CTP CEK-CAK POLİTİKASI YAPIYOR

Abone Ol

Cumhuriyetçi Türk Partisi, tek başına iktidar olmak için devamlı politikalar üretiyor. Üretiyorlar da, ürettikleri politikalar hep “cek-cak” politikası üzerine. Geçmiş icraatlarında da gördük yaptıklarını.

Mesela geçmiş iktidar ortaklığı döneminde belgelerle kanıtlanmış olaylar vardır. Bunlardan birisi Kıbrıs Türk Turizm İşletmeleri idi. UBP döneminde Körfez Savaşı’nda yaşanan sıkıntılara rağmen, şirketi kârla devretmişlerdi CTP’ye. CTP döneminin idarecileri bütün şirketi iflasın eşiğine getirdikleri gibi, şirketin bütün turistik tesislerini teker teker elden çıkarmışlar ve devlet gelirlerini heba etmişlerdi. Hatta CTP’nin organlarındaki elemanlar için her akşam Salamis Bay Otel’in sahillerinden Mimoza’nın sahillerine kadar masalar kurulur ve “ücretsiz” faturaları ile hesaplar kapatılırdı.

O dönemde ayrıca bütün tesisler elden çıkarılmış ve kaynaklar kurutulmuştu. Elden çıkan tesisler; Salamis Bay Otel, Mimoza Otel, Mare Monte, Dorana Otel ve dahaları…

Şirket Genel Müdürünün arabası da CTP milletvekili Tatvan’lı Bayram Karaman’a adeta bedavaya ve ihalesiz satılmıştı.

Kıbrıs Türk Hava Yolları da CTP öneminde başlayıp yok olmuştu. Her gelen işe alınmış ve personel sayısı ödenemeyecek duruma gelmişti. Şirket iflas edince yüzlerce personel kendilerine yeni bir gelecek kapısı aramak zorunda kalmıştı.

Şimdi bakıyorum verilen beyanatlara. Bütün siyasetleri hep “cek-cak” üstüne. Şunu yapacağız, bunu yapacağız diyorlar. Başbakan Ünal Üstel’den başlayıp bütün bakanları eleştiriyorlar. Lafla peynir gemisi yürümez. Ama ağızları da iyi laf yapıyor, nemelazım.

Siyaset, psikolojik savaşın ta kendisidir. Hani at babam at, buna inanan çıkacaktır elbette. Ya gerçekleri görenler ve yaşayanlara ne diyecekler, onu merak ediyorum.

Mümkün olsa bir aylığına CTP’ye tek başına iktidar görevi verir, bir ayın sonunda neler yaptıları gözle görülür herhalde. Veya devlete yapacakları maddi ve manevi tahribatı da görmüş olacağız. Öyle bir durumda, ne kadar CTP’li yandaşlar ve yoldaşlar varsa, soluğu bakanların kapılarında alacaklar ve “biz de bu baldan bir parmak alalım” diyecekler.

Geçmişe baktığımda neler neler geçmez ki gözlerimin önünden… Sadece 1974 Harekatı ile gelişen demografik harekat, iskan uygulamasını getirdi. Sadece bu proje, başlı başına bir olaydır. O insanları iskan etmek, topu nüfus politikasının uygulamasında sosyal, psikolojik ve ekonomik zorlukları aşmak ve o insanlara yeni bir gelecek hazırlamak, gerçekten hem zor, hem de huzur vericiydi. Herkesi bir dam altına sokmak ve bununla beraber, arkalarında bıraktıkları toprakları değil, kuzeydeki özgürlük ve ölümsüz bir vatanı tercih ettiler.

Gelişen Kuzey Kıbrıs topraklarında ne projeler geliştirildi, neler yaşandı ve nerelere geldik, onu düşünün.

Bütün bölgelerde gerçekleştirilen sanayi bölgeleri, sanayi kalkınmasını getirdi. İhracat arttı.

Bayrak Radyosu bize yeterli miydi? Değildi elbette. Ama BRT çok işler yaptı. Bayrak radyosu olan ismi, Harekat sonrasında Rum’un vericisi elimize geçinde Türkiye kanallarımıza kavuştuk ve çocuklarımızı Rum kültürü ile değil, halis Türk kültürü ile yetiştirdik. Bu meyanda pek çok kanal oluştu ve radyo-televizyon yayıncılığı gelişti.

Üniversitelerimizi saymaya ve söylemeye gerek yok. Eğitim politikamız gelişti ve hala gelişmektedir. Artık gençlerimiz Türkiye ve başka ülkelerde dirsek çürütmekten kurtuldu ve gençlerimiz, kendi vatanlarında eğitim aldı ve hala almaktadır. Rumların 1974 sonrasında sadece bir üniversitesi vardı. Adeta “çatla” dercesine üniversitelerimiz.

Türkiye’nin KKTC’ye akıttığı paraların ve projelerin hayata geçmesinde UBP’nin icraatları ile önemli adımlar atıldı. Sadece Asrın Projesi olarak nitelendirdiğimiz deniz altından Türkiye’den topraklarımıza su getirilmesini kim eleştirebilir?

Ulusal Birlik Partisi’nin hedefleri her zaman büyük olmuştur. Ve iktidar gücünü avucunda tutmayı bilmiş ve bu günlere gelmişiz.

Kapılar açıldığında kuzeye geçen Rumlar şoke olmuşlardı. “Biz de Türklerin kulübelerde ve İkinci Dünya Savaşı dönemlerdeki külüstür arabaları kullanıyorlar sanmıştık. Türklere bu kadar ambargo uygulamamıza rağmen, bizden hiç farkları yoktur refah seviyesi açısından. Gözlerimize inanamadık. Kuzeyde bütün lüks arabalar altlarında. Sokaklar Mercedes, BMW ve Toyota’larla dolu. Üstelik yüzme havuzlu villalarda yaşıyorlar” demişlerdi.

CTP’nin devamlı eleştirdikleri bakanlık da Eğitim Bakanlığıdır. Gerçek odur ki, öğrencilerimiz Rum’dan kalma köhne binalarda eğitim görmüşler ve zaman içinde bu binalar iyileştirilerek, onların yanına yenileri inşa edilmiş ve edilmektedir. Bu çarkı döndürmek kolay değildir. Esasta en kolay işi muhalefet yapıyor. Dilin kemiği yoktur. Adeta gözünün üstünde kaşın ve dercesine bir eleştiri aldı başını gidiyor. Halbuki Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu canla başla çalışarak yapılması gerekenleri yapıyor. Ama yine de eleştirileri göğüslüyor.

Söylenecek daha çok başarılı işler vardır. Bırakın eleştirsinler ve Ulusal Birlik Partisi bildiği doğruları uygulasın.

Kısacası “cek-cak”la icraata talip olmak çok kolaydır, sevgili okurlarım. Yani “CEK-CAK”…