor.

Gerçek şu ki; 1960 Kıbrıs Cumhuriyetinin kurulmasının ardından ilerleyen günlerde anayasada 13 maddelik tadilat yapmak istemesi ve de 21 Aralık 1963 Kanlı Noel silahlı saldırıları ile 1960 Kıbrıs Cumhuriyetini yıkmalarının ardından Yunan askerlerinin de desteği ile ada genelinde yaptıkları katliamların ardından anavatanımız Türkiye tarafından gerçekleştirilen 20 Temmuz 1974 Barış Harekatı ile Kıbrıs’a barış ve huzur geldi. Kıbrıs’ta iki bölgelilik oluştu.

Taraflar arasında yıllarca devam eden görüşme sürecinde olumlu bir sonuca varılamamasının ardından 15 Kasım 1983’te bağımsız ve egemen devletimiz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilan edildi.

Dün olduğu gibi bugün de Rum-Yunan ikilisi Kıbrıs’ta olası bir siyasi çözümle birlikte Enosis’e giden yolu açmak isterken; Kıbrıs Türk halkına düşen görev birlik ve beraberlik içinde hareket ederek bağımsız ve egemen devletimiz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini anavatanımız Türkiye’nin desteğinde yaşatmak ve tanınması sağlamaktır.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Sen Çok Yaşa..